Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8041 E. 2025/15060 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8041
- Karar No
- 2025/15060
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1969 E., 2025/700 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/630 E., 2024/238 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı işyerinde geçirdiği iş kazası nedeniyle çalışma gücünde azalma meydana geldiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında 16.02.2024 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin istemini 1.181.426,20 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacıya paraşüt tipi emniyet kemeri verildiğini ve davacının güvenliği için gerekli bütün tedbirlerin alınıp, bütün donanımların sağlandığını, davacı tarafın kendi dikkatsizliği ve ihmali neticesinde kazanın meydana geldiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kabulü ile 1.181.426,20 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 10.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın yaralanmasına sebebiyet veren olayın müvekkili şirketin işyeri mahallinde gerçekleşmeyip, ... firmasının fabrikasında meydana geldiğini, kaza, davacının kusuru ve ihlali nedeniyle gerçekleştiğinden illiyet bağının kesildiğini, maluliyet oranının tespitinde hataya düşüldüğünü, bilirkişi raporunda maluliyet oranı belirlenirken davacı işçinin daha önce geçirmiş olabileceği kazalar ve eski raporları istenilmeden hareket edildiğini, davacıda oluşan maluliyetin sebebinin davacının müvekkili şirkette çalışırken yaşadığı kaza değil, eski hastalıkları, kazaları ve yaşadığı yıpranmalar olduğunu, bir merdivenin ikinci veya üçüncü basamağından düşen birinin %17.2 maluliyeti çıkmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının herhangi bir iş göremezliği bulunmadığını, sağlıklı bir şekilde çalışmaya devam ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Eldeki dosyada, davalı firmada montaj işçisi olarak çalışan davacının 10.09.2014 tarihinde görevlendirme ile gittiği ... (... Gıda San. Tic. A.Ş.) unvanlı firmanın soğuk hava deposunda seyyar merdiven ile klima montajı yaptığı sırada merdivenden düşerek yaralandığı, hükme esas alınan 12.5.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde klima montajı sırasında yüksekte yapılan çalışmalarda uygun iş ekipmanı sağlanmadığı, kişisel koruyucu donanımlar verilmediği, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin çalışanların kendi inisiyatiflerine bırakıldığı, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyup uymadığının izlenmediği gerekçesiyle %80, davacı ...’ın %20 kusurlu olduğunun bildirildiği, davacının sürekli iş göremezlik oranının SGK'nın 20.07.2016 tarihli kararı ve Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile %0 olarak belirlendiği, tarafların itirazı ile davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun 27.07.2018 tarihli raporu ve itiraz üzerine alınan ve Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulu kararları ile E cetveline göre % 17,2 olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında bulunan 16.10.2023 tarihli kök hesap raporunda, işlemiş devre sonu 31.12.2023 tarihi ve maluliyet oranı % 17.2 olarak esas alınmak suretiyle ancak ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmı davacıya gelir bağlanmadığı gerekçesiyle tenzil edilmeksizin, davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararının 1.964,07 TL ,sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararının 829.667,79 TL olarak hesaplandığı, raporun tebliği üzerine davacı vekilinin davacıya SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanıp bağlanmadığının SGK’dan sorulmasını talep ettiği ve yazılan müzekkerenin cevabının dava dosyasına gönderilmesi sonucu gelen cevaba göre bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunulacağını bildirdiği, rapora bir itirazda bulunmadığı, Mahkemece Kuruma müzekkere yazılarak peşin sermaye değerinin sorulduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş göremezlik oranı %0 olarak belirlendiğinden gelir bağlanmadığının bildirildiği, davacı vekilinin bu aşamada asgari ücret değişikliği yönünden ek rapor alınmasını talep etmesi üzerine 30.1.2024 tarihli hesap raporunun alındığı ve anılan raporda kök rapordaki diğer veriler değişmeksizin işlemiş dönem sonunun 31.12.2024 olarak esas alınması ile geçici iş göremezlik dönemi zararının 1.964.07 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararın ise peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmı mahsup edilmemiş haliyle 1.181.426,20 TL olarak hesaplandığı görülmektedir. Somut olayda, davacı vekilince 16.10.2023 tarihli kök hesap raporuna itiraz edilmemesi nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde bilinen dönem değiştirilerek alınan ek hesap raporuna üstünlük tanınması yerinde görülmemiştir. Öte yandan SGK gelirlerinin (geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği de açıktır. Mahkemece yapılacak iş, davacı vekilinin 16.10.2023 tarihli bilirkişi hesap raporuna karşı yalnızca Kurum ödemelerinin sorularak tenzili şeklinde beyanda bulunması, rapora yönelik bir itirazı olmaması nedeniyle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu dikkate almak, bilirkişi marifetiyle %17.20 iş göremezlik oranına göre ilk peşin sermaye değerli gelir miktarını hesaplattırarak, gelirin rücuya tabi kısmını 16.10.2023 tarihli kök bilirkişi hesap raporunda belirlenen zarar tutarından tenzil etmek suretiyle davalının sorumlu olacağı tazminat tutarını belirleyerek karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.