Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2011/10318 E. 2013/7546 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2011/10318
Karar No
2013/7546
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 1-765 sayılı TCY.nın 342/1, 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası 2-765 sayılı TCY.nın 503/1, 522/1, 59. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 416 YTL adli para cezası 1-5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 2003 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 2-Sanık hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik müdafiin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği cihetle; sanığın aşamalarda senedi arkadaşı ...'ın rızası ile ve kendisinde vekaletnamesi olduğu için imzaladığını savunması, ayrıca şikayetçi ...'ın kendisine yönelik icra takibine itirazda bulunmayıp borcu ödediğinin ve dosyaya ibraz edilen Bafra 1. Noterliğince düzenlenen 03.06.2003 tarihli genel vekaletname ile sanığa kendi adına mali sonuçlar doğuran her türlü belgeye imza atabilmesi konusunda yetki verdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın resmi evrakta sahtecilik kastı ile hareket ettiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde açıklanmadan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kabule göre: 3-Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan suça konu 25.12.2003 tanzim, 15.01.2004 vade tarihli senette keşideci borçlu yönünden TTK'nun 688/6. maddesi hükmüne göre tanzim yeri mevcut olmadığı, aynı kanunun 689/son maddesinde öngörülen keşidecinin adı ve soyadı yanında yazılı ve idari birim olarak kabulü mümkün bir yer ismi de bulunmadığından HGK'nun 02.10.1996 gün 12/590-650 sayılı kararında açıklandığı üzere kambiyo senedi vasfı bulunmaması nedeniyle senedin özel belge niteliğinde bulunduğunun gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2011/10318, K. 2013/7546, T. 09.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2011-10318-e-2013-7546-k-c5ab84b812fb