Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/12271 E. 2013/9366 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/12271
- Karar No
- 2013/9366
- Karar Tarihi
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 18.04.2013 gün ve 2012/6175/25355 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.05.2013 gün ve KYB.2013/142564 sayılı ihbarnamesi ile; Yalan beyanda bulunmak suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206/1. maddesi gereğince 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/11/2006 tarihli ve 2006/755-899 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; 1- Suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan 1 ay hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, 2- Hükümlünün hırsızlık suçu nedeniyle yakalandıktan sonra gerçek kimliği yerine kardeşi ...'ya ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin, suç tarihinden sonra 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268/1. maddesi aracılığıyla 267/1. maddesi kapsamında düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 206/1. maddesinin, bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişilere ait olması durumunda uygulanma olanağının doğabileceği, bu sebeple hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 343/2. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 267/1. maddesinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın belirlenmesi yerine, 5237 sayılı Kanun'un 206/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 47/43 sayılı kararında açıklandığı üzere sanığın daha önce bir kez tanınmış olan atıfetin genişletilmesi suretiyle hakkaniyete aykırı, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacak biçimde önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasının mümkün bulunmadığı cihetle, hükümlünün eylemine uygun olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 343/2. maddesi ile suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 268/1. maddesi aracılığıyla aynı Yasanın 267/1. maddesinde öngörülen cezaların alt sınırları dikkate alınarak; hükmolunabilecek ceza süresi itibariyle 5237 sayılı TCK’nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki tedbirlere çevrilmesi zorunluluğu bulunmadığından, tebliğnamenin birinci bendindeki kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, hükümlünün hırsızlık suçu nedeniyle yakalandıktan sonra gerçek kimliği yerine kardeşi ...’ya ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin, suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1. maddesi aracılığıyla 267/1. maddesi kapsamında düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nm 206/1. maddesinin, bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişilere ait olması durumunda uygulanma olanağının bulunduğu, bu sebeple hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK'nun 343/2. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nun 267/1. maddesinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi yerine 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, yasaya aykırı ve kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin ikinci bendindeki düşünce yerinde görüldüğünden, Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.11.2006 gün ve 2006/755 esas, 2006/899 sayılı kararının CMK'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA, infazın bu ceza üzerinden yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 05.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.