Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/18680 E. 2026/4391 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18680
Karar No
2026/4391
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/374 E., 2025/333 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 01.08.1983 tarihinde babayı .. ..’e ait olup, o dönemde ..’da faaliyet göstermiş olan .. Tesisat isimli işyerinde sigortalı olarak çalışmaya başlayarak SSK girişinin yapıldiğini, SSK Sicil Numarasının .. olduğunu,davacının Sigortalı Hizmet Cetveli incelendiğinde, Hizmet başlangıcının 01,08.20 olarak görülmediğini, ancak davacının ihtiyarlık arşivine sözlü olarak başvurduğunda, 01,08.1983 tarihli bir giriş bulunduğu beyan edilmiş olup Sigorta Hizmet Cetvelinde bu giriş görülmediğinin belirtildiğini,davacının 01.08.1983 tarihinde SSK girişi yapılarak, bir günlük çalışmışlığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2020 tarih ve 2016/22 E., 2020/870 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının 01.08.1983 tarihinde 1 günlük çalışmışlığının (sigortalılığının) tespitine karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2023 tarih ve 2022/589 E., 2023/1753 K. sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Daire kararı ile "...Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, davacı adına .. .. tesisat unvanlı ... sicil no.lu iş yerinden 01.08.1983 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği işe giriş bildirgesinde iş yeri adresinin .. cad...çarşısı, kat:.. no:.. .. adresi olarak gösterildiği, işyeri tescil bilgilerinin dosyaya gelmediği, işyerinin dava konusu 1983/2. dönem bordrosu geldiği, bordroda adı bulunanlardan ..'in vefat etmiş olduğu, diğer iki kişi .. .. ve .. ..'un ise dinlenmediği, davalılar murisi ..'in gerçek kişi tacir olarak merkez adresi olan .. sok.no:.. .. adresinde komşu iş yeri araştırması yapıldığı,.. çarşısı adresinde kapsamlı komşu işyeri araştırması yapılmadığı, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece, işe giriş bildirgesinde belirtilen .. çarşısı adresinde dava konusu dönemde davalı işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanları ..., vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin çalışma, vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, her ne kadar emniyet tarafından yapılan komşu iş yeri araştırmasında, Han yönetiminden 01.08.1983 tarihinden komşu işyerinin tespit edilemediği, çarşının bu tarihten sonra bir kere yangın geçirdiği ve büyük ölçüde kayıtların yandığı belirtilmişse de Kurum tarafından dosyaya gönderilen işveren sicil dosyasında anılan adresteki sıhhi tesisat işyerine ilişkin 15.02.1982-31.12.1988 tarihleri arasındaki işyeri kayıtlarının Kurum denetmenince tetkik edildiğine dair 21.06.1990 tarihli denetim raporu görüldüğünden emniyet tutanağında belirtilen o döneme ait kayıtların bulunamayacağı yönündeki tespitin yerinde olmadığı da göz önünde bulundurulmalı, öte yandan komşu işyeri ya da kayıtlı çalışanlarının tespit edilememesi halinde taraflardan davacının çalışmasını bilebilecek kişilerin kimler olduğu sorulmalı,belirlenecek kişiler dinlenmeli,böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır. Kabule göre de, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir" hükmü öngörülmüştür. Eldeki davada, davacının 25.07.1967 doğumlu doğumlu olduğu, tespitini talep ettiği 01.08.1983 tarihinde 16 yaşında olduğu, buna göre davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 25.07.1985 tarihi olmasına ve bu tarihten önceki hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir. " şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 25.07.1967 doğumlu olduğu tespitini talep ettiği 01.08.1983 tarihinde 16 yaşında olduğu, buna göre davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu, 25.07.1985 tarihi olduğu ve bu tarihten önceki hizmet süresinin de pirim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine, davanın bu şekilde kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemiyle açılan davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ve derdestlik itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Esasa ilişkin olarak, hükme esas alınan bilirkişi raporunun sadece tek bir tanık beyanına dayalı ve eksik inceleme içerdiğini, oysa hizmet tespiti davalarında salt tanık beyanının yeterli olmadığını savunan Kurum vekili; Adli Tıp Kurumu raporuyla 01.08.1983 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığının saptandığını, fiili çalışma olgusunun somut belgelerle ispatlanamadığını belirtmiştir. Sigortalılığın oluşması için eylemli çalışmanın şart olduğunu, bildirge verilmesinin tek başına çalışmayı kanıtlamayacağını ve kamu düzenine ilişkin bu davalarda resen araştırma ilkesinin eksik uygulandığını vurgulayan Kurum vekili; Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediği halde aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyan ederek, Ankara 29. İş Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. 1.Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir. Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir. Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 5 06... sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir. Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. 2. Eldeki dava, davacının 01.08.2013 tarihinde ..'e ait iş yerinde çalıştığı iddiasıyla açılan sigortalılık başlangıcının tespiti istemine ilişkin olup bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu, bozma gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. 4. Önceki bozma ilamında, komşu iş yerlerinin ..., vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmesi, bu kişilerin çalışma,vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulması gerektiği belirtilmiş olup Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, yalnızca kolluk araştırması ile komşu iş yeri bulunmadığı tespit edilerek davanın kabulüne dair hüküm kurulduğu anlaşıldığından, Mahkemece önceki bozma ilamı da dikkate alınarak Yiba çarşısı adresinde dava konusu dönemde davalı işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanları ..., vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin çalışma, vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/18680, K. 2026/4391, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-18680-e-2026-4391-k-20fecff07434