Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9649 E. 2025/15647 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9649
Karar No
2025/15647
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/590 E., 2024/1141 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2014/215 E., 2023/318 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mah. ... ... ... Caddesi No: 5/A ... adresinde faaliyet gösteren ...'ya ait ... Tekstil isimli iş yerinde 05.03.2014 günü saat: 16:00 - 24:00 vardiyası için iş yerine geldiğini, karnet makinesinde çalıştığı esnada yaklaşık saat 17:00 sıralarında eski karnet makinesinin açıkta bulunan dişlilerine her zaman olduğu gibi elyaf ve yün parçacıklarının sıkıştığını görünce iş yerindeki genel uygulama doğrultusunda sıkışan parçayı hava tabancası ve el yardımı ile temizlemeye çalıştığını, hava tabancasının gücünün temizlemeye yeterli gelmediğini, işveren ...'nın makineler eski olması nedeniyle durdurması ve çalışması zaman alacağından temizleme esnasında makinelerin durdurulmasını yasakladığından sıkışan parçaları hava tabancasıyla temizleyemeyen müvekkilinin iş yerindeki genel uygulama doğrultusunda el yardımı ile sıkışan parçaları almak isterken sağ elini üzeri açık olan makinenin dişlilerine kaptırdığını, davalı işverenin kusurları nedeniyle müvekkilinin sağ el parmaklarının kopması ve toplum içerisinde devamlı çolak sıfatıyla anılacak olması, ileri tarihlerde geçimini temin etmek için çalışmasının çok zor olacağı ve bir çok olumsuz etkilerinin olacağının açık olduğunu, davacının psikolojisinin bozulduğunu, bu iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş bulamadığını, ayrıca hayatı boyunca bir başkasının bakımına muhtaç olduğunu, davalı işverenin maddi durumu araştırıldığında talep ettiği meblağın davalıyı fakirleştirecek bir meblağ olmadığı gibi günümüz ekonomik şartları ve enflasyon oranları göz önüne alındığında müvekkilini de zenginleştirecek bir meblağ olmadığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunduklarını, alacakların zamanaşımına uğradığını, dosyadaki hiç bir bilirkişi raporunun diğeri ile uyumlu olmadığını, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, her aşamada belirttikleri üzere müvekkilinin kusurlu değilken kusurlu kabul edildiğini, ayrıca tüm raporların birbiriyle çelişkili olduğu gibi son raporda iş gücü kaybının % 15 olmasının hayatın olağan akışı ile de ters olduğunu, dosyadaki ilk raporda % 9 olan çalışma gücü kaybının aradan çok zaman geçmiş olmasına karşın ve bir iyileşme olması gerekmekte iken geçen zamana karşı iş gücü kaybının artmasının kabul edilemez bir durum olduğunu, dosyanın tüm bu eksiklikler ile karara çıkarılmaması gerekmekteyken tekrar rapor alınması ve çelişkinin giderilmesi gerekmekte iken dosyanın apar topar karara çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın manevi tazminat talebinin de olduğunu ancak zaten istinaf aşamasında tekrar bilirkişi raporu alınmaması durumunda basit bir yaralanmadan dolayı ömrü boyunca çalışmasa da kendine yetecek parayı kazandığını, bu durumun da hakkaniyete aykırı olduğunu, bu sebeple manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazında da SGK ödemesinin sadece 3.000 TL olarak görüldüğünü ancak SGK'nun rücu davasında 53.000 TL para talep ettiğini, ortada bir çelişkinin olduğunu, müvekkilinin işveren diye ödenmemesi gereken paraları da sorgusuz ödemesinin beklendiğini, hukuksuz durumun önüne geçilmesi gerektiğini ancak bekletici mesele talebinin kabul edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "..Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 607.352,53 TL'nin iş kazası tarihi olan 05.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, takdiren 35.000 TL'nin iş kazası tarihi olan 05.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,.." şeklinde karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..1-Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,.. " karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyadaki tüm bilirkişi raporları birbiriyle çelişkili ve eksik olmasına karşın mevut çelişki giderilmeden sırf dosyayı biran önce karara çıkarabilmek için hatalı karar verildiğini, öncelikle ceza davasında kusur raporuna sadece ekleme yaparak verilen kusur bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yeni ve tarafsız bir bilirkişi raporu alınması gerekmekte iken birbirini tamamlayan raporlar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas alınmaması gerektiğini, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda SGK tarafından işçiye yapılan ödemelerin 3.000 TL olarak gösterilmesine karşın SGK tarafından 50.000 TL olarak gösterilerek müvekkili hakkında ... İş Mahkemesi 2023/161 Esas numarası ile rücu davası açıldığını ve açılan dava sonucunda verilecek kararda işçiye verilmesi gereken tazminat hesabında etkili olmasına karşın bekletici mesele talebinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, sabıkalı ve uyuşturucu bağımlısı olan işçinin 77 yaşına kadar yaşayacağı baz alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ortalama yaş hesaplanırken kişinin özel şartlarının da değerlendirilmesi gerektiğini, her işçinin çalışma koşulları ve fiziksel durumunun aynı olmadığı gibi en azından uyuşturucu bağımlısı olması dikkate alınarak ortalama yaşında indirim yapılması gerektiğini, işçide bahsedildiği gibi bir iş kaybının olmadığı açıkken ve bilirkişi raporları arasında bariz çelişki varken sadece müvekkilinin işveren sıfatından dolayı haklı itirazları değerlendirilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat yönünden kesin deliller ile ispatlı olduğu üzere manevi olarak bir kayıp yaşamadığını belirterek temyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1-Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacının davaya konu iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının 28.11.2018 tarihine kadar %9 bu tarihten sonra da %15 oranı olarak belirlendiği, kurumca kabul edilen oran üzerinden bağlanan gelirin peşin sermaye değerli miktarının 50.878,50 TL olarak bildirildiği, ancak hükme esas alınan hesap raporunda kurumca bağlanan peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzilatı yapılmadan davacı lehine 607.352,53-TL üzerinden maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır. SGK gelirlerinin (geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği açıktır. Mahkemece yapılacak iş ; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerli miktarının 50.878,50 TL olduğu bu miktardan davacının %30 kusurlu olduğu dikkate alınarak rücu edilebilir kısmın tenzili yapılarak yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde ise alınacak raporda davacının maddi tazminata ilişkin temyiz isteminin bulunmaması nedeniyle hükme esas alınan 27.07.2023 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9649, K. 2025/15647, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-9649-e-2025-15647-k-189e9d2332bd