Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5575 E. 2025/9640 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5575
Karar No
2025/9640
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2205 E., 2024/4232 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/22 E., 2020/268 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aldığı ölüm aylığının eşini kasten öldürmesi nedeniyle kesilerek yapılan ödemelerin borç çıkarıldığını, Kuruma yapılan itirazın reddedildiğini, ceza yargılaması sonucunda verilen kararın kesinleştiği tarihte 506 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğunu, kazanılmış hak olduğundan dolayı davacının aylığının kesilmesinin usul ve kanuna uygun olmadığını ayrıca müvekkiline aynı tarihte, vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması mümkün iken eşinden aylık bağlanması nedeniyle babasından dolayı ölüm aylığından yararlanamadığını ileri sürerek borç bildirim belgelerinin iptaline, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanmasına, mümkün olmadığı takdirde geri istenen bedelin babasından ölüm aylığı alamadığı için doğan kayıplarından mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının sigortalı eşini öldürmesi nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesi kapsamında yapılan Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli Kararı ile Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2002/108 Esas, 2004/296 Karar sayılı davada davacının sigortalı eşini öldürmesi nedeniyle ceza aldığı, bu nedenle 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesine göre tesis edilen Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli Kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli Kararı ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm gereğince davanın yasal dayanağı olan ve davacının hak sahipliğinin doğduğu tarih itibariyle uygulanması gereken 506 sayılı Kanun’un 68. maddesinde dul eşe ölüm sigortası kolundan aylık bağlanacağı ve bu aylığın tekrar evlenme ile sona ereceğinin hüküm altına alındığı, hak sahibine ölüm aylığı bağlanması ve kesilmesine ilişkin şartlar arasında sigortalının hak sahibi tarafından öldürülmemesi yönünde bir koşula yer verilmediği, öte yandan Sosyal Güvenlik Hukuku anlamındaki hak sahipliği ile mirasa hak kazanmanın yasal dayanaklarının ve tabi olduğu şartların farklı olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2013/16425 Esas, 2014/1038 sayılı Kararında da mirası reddeden hak sahibinin ölüm aylığı şartlarının araştırılması belirtilerek bu iki Kurumun birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2005 tarihli ve 2005/10-364 Esas, 2005/390 Karar sayılı ilamında ise sigortalının kasten öldürülmesi hâlinde 506 sayılı Kanun’un 68. maddesinde öncelikle aranan ölüm aylığına hak kazanma olgusunun gerçekleşmediği kabul edilmiş ise de Anayasal haklar içerisinde yer alan sosyal güvenlik hakkından faydalanmanın kıyas yoluyla daraltılamayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davacıya ölen eşi... üzerinden bağlanan ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin ve ölüm aylığının kesilmesi nedeniyle düzenlenen borç bildirim belgelerinin iptaline, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli Kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece "...5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi; ''ölen sigortalının hak sahiplerinden; a) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malûl duruma getirdiği, b) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık bağlanmamış olan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarıldıkları, hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir veya aylık ödenmez. Ödenmiş bulunan gelir ve aylıklar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki dosyada, davacı 21.02.2008 tahsis talebinde ölen eşi .. ..’ın hak sahibi olduğunu belirterek, kendine aylık bağlanmasını talep etmiş, tahsis talebine binaen davacıya aylık bağlanmış olup; davacının eşi .. ..’ı 25.08.2000 tarihinde haksız tahrik altında kasten öldürmesi nedeniyle mahkumiyete dair kararın onandığından bahisle; Kurumca bağlanan aylık kesilerek, ödenen aylıklar 5510 sayılı Kanunun 96/1-a ya göre borç olarak tahakkuk edilmiştir. Dosya kapsamında, Kurumun yersiz ödenen aylıkların geri istenilmesine ilişkin kararı yerinde bulunmuş olup; ancak 5510 sayılı Yasa’nın 96/1-a maddesi kapsamındaki yaklaşımı yerinde görülmemiştir. 5510 sayılı Yasa’nın 96/1-b maddesi “Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermekte olup, Kurum işlemine konu alacağın hangi dönemlere ait olduğu, davalı Kuruma sorularak netleştirilip, hatalı işlemin tespit tarihi belirlenerek, geriye doğru beş yıllık süre hesaplaması yapılıp, davacının yaptığı ödeme var ise, ödemelerin sonuca etkisi de gözetilerek; davacının yalnızca 96/1- b ye göre hesaplanacak bu miktardan sorumlu olacağı dikkate alınarak karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin kararı bozulmalıdır...