Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10441 E. 2025/12987 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10441
Karar No
2025/12987
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1172 E., 2025/2330 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/568 E., 2024/186 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 16.07.2022 tarihinde ... Ticaret Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan 09.09.2020 tarihinde feshedilen .... sayılı ... Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifi'nde 309 ortak numarası ile üretici olarak üretmiş olduğu tiftik ve yapağıları S.S. 539 Sayılı ... Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifi'ne verdiğini, ilgili kooperatifin ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/191 Esas, 2020/133 karar numaralı ve 09/09/2020 tarihli kararı ile kendiliğinden münfesih olduğunun tespit edildiğini, 06.10.2020 tarihinde verilen ek karar ile de ilgili kooperatif hakkında tasfiye işlemlerine başlanılması için kooperatife tasfiye memuru atandığını, müvekkilince ...'ya yapılan başvuru sonucunda Kurum tarafından E-9689....-201.02.99-5...sayılı, 22.08.2022 tarihli yazıda müstahsil makbuzlarında belirtilen tevfikat kesintilerinin karşılığı ve firmanın bildirim listesine arşiv kayıtlarında rastlanılamadığının belirtildiğini, kooperatif tarafından gerekli işlemler yapılmayarak müvekkilinin Bağ-Kur işlemlerinin gerçekleştirilmediğini beyan ederek müvekkilinin 16.07.2022 tarihinden 23.08.2019 tarihine kadar üretici olarak üretmiş olduğu tiftik ve yapağıları ... Ticaret Müdürülüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan 09.09.2020 tarihinde feshedilen S.S. 539 sayılı ... Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifi'ne üretici olarak verdiği ve kendisinin bu şekilde üretici olarak hareket ettiği belge ve kayıtlardan anlaşıldığı halde bu hizmetinden dolayı resmi kayıtlara iş ilişkisi devam ettiği süre boyunca kaydedilmediğini beyan ederek 16.07.2002 tarihinden 23.08.2019 tarihine kadar olan süre içerisinde tiftik ve yapağı üreticisi olarak ilgili kooperatife tiftik ve yapağı verdiğinin ve Bağ-Kur'lu olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davacının 16.07.2002 tarihinden itibaren tarımsal faaliyetle uğraştığını iddia ettiğini, üç aylık süre içinde kayıt ve tescil yaptırmadığını, köy ve mahalle muhtarınca da Kuruma bildirim yapılmadığını, davacının 17.08.2022 tarihinde prim tevfikatına istinaden geriye dönük tescil talebinde bulunduğunu, Kurumca tescil işleminin 17.08.2022 tarihi itibariyle yapıldığını ve davacının ibraz ettiği tevkifat kesintilerinin karşılığının muhasebe kayıtlarında bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında: "Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 1-)Davacının 01.08.20 02... .12.20 11... .07.20 13... .12.2014 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur kapsamında sigortalı olduğunun tespitine, 2-)Davacının fazlaya dair talebinin reddine, " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, 2015 yılı ortaklar hazirun cetveli ve 2012 yılı ... ziraat odası kaydı olduğunu, 2012-20 15... yılı dahil müvekkilin kooperatif ortaklığı devam ettiğini, ancak kayıtların bulunamadığını, davanın reddedilen kısım yönünden bozulmasını talep etmektedir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davacının kuruma başvuru şartını yeri -ne getirmediğini, 16.07.2002 tarihli makbuzdaki kimlik bilgilerinin eşleşmediğini, doğum tarihi 19.05.1985 olmakla davacının 2002 yılında 18 yaşını doldurmadığını, kararın bozulmasını talep etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 16.07.2002 tarihinden 23.08.2019 tarihine kadar olan süre içerisinde tiftik ve yapağı üreticisi olarak ilgili kooperatife tiftik ve yapağı verdiğinin ve Bağ-Kur'lu olduğunun tespiti tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. 1.2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. maddesi, Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden, 22 yaşını doldurmuş erkekler, 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların 2926 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılacağı, aynı Kanunun 5. maddesinde de Kanunun 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacakları kabul edilmekte iken 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonucunda, 2. maddede yer alan 22 yaş koşulu kaldırılmış ayrıca 5 maddede yer alan (Kanunun 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) düzenlemesi ( 2. madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) şeklinde değiştirilmiştir. Bu aşamada, değişikliğin yürürlük tarihi konusunun da incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli 2013/21-620 E. 2014/203 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi, kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre her kanun kural olarak, gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Değişiklik hükmünün kanunların kabulünden önceki olaylara uygulanması Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır. Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73). Ancak, yeni kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hükmün bulunması halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanmalıdır. Nitekim 6270 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 7 maddesine eklenen 10. fıkra ile “24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişik, mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmü 02.08.2003 tarihi öncesi için de uygulanır." düzenlemesi getirilmişken, 5. madde hakkında bu konuda bir düzenleme getirilmemesi karşısında, kanun koyucunun iradesinin, 22 yaş koşulunun on sekiz yaşa indirilmesine ilişkin 5. maddedeki değişikliğin geçmişe uygulanmayacağı yönünde olduğunu kabul etmek gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2006 gün ve 2006/10-367 E., 2006/386 K. sayılı; 06.04.2005 gün ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunun 5/1 maddesi, yukarıda açıklanan çerçevede değerlendirildiğinde, anılan hükmü değiştiren ve 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin geçmişe etkili olacağına dair, ayrı ve açık bir hüküm bulunmadığı gibi; olayda yukarıda belirtilen istisnalardan biri de söz konusu değildir. Bu nedenle, 4958 sayılı Kanun ile getirilen on sekiz yaşa ilişkin hükmün değişiklik öncesi sürelere uygulanması söz konusu olmayacaktır. 2.Eldeki davada Mahkemece, davacının 16.07.2002 tarihli prim kesintisine istinaden 01.08.2002-31.12.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına yönelik hüküm kurulmuş ise de 19.05.1985 doğumlu davacı yönünden uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu dönemde yürürlükteki 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre diğer koşullar yanında 22 yaşının doldurulması gerekmektedir. Ancak davacının 16.07.2002 tarihli tevkifatına istinaden mahkemece 01.08.2002 tarihi itibari ile tarım bağkur kapsamında sigortalı olduğuna karar verilmiştir. Davacı 19.05.2003 tarihinde 18 yaşını doldurmakla tarımsal faaliyetine de devam etmektedir. Davacının mahkeme kabulünde olan 01.08.2002 tarihinde tabi olduğu 22 yaş kuralını sağlamadığı, 19.05.2003 tarihinde 18 yaşını doldurduğu, 4958 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle yaş şartının 18 yaş olarak belirlendiği ancak Kanunların geriye yürümemesi kuralı gözetildiğinde Kanun'un ancak 06.08.2003 yürürlük tarihi itibari ile başlangıç bakımından değerlendirilmesi mümkün olup mahkemece bu hususun gözetilmemesi isabetsizdir. 3.Kabule göre de davacının tarım bağkur sigortası kapsamında kabul edileceği sürenin değerlendirilmesi gerekir. Davanın Yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun’da 506 sayılı Kanun'un 79/10. 5510 sayılı Kanun'un 86/8. maddesine koşut geçmiş tarım Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Kanun'un 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Kanun'un 5. maddesi ile 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Kanun'un 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan Kanun'un uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan re'sen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu Yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurumca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi kapsamında Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Bağ-Kur’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Bağ-Kur’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi Kanun'un kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Kanun'un 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, iki yıla kadar olan süre dışında süreklilik arz ettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir. Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.19 94... no.lu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nın 526. maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.20 17... /10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin kuruma intikal etmemesi tarım Bağ-kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel değildir. 4. Eldeki davada, davacının 2002-2010 yılları arasında tevkifat kesintilerinin bulunduğu, 17.04.2004 tarihinden itibaren ise ziraat odası kaydı bulunduğu ve halen devam ettiği, davacının 2013 yılında tekrar tevkifatı bulunduğu, 2015 yılından itibaren ise hayvan işletmesi kaydının bulunduğu ve devam ettiği yönündeki 31.10.2022 tarihli valilik yazısı gözetildiğinde talebin yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda başlangıç bakımından kanunun yürürlük tarihi gözetilerek devamı bakımından ise tevkifatların ve oda kaydı ile işletme kayıtlarının değerlendirilerek istek gibi kabülü gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.10.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10441, K. 2025/12987, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10441-e-2025-12987-k-56f095f0c90d