Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12563 E. 2026/4347 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/12563
- Karar No
- 2026/4347
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/310 E., 2025/565 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/325 E., 2025/2 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı .. Apartmanında 27.06.2014-11.07.2018 tarihleri arasında bina görevlisi olarak çalıştığını ve iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacının 24.11.2017-11.07.2018 arası sigortasının yatırıldığını, 27.06.2014 -24.11.2017 tarihleri arasında sigortasının yatırılmadığını, müvekkilinin sigortasının yatırılmadığından daha sonra haberdar olduğunu, işverene sigortasının yatırılmasını defalarca söylediğini ancak işverence oyalandığını, çalışma süresi boyunca işveren tarafından sigortasının yapılmadığı ve sigorta primlerinin ödenmediğini bunun üzerine alo 170'i aradığını ve şikayette bulunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanlarının davalı binaya gelerek inceleme yaptıklarını ve sigortasız işçi çalıştırdıklarını tespit ettiklerini, işverene ceza uygulandığını, işvereninde bunun üzerine geriye dönük sigorta primlerini yatırdığını, davacı çalıştığı dönem boyunca görevli dairesinde kaldığını, çöpleri döktüğünü, bina bahçesinin bakımını yaptığını, her gün bina temizliğini yaptığını, haftada 7 gün çalıştığını, binanın doğal gazlı olduğunu kazanı yakma işi ve kontrolünü yaptığını, hiçbir zaman yıllık izin kullanmadığını buna ilişkin ücretinin ödenmediğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini buna ilişkin dava haklarının saklı kaldığını, bu nedenlerle davalı iş yerinde 27.06.2014 tarihinden 24.11.2017 tarihine kadar sigortalı olarak çalıştığının tespitine bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırlamasına, müvekkilinin bu hizmetler ile diğer hizmetlerinin birleştirilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 27.06.2014-11.07.2018 tarihleri arasında müvekkil apartmanda bina görevlisi olarak çalıştığını, sonrasında iş akdinin haksız olarak feshedildiğini iddia ettiğini, gerçek dışı bu iddianın kabulünün taraflarınca mümkün olmayacağını, müvekkil apartmanda 2014 yılı itibariyle 6 dairenin dolu olması sebebiyle bina sakinlerinin aralarında kapıcı ihtiyacının olmadığı konusunda anlaştıklarını, davacını ise ö dönemde bina sakinlerine eşi ve çocuklarıyla birlikte barınacak bir evleri olmadığını, kimsesiz olduklarını kapıcı dairesinde kendi giderlerini karşılamak suretiyle oturmak istediklerini söylediklerini, apartman sakinlerinin ise elektrik, ..., doğal gaz gibi giderleri karşıladıkları taktirde kapıcı dairesinde oturabileceklerini söylediğini, 26.06.2014 tarihinde bina sakinleri ile davacını eşi arasında taahhütname sözleşmesi imzaladıklarını, davacının eşinin de ...'lı olarak başka bir işte çalıştığını, apartman sakinlerinin 24.11.2017 tarihine kadar apartmanın temizliği ile kendilerinin ilgilendiğini, kalorifer yönetici tarafından yakıldığını, her daire çöpünü kendi attığını, apartman dairelerinin büyük kısmının boş olduğu için apartman sakinlerinin kendi ihtiyaçlarını kendilerinin karşıladığını, davacıdan katı surette bir hizmet beklemediklerini sadece kendilerine ait faturaları ödemek istediklerini, davacının 27.06.2014'te işe başlamış gibi iş bu dava ile hizmet tespiti isteminde bulunmasının hakka,vicdana hukuka, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı bina görevlisi olarak üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirdiğini iddia ettiğini ancak davacı iddia olunanın aksine 24.11.2017-20.12.2017 tarihleri arasında müvekkil apartmana verdiği kapıcılık hizmetinin gereklerini yerine getirmediğini üzerine düşen sorumlulukları büyük oranda aksattığını, kendisine yapılan uyarıları ise dikkate almayıp bina sakinleriyle kavga ettiğini, söz konusu kavga sebebiyle davacının soruşturma geçirdiğini, 1 aylık deneme süreci içerisinde 20.12.2017 tarihinde müvekkil apartman davacıdan memnun olmadığı için iş akdini haklı nedenle feshettiğini, davacının dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların hukuka aykırı olduğunu ve iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini beyan ve talep etmiştir. