Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/1541 E. 2026/4111 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1541
- Karar No
- 2026/4111
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1913 E., 2024/2071 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Vakfıkebir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/645 E., 2023/616 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davacının sigortasının .. .. ... Merkezinde göründüğünü, davacı burada haftanın 3-4 günü çalışırken aynı zamanda ...'e ait iş yerinde de haftanın 1-2 günü çalıştığını, bu şekilde .. .. ... Merkezindeki eğitiminin 30.10.1993 tarihinde bittiğini, ancak ...'e ait iş yerinde çalışmasının devam ettiğini, 1 günlük çalışmasının bulunduğunu ancak davalı kuruma işe giriş belgesinin bildirilmediğini belirterek müvekkilinin sigortalılık başlama tarihinin 17.05.1991 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, davacı adına kurum kayıtlarına intikal etmiş herhangi bir belgenin bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, fiili ve gerçek çalışmanın varlığının tespit edilmesi ve davacının iddiasının re'sen araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/6927 Esas ve 2023/9824 Karar sayılı ilamıyla hizmet tespiti davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmediğini bu tür davaların somut bilgiye dayalı olarak inandırıcı olması koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu iş yeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıkların beyanlarıyla sonuca gidileceğinin bildirildiği dikkate alınarak dosya kapsamında bordro tanıkları ve kamu tanıklarının hazır edilmesi için adlarına davetiye çıkartılmış tanıkların duruşmada vermiş oldukları beyanlarında kuşkuya yer bırakmayacak şekilde davacının çalıştığı tespit edilememiştir. Kamu tanıklarının birbirleri ile çelişen beyanları olduğu ve çelişki üzerine yüzleştirildiğinde de Mahkememizce davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda, davacının 31.10.19 89... .09.1993 tarihleri arasında Mesleki ... Merkezine kayıtlı olduğu, 01.01.1989 yılında giriş bildirgesinin kısa vade olduğu, davacının 1 günlük hizmetinin tespitini istediği 17.05.1991 tarihinde çıraklık ... merkezinde öğrenci olduğu, bu tarihte ve sonraki tarihlerde işvereni olduğunu iddia ettiği ...'e ait iş yerinde çalışmasının olduğuna ilişkin işe giriş bildirgesi veya Sigorta İşleri Yönetmeliğine göre kuruma verilmesi gereken belgelerden birinin verilmediği, çalışmasına ilişkin denetim raporunun da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan 5 yıl içinde davanın açılmadığı nazara alındığında davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde değildir...." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak "Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 3 70... . maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. Maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesi, 14. maddesi, Geçici 4. maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6.madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35'inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunun 5’inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık ... Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4. maddesinde ise Kanunun 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının 15.03.1973 doğumlu olduğu, dava dışı .. ... Bakanlığı .. Çıraklık ... Merkezi unvanlı ... sicil numaralı iş yerinde 01.11.1989 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği,davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihte ... isimli işveren yanında çalıştığını belirttiği ancak mahkemece çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı, davacının o dönemde bir işveren yanında üretime yönelik çalışıp çalışmasığını araştırmadan Çıraklık ... Merkezi tarafından verilen işe giriş bildirgesinin uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalılığa esas olmayacağını belirterek yanılgılı değerlendirme ile hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verdiği anlaşılmıştır. 2.Yudarıda anılan düzenlemeler ve açıklamalara göre, Mahkemece gerek davalı Kurumdan gerekse .. Çıraklık ... Merkezi nezdinde araştırma yapılarak davacının çıraklık sözleşmesi olup olmadığı belirlenmeli, çıraklık sözleşmesinde belirtilen işverenin dava konusu dönem bordroları getirtilmeli, davacının anılan işyerinde dava konusu dönemde bir çalışmasının olup olmadığı var ise bu çalışma kapsamında hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği,yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği, işyeri dönem bordrosunda kayıtlı kişiler de tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle belirlenmeli, bordro tanığına ulaşılamaması halinde dava konusu dönemde işyerine komşu işyeri sahipleri ve kayda geçmiş çalışanları ..., belediye, emniyet ve vergi dairesi nezdinde yapılacak araştırmayla belirlenerek çalışma ve vergi kayıtları getirtilmek suretiyle dinlenmeli, komşu işyerinin de bulunamaması halinde davacıya çalışmasını bilebilecek kişilerin kimler olabileceği hususunda beyanı alınarak belirlenen kişilerin sigortalılık kayıtları da getirtilerek davacının çalışmasının varlığı ve niteliği hususunda beyanları alınmalı, tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler de giderilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmeli, çıraklık sözleşmesinin temin edilememesi halinde dahi davacının dava konusu dönemde ... isimli işveren nezdinde çalışıyor olduğu yönündeki beyanı dikkate alınarak anılan işverenin dava konusu dönemde tescilli işyerinin olup olmadığı ile dönem bordroları araştırılarak varsa dönem bordrosunda yer alan bordrolu çalışanlarının davacının anılan işyerinde dava konusu dönemde bir çalışmasının olup olmadığı var ise bu çalışma kapsamında hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği hususlarında ayrıntılı beyanları alınmalı, bordro tanığına ulaşılamaması halinde dava konusu dönemde işyerine komşu işyeri sahipleri ve kayda geçmiş çalışanları ..., belediye, emniyet ve vergi dairesi nezdinde yapılacak araştırmayla belirlenerek çalışma ve vergi kayıtları getirtilmek suretiyle dinlenmeli, komşu işyerinin de bulunamaması halinde davacıya çalışmasını bilebilecek kişilerin kimler olabileceği hususunda beyanı alınarak belirlenen kişilerin sigortalılık kayıtları da getirtilerek davacının çalışmasının varlığı ve niteliği hususunda beyanları alınmalı,tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler de giderilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
3.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.