Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/6501 E. 2010/11246 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/6501
- Karar No
- 2010/11246
- Karar Tarihi
Emniyeti kötüye kullanma suçundan sanık ...'in 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 508, 55/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 50/1, 52/2, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 99. maddeleri gereğince 1.070 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 01/10/2007 tarihli ve 2006/2352 esas, 2007/1248 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre. 1- Suç tarihi itibarıyla yaşı küçük olan ...'in savunmasının müdafii olmaksızın alınmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında, 2- 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesi gereğince lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden 765 sayılı Kanun'un 508, 55/3 maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 50/1, 52/2, 5275 sayılı Kanun'un 99. maddesinin birlikte uygulanması suretiyle karma uygulama yapılmasında, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 27.03.2010 gün ve 2010/3116/19127 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 14.04.2010 gün ve KYB.201081505 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.05.2009 gün ve 87/132 sayılı kararında açıklandığı üzere; “647 sayılı Yasanın yürürlükte bulunduğu dönemde işlenen suçlar yönünden 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uygulanmak suretiyle kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezalarının, anılan maddenin 4. fıkrasındaki; “Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez.” hükmü uyarınca, miktarına bakılmaksızın temyizi olanaklı ise de; 647 sayılı Yasanın 4. maddesinde yer alan ve kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların paraya veya maddede yazılı tedbirlere çevrilmesine ilişkin olan bu ilkelere benzer düzenlemelere yer veren 5237 sayılı TCY’nın 50. maddesinde, “Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir.” hükmünün yer almasına karşın, “Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmemesi nedeniyle, gerek 5237 sayılı Yasanın 50. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse 52. madde uyarınca doğrudan hükmedilen 2 milyar lirayı (2000 TL.) aşmayan adli para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz yeteneği bulunmadığından, hükümde yasa yolu, süresi, mercii, yönteminin gösterilmemesi de hükmü temyize olanaklı hale getirmeyeceği cihetle, bu tür hükümlerin kanun yararına bozma yasa yoluyla incelenmesi mümkündür. Öte yandan, 5271 sayılı CMK'nın 150.maddesinin 2. fıkrası uyarınca; müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendini savunumayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilir biçimindeki hükmün, çocuk şüpheli veya sanıklar yönünden uygulanabilmesi için esas alınması gereken tarih, suç tarihi olmayıp, bu kişilerin sorguya çekildikleri tarih veya hüküm tarihidir. İncelenen dosya içeriğine göre; kayden 01.02.1989 doğumlu olup, sorgusunun yapıldığı 17.07.2007 tarihi itibariyle 18 yaşını ikmal ettiği anlaşılan ve yasal hakları hatırlatılmasına karşın müdafii talep etmeksizin sorgusu yapılan sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı ve müdafii olmaksızın sorgusunun yapılmasında da usule aykırı davranılmadığı belirlenmekle, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin birinci bendindeki düşünce yerinde görülmediğinden CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca; suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile sonradan yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması sonucu lehe olan hükmün tespiti gerekirken yazılı şekilde cezanın 765 sayılı TCK 508 ve 55/3.maddesine göre belirlenmesi ve 5237 sayılı Yasanın 62/1. 50/1, 52/2 ve 5275 sayılı Yasanın 99. maddelerinin birlikte uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması yasaya aykırı ve kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin ikinci bendindeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 01.10.2007 gün ve 2006/2352 Esas, 2007/1248 sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, yerel mahkemenin uygulamasına göre 765 sayılı Türk Ceza Yasası hükümlü lehine olduğundan anılan Yasanın 508. maddesi uyarınca mahkemenin uygulaması da gözetilerek takdiren 2 ay hapis ve 450 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 55/3. maddesi uyarınca cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak 1 ay 10 gün hapis ve 300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 59/2. maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak hükümlünün 1 ay 3 gün hapis ve 250 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezasının 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca günlüğü takdiren 12 TL'den hesaplanmak suretiyle 396 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı türden para cezalarının aynı Yasanın 72. maddesi uyarınca içtima ettirilerek hükümlünün sonuç olarak 646 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu ceza üzerinden yerine getirilmesine, kararın diğer kısımlarının aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.