Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/15173 E. 2012/22418 K. – Memur Olmayan

Konu: Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/15173
Karar No
2012/22418
Karar Tarihi
Konu
Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : 1- Sanık ... :CMK'nun 223/2. maddesi gereğince; beraatine. 2-Sanık ...: TCK'nun 342/1, 80, 59/2. maddeleri gereğince; 2 yıl 2 ay 2 gün hapis cezası. Suça konu trafik tescil belgesinin, motorlu taşıt belgesinin ve sigorta poliçesinin delil olarak dosyada saklanmasına. A-Cumhuriyet savcısının, sanık ...’ın beraatine ilişkin hükme yönelen temyizinin incelenmesinde: Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, Cumhuriyet savcısının sübutun bulunduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, B - Cumhuriyet savcısı ve sanık ... müdafiinin, sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelen temyizlerinin incelenmesine gelince: Yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin vaki duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilip incelenerek gereği görüşüldü: 1-Esasen ... plaka sayısı ile Seflek Uluslararası Nakliyat A.Ş. adına trafikte kayıtlı olduğu halde suç tarihinden önce çalınan aracın sanık tarafından motor ve şase numarasının değiştirilip, Arkem Kimya A.Ş. adına kayıtlı olan ... plakalı araçmış gibi sahte trafik ve tescil belgeleri oluşturulup, aracın Cilvegözü Gümrük Kapısından Suriye’ye çıkartılması için sahte ruhsatta araç maliki olarak gösterilen Arkem Kimya A.Ş. tarafından Beyoğlu 12. Noterliğince beraat eden sanık ...’a verilmiş gibi aracın yurt dışına çıkmasını sağlayacak özel bir vekâletnamenin sahte olarak düzenlendiğinin iddia ve kabul olunmasına karşın, suça konu noter vekâletnamesinin aslının dosya içerisinde veya adli emanette bulunmadığının anlaşılmasına göre; anılan belgenin aslının ele geçirilip geçirilmediği belirlenerek, belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık yeteneğinin takdirinin hâkime ait olacağı cihetle bu belge ile suça konu diğer belgeler incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve anılan noter belgesinin aslının ele geçirilmesi ve iğfal kabiliyetine haiz olduğunun belirlenmesi durumunda suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 342/2 (5237 sayılı TCK'nun 204/1-3) maddelerine uygun bulunan “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması ve denetime olanak verecek şekilde suça konu belge asıllarının dosya içine konulmaması, 2-Sahte trafik ve tescil belgeleri ile sigorta poliçesinin aynı anda ele geçtiği somut olayda; suça konu belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiklerine veya kullanıldıklarına ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı ve 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesine göre aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı, ancak birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği cihetle olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı göz önüne alınıp buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de 3-Resmi belgede sahtecilik suçu için 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan alt ve üst sınır ceza içinden 2 yıl 6 ay hapis cezası tercih edilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki suç için öngörülen cezanın üst sınırının aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesi ile tayin edilecek cezanın 765 sayılı TCK’nun 342/1. maddesi gereğince tayin edilen 2 yıl 6 ay hapis cezasından daha az olması gerektiği gözetilmeden 765 sayılı Yasanın sanık lehine olduğu kabul edilip yazılı şekilde uygulama yapılması, Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/15173, K. 2012/22418, T. 26.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-15173-e-2012-22418-k-7ba20c07ff1e