Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3803 E. 2025/13908 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3803
- Karar No
- 2025/13908
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2187 E., 2024/2687 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/172 E., 2024/392 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ortak vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar ortak vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile müvekkili ...'ın davalı şirketlerin de dahil olduğu ... Marketçilik Gıda Pazarlama Şirketi'nde 23.08.2007 tarihinden beri tır şoförü olarak çalıştığını, müvekkilinin son ücretinin aylık brüt 3.485 TL olduğunu, müvekkilinin ... Entegre Et Sanayi Şirketine ait çiftlikte 26.10.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini, 26.10.2017 günü müvekkiline davalıya ait çiftlikten sandviç paneli yüklemesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine bahse konu çiftliğe gittiğini, panellerin yüklemesi sırasında davalı iş yeri çalışanı ...'in panelleri davacının kullandığı tıra yüklerken o esnada yüklemenin yapılmasını bekleyen davacının dengesini bozarak düşmesine sebep olduğunu, müvekkilinin hastaneye götürülerek ameliyata alındığını, kaza sonrasında davalılarca müvekkiline hiç bir şekilde maddi ya da manevi destek sağlanmadığını, hastane ameliyat masraflarını dahi müvekkilinin kendisinin karşıladığını ve davalı tarafça kötü niyetli olarak müvekkilinin iş akdine son verildiğini, müvekkilinin geçirdiği iş kazası sonrasında sandalye ve koltuğa bağımlı yaşadığını, bu durumdan eşinin ve çocuklarının da etkilendiğini beyanla davacı işçi lehine maddi ve manevi tazminat, eş ve çocukları için manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesi ile davacının davalı ... Marketçilik Gıda Pazarlama şirketinin çalışanı olduğunu, bu nedenle diğer davalı ... Entegre Et ve Gıda Ürünleri şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davaya konu iş kazasının tamamıyla davacının kendi kusuru ile meydana geldiğini, davacıya müvekkili şirket tarafından gerekli mesleki eğitimin verildiğini, davacının görevinin şoförlük olduğunu, davacının aracında beklemesi gerekirken hem görevi olmadığı halde dikkatsizlik şekilde yükleme alanında olmasından dolayı kazanın meydana geldiğini, bu nedenle davalıların hiç bir kusurunun bulunmadığını, davacının, davacının eşi ve çocukları olan diğer davacıların manevi tazminat isteklerinin de hukuki dayanağının bulunmadığı beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davanın kısmen kabulü ile 1-2.303.214,17 TL maddi tazminat bedelinin kaza tarihi olan 26.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-90.000 TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihi olan 26.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacılar ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile davacı ...'ın iş kazasından sonra iki yılı aşkın yoğun bir tedavi süresi geçirdiğini, bu tedavinin uzunca bir döneminin yatarak sürdüğünü, ATK 2. Üst Kurulu raporu çerçevesinde % 36,2 oranında bir maluliyetinin olduğunu, davalı şirketin kendi kusuru ile sebep olduğu bir iş kazası sonrasında müvekkilinin özel hastanede devam eden tedavisinin getirdiği ağır yük maddi ve manevi yönden ailede büyük yıkım yaşanmasına sebep olduğunu, davacının eşinin aile bütçesine katkıda bulunmak için ikinci el olarak satın aldığı dikiş makinası ile konu komşuya basit dikiş ve tadilat işleri yaparak aile bütçesine katkı sağlamak için ev hanımlığı ile birlikte bu işleri de yürütmek zorunda kaldığını, yaşanan sıkıntılar nedeni ile davacı ...'ın eşi ve üç çocuğu için talep edilen manevi tazminat talebinin reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından davalı şirketlerin tedavi giderlerini yarım bırakmaları nedeni ile ... Özel Hastanesi'ne ödenilen ve faturası dosyaya ibraz edilen 15.600 TL (on beş bin altı yüz)'nin kabul edilmesi gerektiğini iddia ederek maddi tazminata ilişkin hesaplanan vekalet ücretinin güncel tarifeye uygun olarak hesaplanması ve 313.353,56 TL (üç yüz on üç bin üç yüz elli üç Türk Lirası elli altı kuruş) olarak hükmün oluşturulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile davacının imzalı ücret bordrolarında görünen ücretinin brüt 3.592,53 TL olduğunu, net halinin de 1.744,97 TL olduğunu ve bu tutarın asgari ücretin 1,17 katı olduğunu, ancak dinlenen tanık ... 