Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19552 E. 2026/4279 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/19552
- Karar No
- 2026/4279
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3093 E., 2025/515 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/585 E., 2022/463 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde 01.07.20 08... .07.2015 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevabında özetle; davanın reddini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece dinlenen tanıkların beyanlarında ortaklık ilişkisinden bahsettikleri, davacı ile davalı arasında bağımlılık ilişkisinin olmadığı, ücret konusunda günlük kazancın paylaşımı söz konusu olduğu bu nedenle hizmet ilişkisinin oluşmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olup verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu bu nedenle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili özetle, davacının çalışmalarının tanık beyanları ile ispatlandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. 3.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 4. Eldeki davada, davacının davalı iş yerinde 01.07.2008- 08.07.2015 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini talep ettiği, davacının davalı iş yerinde 08.07.2015- 20.10.2015 tarihleri arasında bildirimleri bulunduğu, davacının açmış olduğu işçilik alacakları davasında İstanbul 35. İş Mahkemesi 2018/102 E sayılı dosyada davacının çalıştığı konusunda karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, davalı iş yerinin 01.05.2010 tarihinden itibaren vergi kaydı bulunduğu, 08.10.2011 tarihinde kanun kapsamına alındığı Mahkemece bir kısım bordro tanıklarının beyanına dayanılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak dinlenen tanık beyanları arasında açık çelişki bulunmakta olup bu çelişki giderilmemiş ve yeterince tanık dinlenilmemiştir. 5. Yapılacak iş davacının çalışmasını bilen tanıklar tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı; daha evvel dinlenen tanıkların beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, davalı iş yerinde ait kira sözleşmeleri celb edilmeli, işçilik alacakları dosyasındaki tanık beyanları da irdelenerek uyuşmazlık konusu husus, hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.