Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/23201 E. 2012/3955 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/23201
- Karar No
- 2012/3955
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜM : 765 sayılı Kanunun 342/1, 80, 59/2, 40. maddesi uyarınca 2 yıl 11 ay hapis 5237 sayılı Kanunun 157/1, 62, 52/2-4, 63/1, 53/1-2 maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 40.000 YTL apc.
1-Bankanın maddi varlığı olan suça konu çekler kullanılmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlendiği anlaşılmakla, eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün ONANMASINA, 2-Sanık müdafiinin resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizine gelince: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonunda oluşan inanç ve takdirine göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, suça konu çeklerin aynı anda şikayetçi ...'a verilmek suretiyle kullanıldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında teselsül koşullarının oluşmadığı, ancak 765 sayılı Yasanın 80. maddesinde ‘değişik zamanlarda’ ibaresi bulunmadığından anılan maddenin uygulanma koşulları oluştuğu, bu haliyle sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 342/1 ve 80, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 53/1. maddelerine uyduğu anlaşılmakla, yukarıdaki belirtilen maddelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe yasanın tespiti ve her iki maddenin üst sınırları da dikkate alınması gerekirken,teselsül açısından 765 sayılı TCK.nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 21.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.