'ın beyanına göre davacının aldığı ücretin 2.300 TL olduğu ve bunun da asgari ücretin 1,6 katı olması nedeniyle tazminatın bu orana göre yapılan hesaplama doğrultusunda kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece davada kusur oranlarını belirlerken de önemli hata yapıldığını, kusur durumu incelemesi sonucu müvekkil şirketlerden ... A.Ş. % 37,5 ve diğer müvekkil şirket ... Entegre A.Ş.'de % 37,5 oranında kusurlu bulunduklarını, müvekkil şirketlerin toplam kusur oranlarının % 75 olduğunu, hükmün dayandığı bilirkişinin raporunda 3. kişi olan ... isimli kişi için müvekkil şirketin çalışanı olduğundan bahisle "işveren nezdinde çalışan kişi" diyerek, bu kişinin kusurundan müvekkil şirketleri sorumlu tutmasını kabul ederek, bu kişinin kusurunu müvekkil şirketlere yüklenmesinin hatalı olduğunu, davacıya geçiçi iş görmezlik ödeneğinin SGK tarafından ödendiğini, bir kez daha müvekkil şirketlerden de ödenmesi yönündeki hesaplamanın mükerrerlik doğuracağını, SGK'dan gelen yazılara göre; "davacıya 32.307,46 TL geçici iş görmezlik ödeneği ödenmiştir" yönündeki tespit ve kabule rağmen bu bedel, müvekkili şirketlerin ödeyeceği tazminattan mahsup edilmeyerek esas mahkemesince mükerrer bir ödemeye yönelik hüküm kurulduğunu, SGK tarafından davacıya ödenecek peşin sermaye değeri bildirildiğini, ve bu bedelin de davacının talep ettiği tazminattan 5510 sk. 21/1. ve 21/4. maddesine göre oranlama suretiyle mahsup edildiğini, müvekkil ... A.Ş.'ye gönderilen 24.04.2024 tarihli borç tebliğinde aynen "sigortalı ..."ın geçirdiği iş kazası için ödenen" ibaresi kullanıldığını, bu nedenle bu bedelin (99.159.13 TL) talep edilen ve bilirkişi tarafından belirlenen tazminat talebinden mahsubu gerekeceğini, davacının 11.05.1980 doğumlu olduğunu ve 2040 yılına kadar yani 60 yaşına kadar çalışacağı varsayımı ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişinin davacının ileride hangi tarihte emekli olacağını bilmeden ille de 60 yaşında emekli olacağı varsayımı ile yaptığı hesaplamanın hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Davacılar vekilinin maddi tazminata ilişkin hesaplanan vekalet ücretinin güncel tarifeye uygun olarak hesaplanması yönündeki istinaf itirazlarının incelenmesinde, Mahkemece 10.10.2024 tarihli gerekçeli kararında "Maddi tazminat talebi yönünden AAÜT'ne göre tayin ve takdir edilen 253.160,71 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine," yönünde hüküm kurulduğu ancak 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren AAÜT tarifesindeki güncel tarife hükümlerine uygun olmadığı, buna göre davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır..." gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ortak vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Eldeki davada, davacı vekilince davaya konu iş kazası nedeniyle dava dilekçesinde tedavi masraflarında bulunduğu açıklanmakla talebi ayırmaksızın davacı kazalı ... için 30.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece aldırılan hesap raporunda davacının iş kazası nedeniyle uğramış olduğu iş göremezlik zararının 2.303.214,17 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince sunulan 06.02.2024 tarihli dilekçesi ile 30.000.00 TL maddi tazminat talebini rapordaki miktar esas alınarak Kurum ödemeleri mahsup edilmek ve faturası sunulan tedavi gideri talebi eklenmek suretiyle arttırdığı, Mahkemece hüküm ile davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı kazalı lehine 2.303.214,17 TL maddi tazminata, 90.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği bu hali ile de tedavi gideri talebi ile ilgili olarak gerekçe ve hüküm fıkrasında değerlendirme yapılmaksızın eksik ve infazda tereddüt yaratacak mahiyette hüküm tesisi ettiği anlaşılmakla verilen karar isabetsiz bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.