Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/1155 E. 2012/19269 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/1155
Karar No
2012/19269
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : ...:5237 sayılı TCK.nun 204/1, 43/1, 53/1-2. maddeleri gereğince 4 yıl hapis cezası, 53/1 maddesinde sayılan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılma, ...:a)5237 sayılı TCK.nun 204/1, 63, 53/1-2. maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası, tutuklu kalınan sürenin cezadan mahsubu, 53/1. maddesinde sayılan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılma, b)Değişen suç vasfına göre 5237 sayılı TCK.nun 268 maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 267/1, 63, 53/1-2 maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası, tutuklu kalınan sürenin cezadan mahsubu, 53/1. maddesinde sayılan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılma I- Sanık ... yönünden resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak: 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkranın diğer bentlerinde yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II.Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik, sanık ... hakkında iftira suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde; Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 1-)Sanık ...'ın, üzerinde ve arabasında 15.08.2006 tarihinde yapılan aramada sahte olarak düzenlenmiş ve kendi fotoğrafı yapıştırılmış, ... adına tanzim edilmiş nüfus cüzdanı ve ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi bulunduğundan bahisle açılan kamu davasında; sanığın kovuşturma esnasında 27.09.2006 tarihli celsede alınan savunmasında, soruşturma aşamasında alınan nüfus cüzdanını kendisinin, sürücü belgesini ise bir başkasının sahte olarak oluşturduğu yönündeki beyanlarıyla çelişkili olarak atılı suça konu sürücü belgesi ve nüfus cüzdanına fotoğrafları kendisinin yapıştırdığını kabul etmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda uygulanması mümkün olup, sanığın beyanlarındaki çelişki giderilerek, atılı suça konu belgelerin aynı anda düzenlendiğinin anlaşılması halinde, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı göz önüne alınıp; atılı suça konu belgelerde isimleri geçen şahısların gerçek kişi olup olmadıkları araştırılarak, gerçekte var olan kişiler olması halinde eylemin adına sahte belge düzenlenen kişi sayısına göre 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesinde öngörülen iki ayrı bağımsız resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı bu kişilerin hayali olmaları halinde eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması; 2-) Sanık ...'nün, 15/08/2006 tarihinde yakalandığında kolluk görevlilerine kendisini kardeşi ... olarak tanıtmasından sonra, aynı gün parmak izi raporu ile gerçek kimliğinin tespit edilmiş olması ve gerçek kimliği ile düzenlenen evraklarla 16.08.2006 tarihinde Isparta Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine rağmen, orada ve Sulh Ceza Mahkemesi'nde yine kendisini ... olarak tanıtıp inandırarak bu kimlik bilgileri ile ifadeler verip tutuklanarak cezaevine gönderilmesinden sonra, 18.08.2007 tarihinde verdiği ifadesinde gerçek kimliğini itiraf etmesi ve 27.09.2006 tarihli sorgusu sırasındaki beyanına göre "kendiliğinden gerçeğe dönüp dilekçe verdiğine" dair beyanı üzerinde durularak, sanığın bu kez iftirasından kendiliğinden dönüp dönmediği, bu yolda yazılı ya da sözlü başvurusunun olup olmadığı araştırılıp sonuçlarına göre 5237 sayılı TCK.nun 269. maddesinin uygulama koşulları tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3-) 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanıkların kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin hak yoksunluklarının koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 4-) Sanık ...'nün sabıkasındaki bir kısım kayıtların 4616 sayılı yasa gereği davaların ertelenmesine ilişkin olması; bir kısmının ise 3167 sayılı Yasanın 16/1 ve 16/3. maddeleri uyarınca mahkûmiyetlerine ilişkin olması karşısında, 3167 sayılı Yasanın 16/1 ve 16/3. maddeleri uyarınca verilen kararların hükümden sonra 20.12.2009 tarih ve 27438 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”un yürürlükten kaldırılmış olduğu, yine 03.02.2012 tarihinde Resmi Gazete yayınlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve değişiklik hükümleri de gözetilerek infaz ve silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmak suretiyle sonucuna göre, 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasanın 562. maddesi ile değişik CMK'nun 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanık ... yönünden ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 13.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/1155, K. 2012/19269, T. 13.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-1155-e-2012-19269-k-b19b4f79e83d