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı dilekçesinde davalı olarak gösterilen kurumun kanunen feri müdahil konumunda olması gerektiğin, öncelikle davaya feri müdahil olarak katılmalarına karar verilmesi gerektiğini, davacının 27.09.2014-24.11.2017 tarihindeki fiili çalışmaları olduğundan hizmet tespitini istemekte ise de bu talebin kabulünün mümkün olmayacağını, zira sunulan hizmet dökümünden de anlaşıldığı üzere davacının çalışmalarının olduğunu iddia ettiği döneme ilişkin Kuruma bildirilmiş hiçbir kaydının olmadığını, dava dilekçesinde yapılan ihbar üzerine denetim yapıldığını ve 24.11.2017-11.07.2018 tarihleri arasında çalışması bulunduğunun tespitinin yapıldığını, bahse konu evraklar incelendiğine Kurum tarafından yapılan denetimde sigortalı çalıştığı dönemin tespitinin yapıldığını aksini iddia eden davacının bunu iş değer belgelerle ispat etmesi gerektiğini, Kurum tarafından tespiti yapılan dönem dışında Kuruma hizmetlerinin tespiti için yapılmış bir talebinin yahut ihbarın olmadığını, davacının hizmet tespitini istediği dönemde sosyal yardımlaşma vakıflarından yahut analık ödemesi gibi yardım alıp almadığının tespiti gerektiğini, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle öncelikle feri müdahil olarak davaya kabulünü, haksız davanın reddine, karar verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işyerinde 27.06.2014-24.11.2017 tarihleri arasında ayda 6 gün sigortalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin redddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda davacının kısmi süreli mi tam süreli mi çalıştığının takdirinin mahkemeye ait olduğu denildiğini, ancak mahkeme gerekçesinde neden tam süreli yerine kısmi süreli çalıştığına ilişkin bir gerekçe sunulmadığını, bu nedenle de neden kısmi süreli çalışmanın tercih edildiğini anlayamadıklarını, mahkeme kararlarının gerekçeli olmak zorunda olduğunu, 10.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda tanıklarca genel olarak davacının çalışma iddiasının doğrulandığı denildiğini, özellikle BAM kaldırma kararı sonrası komşu işyeri tanığı dinlendiğini, komşu işyeri tanığı olan bu kişilerin dava konusu apartmanda bina görevlisi olup olmadığını bilmediklerini söylediklerini, bu binada görevli olmamasının mümkün olmadığını, davacının bina görevlisi olup tanıkların doğruyu söylemediklerini, daha önce dinlenen tanıklarının açık şekilde davacının bina görevlisi olduğunu beyan ettiklerini, 24.11.20 17... .07.2018 arası çalıştığının sabit olduğunu, zira davacının şikayeti üzerine davalı binanın mecburen sigortasını yapmak zorunda kaldığını, 8 ay çalıştığı sabit olan davacıyı tanıkların görmemesinin mümkün olmadığını, mahkemenin kısmi süreli çalışmayı kabul ettiğini, oysa ki 24.11.20 17... .07.2018 arası tam zamanlı çalışan davacının daha öncesinde kısmi süreli çalıştığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tanıkları ile sonradan tespit edilen tanıkların davacının dava tarihleri dışında davacının davalı bina görevlisi olarak çalıştığının sabit olmasına karşın tanıkların sabit olan bu duruma dair dahi beyanda bulunmayarak davacının çalışmadığını beyan etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olup beyanlarının doğru olmadığını, komşu işyeri tanığı ...'un; davacının dükkanına iş götürdüğünde davalı apartmanda görevli olduğunu kendisine söylediğini, bu beyanlar ile dinlenilen diğer davacı tanıklarının beyanlarının davacı iddiasını desteklediğini, sigorta kayıtları, dinlenen tanık anlatımları, Ceza Mahkemesi dosyasındaki beyanlar, ... tutanakları ve tespit kararları ile beyanlar dahilinde davacının davalı apartmanda 27.06.2014 - 24.11.2017 tarihleri arasında bina görevlisi olarak çalıştığı hususunun tam olarak ispat edildiğini, mahkeme kararının hukuka ve dosya kapsamına aykırı olup kaldırılması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bina sakinleri ile davacının eşinin imzaladığı taahhütname başlıklı evrakın mahkemece dikkate alınmadığının görüleceğini, evrakta davacı ve ailesinin görevli dairesine geçici olarak oturduğu, dairenin elektrik, ... doğalgaz giderlerini karşılayacağını, apartman yönetiminin gerekli görmesi halinde veya bina görevlisinin işe alınması halinde daireyi 15 gün içinde boşalacağı hususlarının yer aldığını, bina sakinlerinin sayıca az olması, bina görevlisine ihtiyaç duyulmaması ve davacı ile ailesinin de konut ihtiyacının olması sebebiyle bu şekilde bir evrak imzalandığını, bina sakinlerinin davacı ve ailesinin müşkül durumuna üzüldüklerini ve bu şekilde davacının