Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8812 E. 2025/14412 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8812
- Karar No
- 2025/14412
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2103 E., 2024/3437 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/182 E., 2023/175 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının, davalı şirket bünyesinde 13.12.2007-15.08.2009 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay 2 gün ...'daki ... projesinde şirketin daimi işçisi olarak beton santral şefi görevinde çalıştığını, Türkiye-... sosyal güvenlik sözleşmesine göre ...'da iş üstlenen bir Türk Kuruluşu ve şirket tarafından ...'ya götürülen ve söz konusu şirketin üstlendiği bir projede çalışan işçilerin daimi işçi statüsünde sigortalı olduğunu, emeklilik için gereken malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası açısından Türk Sosyal Güvenlik Kanununa tabi olunduğunu, primlerin işveren tarafından SGK’ya ödendiğini, müvekkilinin aylık net 3.300 Euro ücret aldığını, yurt dışı şantiyesinde kaldığından tüm yemek, yol ve kalacak yer ihtiyaçlarının işveren tarafından karşılandığını, işçilik alacaklarının tahsili için Ankara 14. İş Mahkemesinin 2010/294 E sayılı dosyası ile dava açıldığını (bu dosyanın sonradan yeni açılan Ankara 39. İş Mahkemesinin 2016/1138 E no.lu dosyası olduğunu) ve davanın kabulüne karar verildiğini, gerek Mahkeme kararında gerekse hükme esas alınan bilirkişi raporunda net ücretinin 3.300 Euro olduğu ve yemek, yol, barınma sağlandığının kabul edilerek Yargıtayca kesinleştiğini, dosya içerisinde mevcut banka kayıtları, ödeme dekont ve makbuzları, tanık beyanları ve diğer yazışmaların ücret hususunda hiçbir tereddütle mahal vermediğini, buna rağmen müvekkilinin sigorta primlerinin son derece düşük bir meblağ üzerinden ödendiğini belirterek, davacının davalı şirket nezdinde 13.12.2007-15.08.2009 tarihleri arasında çalıştığının ve bu süre içerisinde eksik ödenmiş bulunan sigorta primlerinin tespiti ile eksik primlerinin işverence tamamlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıştığı tarihlerin tespitini istemesinde hukuki bir yararının olmadığını, ayrıca bu talebin zamanaşımına uğradığını, işçinin ...'da çalıştığını, ... ile 01.09.1985 tarihinde imzalanmış olan sosyal güvenlik anlaşması bulunduğunu, söz konusu anlaşmanın 4. maddesinde "Taraflardan birine ait şirketler, sigorta primleri (işçi ve işveren payları) ile maktu yardımlarını ana ülkedeki ilgili kuruluşa transfer etmekle yükümlüdür." denildiğini, huzurdaki davada ana ülkenin Türkiye olduğunu, bu madde uyarına gerekli aktarımın yapıldığının SGK kayıtlarından anlaşıldığını, sözleşmenin 5. maddesine göre işçilerin sosyal sigorta primleri ve emeklilik dahil tüm kesenekleri çalışılan ülkeye göre belirlenir dendiğini, bu ülkenin ... olduğunu, müvekkili firmanın davacı için ödemeleri de bu ülkeye yaptığını, eksik bir aktarım varsa bunun ... devletine ait bir sorumluluk olacağını, bu nedenlerle ilgili işçi için sözleşmede geçen ... devletinden bu bilgi ve belgelerin müzekkere ile istenmesi gerektiğini, tüm bunlar değerlendirildiğinde müvekkili firmanın ödemediği veya eksik ödediği bir prim bulunmadığını, 2007 Aralık-2009 Ağustos dönemi çalışma için ise zaten bu dönemin son bölümünde geçerli 5510 sayılı Yasa gereğince çalışması yurt dışında geçen davacı için uzun süreli sigorta primi ödeme zorunluluğunun olmadığını, çalışmanın 506 sayılı Yasa'ya tabi geçen bölümü içinde Yargıtay tarafından topluluk sigortası ile çalışan işçilerin prime esas kazançlarının tarafların kendi aralarında belirleyebileceğini, bu nedenle maaş üzerinden hesap yapılmasının doğru olmadığı yönünde kararlar verildiğini, davacı işçinin bu statüde olduğunu, prime esas kazancının maaş üzerinden değil sözleşmede yazan 900 ... Dinarı üzerinden belirlendiğini, bu bedellerin ... Devleti resmi makamlarına yatırıldığını, davacı ücretinin 3.300 Eüro olduğunu iddia edip priminin bu ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini iddia etse de bu tutarın prim hesabına esas tavan ücretin üzerinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamındaki belge ve bilgiler, konu ile ilgili yasal mevzuat, dinlenen tanık beyanları ve konusunda uzman bilirkişiden alınan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının ...sicil sayılı dosyada işlem gören davalıya ait "..." unvanlı iş yerinde 28.08.2018-11.06.2019 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'a tabi olarak kısmi süreli hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, ... sicil sayılı dosyada işlem gören davalıya ait iş yerinde davacının 2018/8 ayında 2 gün, 2018/9 ayında 15 gün, 2018/10 ayında 17 gün, 2018/11 ayında 21 gün, 2018/12 ayında 23 gün, 2019/1 ayında 22 gün, 2019/2 ayında 17 gün, 2019/3 ayında 25 gün, 2019/4 ayında 22 gün, 2019/5 ayında 23 gün ve 2019/6 ayında 3 gün olmak üzere toplam 190 gün hizmet akdi ile günlük brüt asgari ücret üzerinden çalışması olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece dinlenen tanık beyanları, uyuşmazlık konusu dönemi içerir banka hesap hareketleri ile şirkete ait kaşeli ve imzalı belgeler ve tüm dosya kapsamından, davacının mahkemece hüküm altına alınan sürede ve hüküm altına alınan ücretle çalıştığı sonucuna varıldığından, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili ;davanın kısmen reddine karar verilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; davacının 17.12.2007-01.01.20 08... .02.2008- 15.08.2009 tarihleri arasında müvekkil firmada çalıştığının tespitinin istendiğini, Mahkemece bu konuda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiş ise de hukuki yarar yokluğu nedeni ile de bu talebin reddinin gerektiğini, bu talep için de ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Mahkemece zamanaşımı itirazlarının da dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 3.Feri müdahil Kurum vekili; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını, yasal mevzuata uygun olduğunu, davanın devamı sırasında alınan bilirkişi raporunda ki aleyhe hususları kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti talebine ilişkindir. 1982 Anayasası 142/3. maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde: “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi; “(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu Mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır. (2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir. (4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.” Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298. maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır. Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”. İnceleme konusu eldeki davada İlk Derce Mahkemesinin kararında gerekçe kısmının son paragrafı ile hüküm kısımlarının dava ile ilgisi olmayan beyanlar yazılarak hüküm kurulduğu anlaşılmakla, bu husus usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.