Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/1010 E. 2013/3135 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık, Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/1010
- Karar No
- 2013/3135
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık, Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, Sahtecilik HÜKÜM : 1- 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası, 2- 5237 sayılı TCK'nun 157, 52. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 2.000 YTL adli para cezası, 3- 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası.
Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan sanığın adının nüfus kayıt örneğine göre mahallinde düzeltilmesi, 5271 sayılı CMK'nun 232/2-d bendi gereği gerekçeli karar başlığında yazılması gereken sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığının mahallinde yazılması mümkün görülmüştür. 1. Sanık hakkında noterden sahte imza beyannamesi düzenletmek suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak: 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkranın diğer bentlerinde yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2. Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üstsınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, yüklenen suç tarihi olan 18.06.2001'den temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 3. Sanık hakkında sahte çek keşide etmek suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise; Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin sübutun bulunmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; 1-5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi uyarınca; “(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da (2) aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup sanığın suça konu iki adet çeki sahte olarak düzenleyip katılana aynı zamanda vermesi nedeniyle zircirleme suç hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeden lehe yasa karşılaştırmasının 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesi ile yapılıp alt sınırdan aynı ceza tayin olunup anılan Yasanın 43. maddesindeki artırım oranının fazla olduğundan bahisle lehe hükmün hatalı belirlenmesi yasaya aykırı, 2- Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 231 ve TCK’nun 7/2. maddeleri gereğince, sanık hakkında 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.