Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8865 E. 2025/12932 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8865
- Karar No
- 2025/12932
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3546 E., 2025/1139 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/437 E., 2019/112 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Bakanlık vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.08.1999-31.03.2013 tarihleri arasında davalı ... Bakanlığına bağlı okulda temizlik görevlisi olarak asgari ücretle çalıştığını, her yıl 15 Ağustos itibariyle çalışmaya başlayıp okulların kapandığı haziran ayı ortalarına kadar haftanın 5 günü aralıksız çalışmasının bulunduğunu ileri sürerek 15.08.1999-16.06.2000, 15.08.2000-15.06.2001, 15.08.2001-14.06.2002, 15.08.2002-13.06.2003, 15.08.2003-15.06.2004, 15.08.2004-10.06.2005, 15.08.2005-19.06.2006, 15.08.2006-20.06.2007, 15.08.2007-16.06.2008, 15.08.2008-12.06.2009, 15.08.2009-30.06.2010, 15.08.2010-30.06.2011, 15.08.2011-30.06.2012, 15.08.2012-31.03.2013 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının okul aile birliğinin veya hizmet alım sözleşmesi yapılan işverenlerin işçisi olarak çalıştığını, okulun kapalı olduğu sömestr ve yaz tatili döneminde çalışmanın olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; davanın kamu düzenini ilgilendirdiğini, bu nedenle resen araştırma yapılması ve fiili çalışma olgusunun ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2019 tarihli ve 2016/437 Esas, 2019/112 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu ancak 15 günlük sömestr tatili süreleri dışlanmadığından hüküm altına alınan çalışma süresinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı ve fer'î müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 14.03.2022 tarih, 2021/11542 E., 2022/3537 K. kararı ile özetle, "Davacının davalı okulda dava dışı işverenler tarafından bildiriminin yapıldığının anlaşılması karşısında ... ile bu işyeri için sözleşme imzalayan dava dışı işverenler arasında asıl-alt işverenlik ilişkisi olup olmadığı belirlenmeli, varsa alt işverenler davaya dahil edilerek savunma ve delilleri sorulmalı, dava konusu döneme ilişkin sözleşme imzalayan tüm alt işverenler tespit edilerek davaya dahil edilmeli, elde edilecek sonuca göre de infaza elverişli hüküm kurulmalıdır. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 29.06.2022 tarih, 2022/1290 Esas ve 2022/1469 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 357. maddesinde ilk derece yargılamasında incelenmeyen konuların istinaf aşamasında incelenmemesi ve yargılamaya yeni kişilerin katılmasının engellenmesinin amaçlandığı, aksi hâlde davaya katılması sağlanan yeni kişilerin savunma ve delillerini sunmasının ve bu kişiler yönünden İlk Derece Mahkemesinde yerine getirilmesi gereken yargılama süreçlerinin istinaf yargılamasında gerçekleştirilmesi sonucunun doğacağı, bu nedenle açık Kanun hükmüne aykırı olan ve sözü edilen şirketin 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesine göre davaya katılımının sağlanmasını öngören bozma kararına uyulmasının mümkün olmadığı, öte yandan dava dışı alt işverenler tarafından bildirilen süreler dışlanarak davalı Bakanlık yönünden hüküm kurulduğu dikkate alındığında bildirim yapılan süre konusunda çekişme bulunmayan alt işverenlerin davaya katılımının sağlanmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.07.2024 tarih, 2023/10-668 Esas ve 2024/378 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin ek karara ilişkin temyizi yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen, temyiz isteminin süre aşımı yönünden reddine dair 23.09.2022 tarihli ek kararın onanmasına karar verilmiştir. Fer'î müdahil Kurum vekilinin direnme kararına ilişkin temyizi yönünden; "Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla ilk derece mahkemesi kararı hayatiyetini kaybettiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin artık denetim mahkemesi değil hüküm mahkemesi sıfatıyla hareket ettiği açıktır. Öte yandan istinaf incelemesi sırasında yapılamayacak işlemleri düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesine göre resen gözönünde tutulacak hususlar madde kapsamında olmadığı gibi kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespitine ilişkin eldeki davada davacı adına ihtilaf konusu dönem içerisinde dava dışı işverenler tarafından yapılmış bildirimler bulunmakta olup yapılan yargılama sonucunda verilecek hükmün sözü edilen işverenlerin hak alanını etkileyebilecek mahiyette olduğu da gözetildiğinde hüküm mahkemesi sıfatıyla hareket eden Bölge Adliye Mahkemesince uyuşmazlık konusu çalışma döneminde davacı adına bildirim yapan işverenler ile davalı ... arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığı belirlenmeli, davalı ile hizmet alım sözleşmesi imzaladığı tespit edilen tüm alt işverenlerin davaya katılımı sağlandıktan ve ilgili işverenlerin savunma ve delilleri sorularak gösterecekleri deliller toplandıktan sonra dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre infaza elverişli bir karar verilmelidir. 40. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle direnme kararı bozulmuştur. D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.06.2021 tarihli Kararı ile "1-Davanın kabulüne, davacının uyuşmazlık konusu 15.08.1999 - 31.03.2013 tarihleri arasında; -Alt işverenler ...'e ait ... sicil sayılı işyerinden 10.01.2007-20.06.2007, ...'e ait ....sicil sayılı işyerinden 21.09.2007- 25.01.2008, 12.02.2008-18.02.2008, 19.04.2008-16.06.2008, 30.08.2008-05.01.2009, ...'e ait ...sicil sayılı işyerinden 06.01.2009-02.06.2009, ...'e ait .... sicil sayılı işyerinden 25.09.2009-22.01.2010, 10.02.2010-30.06.2010 ve ... İlköğretim Okulu Okul Aile Birliğine ait .... sicil sayılı işyerinden 01.10.2010-30.06.2011, 21.09.2011-30.06.2012, 17.09.2012-31.03.2013 tarihleri arasındaki toplam 1613 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiğinin; -Bildirimi yapılan günler dışında, davalı işveren T.C. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ... İlköğretim Okulu Okul Aile Birliğine ait tescilsiz temizlik hizmetleri işyerinde hizmet akdine dayalı olarak ve asgari ücret ile kararda belirtilen şekilde toplam 2431 gün çalıştığının ve bu çalışmalarının Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Bakanlık vekili özetle, davacının Bakanlığa bağlı ... ... Ortaokulunda çeşitli şirketlerin ve okul aile birliğinin elemanı olarak hizmet alımı yoluyla Kuruma bildirilen tarihlerde çalıştığını, davacı okulun yardımcı hizmetlerinde çalıştığından işi gereği okulların kapalı olduğu sömestr ve yaz tatillerinde çalışmasının mümkün olmadığını, okullar Eylül’de açıldığından daha önceki döneme ilişkin tespiti kabul etmenin mümkün olmadığını, tanıkların bu hususta beyanda bulunduklarını, davacının iddiasının hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde ispatlanmış olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Fer’i müdahil Kurum vekili özetle, 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. İnceleme konusu eldeki davada, hizmetin başlangıcı olarak 15.08.1999 tarihinin kabul edilmesi, okulların tatil olduğu döneme rast gelmesi nedeniyle hatalıdır. Ayrıca 06.04.2005 tarihinde anılan okulda müdür yardımcısı olarak göreve başlayan ..., kendisi görevde başladığında davacının okulda çalışıyor olduğunu, kendisinin görev yaptığı 8 yıl boyunca Eylül ayında erken işe başlatma, Haziran ayında geç bırakmanın söz konusu olmadığını beyan etmiştir. 3.Dinlenen davacı tanıkları kendilerinin işe başladığı tarihte davacının okulda çalışıyor olduğunu beyan etmişlerdir ancak söz konusu davacı tanıkları ..., ..., ...'nın bildirimlerinin 2006 yılında başladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda en erken Müdür Yardımcısı ...'nin göreve başladığı 06.04.2005 tarihinde davacının çalıştığı sabit olup, buna karşılık 15.8.19 99... .04.2005 tarihleri arasında okulda öğretmen, müdür, müdür yardımcısı olarak görev yapmış olan yeterli sayıda tanık dinlenilmeksizin bu döneme ilişkin tespite karar verilmesi isabetsizdir. 4.Diğer taraftan dosya içerisinde, davacının imzasını içeren, okul yönetimine yazılmış dilekçeler bulunmakta olup, bila tarihli bir dilekçede davacının okulda 21.09.2011 tarihinden itibaren görev yaptığını, okuldaki görevinin sona ermesi nedeniyle görevinden ayrıldığını ve alacağının kalmadığını belirttiği; diğer dilekçe ise 31.03.2013 tarihli olup, 17.09.2012 tarihinden itibaren görev yaptığını, okuldaki görevinin sona ermesi nedeniyle görevinden ayrıldığını ve alacağı kalmadığını beyan ettiği görülmüştür. Bu dilekçelerden ilkinde davacı 21.09.2011 tarihinde işe başladığını beyan etmiş ve imza inkârında da bulunmamışken Mahkemece 15.08.2011-20.09.2011 tarihleri arasında tespit kararı verilmesi; diğer dilekçede 17.09.2012 tarihinde işe başladığını beyan etmiş ve yine imza inkârında bulunmamışken 15.08.2012-31.03.2013 tarihleri arasında tespit kararı verilmesi isabetsizdir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.