görevli dairesinde bir süre ikamet etmesine müsaade ettiklerini, ancak hiçbir şekilde davacı ve ailesinden hizmet almadıklarını, 24.11.2017 tarihine kadar bina sakinlerinin bina ile ilgili her türlü işlemi kendilerinin yerine getirdiğini, bizzat davacının eşinin imzası bulunan bu evrakın davacının davalı binada görevli olarak bulunmadığını gösterdiğini, evrakın nazara alınmamasının hem bina sakinlerinin hem de davacının irade açıklamasının yok sayılması anlamını taşıdığını ve hatalı olduğunu, tanık beyanlarının davacının iddiasını doğrular nitelikte olmadığını, re'sen dinlenen tüm tanıkların davacının davalı binada çalıştığını görmediklerini, davacı tanıkları haricinde davacının davalı binada çalıştığına dair kuşkuya yer bırakmayacak bir delil olmadığını, davacının hiçbir tanığının esasa etki edecek beyanda bulunmadığını, mahkemece tanık beyanlarının değerlendirilmesinde hata yapıldığını, bu durumun hizmet tespit dosyalarındaki usulün ruhuna aykırı olduğunu, mahkemece Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/26899 sayılı Numaralı dosyasında 11.07.2015 tarihli suçla ilgili tarafların beyanlarında davacının bina görevlisi olarak belirtilmesinin de yer aldığını, davacının dava dilekçelerinde Kayseri CBS 2015/26899 sayılı numaralı dosyaya delil olarak dayanmadığını, delil olarak dayanılmayan bir mahkeme kararının esas alınmak suretiyle karar kurulduğunu, mahkemece karara esas teşkil eden Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/26899 sayılı dosyasında ... ve ... isimli kişilerin davacıdan şikayetçi olduklarını, dava dışı bu kişilerin polis merkezinde ifade verirken davacının davalı binada bina görevlisi olduğunu söylediklerini, ancak dava dışı ..in davalı binada bir süre kiracı olarak ikamet etmiş olup davalı bina ile davacı arasındaki ilişkiyi bilmediğini, dava dışı ..ın, ...'in kızı olup onun da davalı bina ile davacı arasındaki ilişkiyi bilmediğini, davacıyı görevli dairesinde oturması sebebi ile bina görevlisi zannettiklerini, 'Taahhütname'den haberlerinin bulunmadığını, binaya anlaşma sonrasında gelmiş olup kiracı sıfatı ile bir müddet binada oturduklarını, savcılık dosyasına konu olan ifadelerin iş bu hizmet tespit davasına konu olamayacağını, bu hususun dikkate alınmadan karar verildiğini, Mahkemece başsavcılık dosyasına konu olan ifadeler sebebiyle karar verilmesine rağmen bu kişilerin iş bu hizmet tespit davasında dinlemeden karar vermesinin hatalı olduğunu, Mahkemece kararı verilen çalışma süresi hususunu kabul etmediklerini, davalı binada oturan sakin sayısının az olduğu hususunun göz önüne alındığında çalışmış olsa idi dahi bu kadar saat mesai yapmasının mümkün olmadığını, bahsi geçen dönemlerde binada birkaç daireye tanışıldığı, geri kalan kısmın boş olduğu göz önüne alındığında davacının kararda verilen süreler kadar çalışmasının dahi mümkün olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; İşbu dava nın davacı tarafından hizmet akdine tabi olarak yanında çalıştığını iddia ettiği işveren ve kanuni hasım olarak müvekkil Kurum ... Başkanlığının ihbar olunan olarak gösterilmek suretiyle hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebini içeren ‘Hizmet Tespiti’ davası olduğunu, 6100 sayılı HMK m. 69/1 e göre ‘Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir’ hükmü doğrultusunda yargılama sonunda Fer’i Müdahil olan müvekkil Kurum aleyhinde hüküm tesis edilmemesi, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, müvekkil Kurumun davalı işverenin bildirimleri üzerine işlem tesis ettiği için aksi ispat edilinceye kadar müvekkil Kurum kayıtlarının doğru olduğu karinesi gereğince hizmet dökümünde yer alan sicil kayıtları doğrultusunda hüküm verilmesi gerektiğini dolayısıyla davanın reddinin gerektiğini, hizmet akdiyle davalı işverene bağlı olarak fiilen çalışıldığı ispatlanması, çalışmanın niteliği ve ödenen ücret somut delillerle ispat edilmesi, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusunun titizlikle araştırılması, Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi, davalı işverenler ve ... nezdindeki kayıtların getirilmesi ve davacının iddialarının değerlendirilmesi, mutlaka tanık dinlenilmesi gerekiyorsa tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi, Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen beyanların hükme esas alınmaması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.