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli Kararı ile 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, "kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürme, veya öldürmeye teşebbüs etme veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hâle veya malûl duruma getirme" şeklinde öngörülen aylık bağlama engelinin hakkı doğuran olay ve aylık bağlama tarihinde yürürlükte olmadığından davacı hakkında uygulanmasının mümkün olmadığı, kaldı ki Ceza Mahkemesindeki yargılamada davacının eşini öldürme eylemini ağır haksız tahrik altında gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.11.2007 tarihli ve 2007/10-812 Esas, 2007/828 sayılı Kararında da “kasten ve haksız yere eşin öldürülmesi” kavramına yer verildiği, eldeki davada da haksız yere öldürme koşulunun gerçekleştiğinden söz etme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli Direnme Kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemiz 17.10.2022 tarihli Kararı ile direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli Kararı ile "...Somut olayda 17.03.2006 tarihinde kesinleşen Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile 25.08.2000 tarihinde eşi .. .. ağır haksız tahrik altında kasten öldürdüğü sabit olan davacıya 21.02.2008 tarihli tahsis talebine istinaden sigortalı eşinden dolayı 506 sayılı Kanun kapsamında 01.02.2008 tarihinden başlamak üzere ölüm aylığı bağlandığı, ... .. ...vaş'ın babasının Kuruma ihbar dilekçesi ile başvurması üzerine davacıya bağlanan ölüm aylığının kesilerek yapılan ödemelerin borç kaydedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde 01.10.2008 tarihinden önceki dönem yönünden 4721 sayılı Kanun'un 578. maddesinde sayılan mirastan yoksunluk nedenleri ve bu düzenlemeye koşut düzenleme içeren 5434 sayılı Kanun'un 77. maddesi kapsamında Sosyal Güvenlik Hukuku alanında da evrensel hukuk ilkeleri arasında yer alan "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" ilkesinin gözetilmesi gereği sigortalının hak sahibi tarafından kasten öldürülmesi hâlinde 506 sayılı Kanun'un 68. maddesinde öncelikle aranan ölüm aylığına hak kazanma olgusunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekmektedir. 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem yönünden ise 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinde açıkça sigortalının hak sahibi tarafından kasten öldürülmesi aylık bağlama engeli veya aylık kesme nedeni olarak öngörüldüğünden sonuç itibariyle davacıya bağlanan ölüm aylığının kesilerek yapılan ödemelerin borç çıkarılmasına ilişkin dava konusu edilen Kurum işlemleri usul ve yasaya uygundur." gerekçeleriyle direnme kararının açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesince HGK.'nın Bozma Kararından Sonra Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne; Davacının 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi uyarınca iadeyle yükümlü olduğu yersiz ölüm aylığı ödenmesinden kaynaklı borç tutarının 21.523,46 TL olduğu; bu tutarı oluşturan aylık ve bayram ikramiyesi ödeme ve faiz başlangıç tarihlerinin, A) Yersiz Ödenen Aylıklar Yönünden; 198,93 TL'nin 22.12.2018 1.628,78 TL'nin 22.01.2019 1.628,78 TL'nin 22.02.2019 1.628,78 TL'nin 22.03.2019 1.628,78 TL'nin 22.04.2019 1.628,78 TL'nin 22.05.2019 1.628,78 TL'nin 22.06.2019 1.710,37 TL'nin 22.07.2019 1.710,37 TL'nin 22.08.2019 1.710,37 TL'nin 22.09.2019 1.710,37 TL'nin 22.10.2019 1.710,37 TL'nin 22.11.2019 tarihi B) Yersiz Ödenen Bayram İkramiyeleri Yönünden; 750,00 TL'nin 08.06.2018 750,00 TL'nin 16.08.2018 750,00 TL'nin 31.05.2019 750,00 TL'nin 08.08.2019 tarihi olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin yersiz ödeme gerekçeli borç tahakkukunun iptaline; davacının kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması yönündeki isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında kanunların derhal uygulanırlığı ilkesi gereği 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte ödenmesine devam edilmekte olan gelir ve aylıkların ödenmeyeceği ve ödenmiş olanların da 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesine göre geri alınacağından Kurum işlemlerinin usul ve kanuna aykırı olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eşini kasten öldürmesi nedeni ile Kurum tarafından ölüm aylıklarının kesilmesi ve borç tahakkuk edilmesine ilişkin Kurum işlemi iptali ile ölüm aylığının yeninden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5575, K. 2025/9640, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-5575-e-2025-9640-k-d0f0b956bca4