Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9741 E. 2024/13149 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9741
- Karar No
- 2024/13149
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/281 E., 2024/71 K. Taraflar arasındaki Basın İş Kanunu kapsamındaki çalışmaların tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... SGK sicil numaralı davacı ...'nın, 20.10.2004 yılında ... Gazete Dergi Basım Yayın San. Tic. A.Ş. bünyesinde "... Gazetesi"nde muhabir olarak işe başladığı ve 10.01.2020 tarihine kadar "muhabir" olarak görevini sürdürdüğü, kadrosu ... gazetesinde olmakla birlikte görevini fiilen davalıya ait "..." gazetesinde muhabir olarak icra ettiği, davacının 2004 yılında işe başladığı ... Gazete Dergi Basım Yayın San. Tic. A.Ş'nin, 2007 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildikten sonra davalı ... Haberleşme ve ... A.Ş. (Eski Ticaret Unvanı: ... Radyo Televizyon Haberleşme ve ... A.Ş.) tarafından tüm hak ve borçlarıyla satın alındığı, davacının 24.04.2008 tarihinde SGK'ya eski şirketten çıkış ve 25.04.2008 tarihinde yeni şirkete (davalı şirkete) giriş işlemleri ile ilgili bildirimlerde bulunulduğu, davacının 20.10.2004 - 10.01.2020 tarihleri arasında kesintisiz olarak "muhabir" olarak çalıştığı, yapmış olduğu çalışmaların 5953 sayılı Kanun kapsamında Basın İş Kanunu'na tabi olduğu ve sigorta primlerinin bu kapsamda yatırılması gerektiği halde işveren tarafından 4a hizmet sözleşmesine göre "işçi" statüsünde bildirilmiş olduğu ve primlerin buna göre yatırıldığı, davacının 20.10.2004 - 10.01.2020 tarihleri arasındaki çalışmalarının Basın İş Kanunu kapsamında değerlendirilerek sigorta primlerinin bu kapsamda yatırılmasının ve aynı zamanda çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında itibari hizmet gerektirir çalışma niteliğinde olduğundan, 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinde yer alan tablonun 1 - (a) kısmında bulunan düzenlemeye göre sigortalılık süresine, 20.10.2004 - 10.01.2020 tarihleri arasındaki hizmetlerinin her tam yılı için 90 gün sigortalılık süresi eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu ve davaya Kurumun neden olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıştığı şirketin de içinde olduğu ... iktisadi ticari bütünlüğü çalışan ve çalışanların iş sözleşmeleri ile birlikte 25.04.2008 tarihinde satın alındığı, davacının işbu satış ile devreden iş sözleşmesi herhangi bir görev ve nitelik değişikliği yapılmaksızın korunduğu, davacının 4857 sayılı Kanun kapsamında diğer davalı ... Gazete Dergi Basım ... San. ve Tic. A.Ş. ile imzaladığı 20.10.2004 başlangıç tarihli iş sözleşmesi doğrultusunda diğer davalı ... Gazete şirketinde muhabir olarak çalışmaya başladığı, daha sonra davalı şirketin ... Gazete Dergi Basım ... San. ve Tic. A.Ş.'nin de dâhil olduğu “... İktisadi Ticari Bütünlüğü”nü varlık satışı usulü ile Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu’ndan 25.04.2008 tarihinde satın alındığı, söz konusu ihale şartnamesi gereğince ihale tarihi olan 25.04.2008 tarihinde ... Gazete Dergi Basım ... San. ve Tic. A.Ş. nezdinde istihdam edilen tüm personel hak ve yükümlülükleri ile birlikte davalı şirkete devrolduğu, işbu devir ile ... Radyo Televizyon Haberleşme ve ... A.Ş'ye geçen davacı iş sözleşmesi yukarıda da belirtildiği gibi 4857 sayılı Kanun kapsamında tanzim edilerek imzalandığı, davacının iş akdi, hiçbir görev değişikliği yapılmaksızın aynı mahiyette hak ve yükümlülükleri korunarak devam ettirildiği, davacı ... Gazetesi’nde "muhabir" olarak çalıştığı, bu çalışmasının 5953 sayılı Kanun kapsamında “gazeteci” olarak değerlendirilebilmesine imkan olmadığı, 5953 sayılı Kanun'un 1. maddesinin yalnızca lâfzî yorumunu yaptıklarında dahi işbu Kanun kapsamındaki çalışmayı tespit edebilmek için öncelikle kurumun kanun kapsamında sayılan kuruluşlar dâhilinde olması gerektiği bunun yanı sıra işin fikir sanat işi niteliğini taşıması gerektiği, eser sahibinin yaratıcılığı veya emeği ile ortaya konmuş bir eser olması gerektiği, Yargıtayın konuyla ilgili bir kararında da fikir ve sanat işlerinde çalışma, zihinsel bir faaliyeti ve giderek üstün yaratıcılık yeteneğini gerektirdiği şeklinde hüküm kurarak fikir ve sanat eseri kriterinin yerine gelmiş sayılabilmesi için zihinsel faaliyet ve üstün yaratıcılık yeteneği kıstaslarını ortaya koyduğu, tüm açıklanan genel bakış ardından somut olayın Yargıtayın aradığı zihinsel faaliyet ve üstün yaratıcılık kriterlerinin muhabir konumunda çalışan bir kişi açısından gerekli olmadığının açık olduğu, yani 5953 sayılı Kanun'un 1. maddesinde aranılan Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında defaatle yer verdiği fikir ve sanat işi yapıyor olma kriteri davacı açısından gerçekleşmediği, dolayısıyla anılan kanun kapsamında çalıştırılmamış olması hukuka herhangi bir aykırılık taşımadığı, davacının hizmet sözleşmesi kapsamında çalıştığına, İş Kanunu madde 4 kapsamında veya anılan nedenlerle 5953 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemediğine göre İş Kanunu hükümleri kapsamında çalıştırılmasının tamamen hukuki bir uygulama olduğu, davacının davalı şirketteki çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un ek 5 maddesi kapsamında itibari hizmet gerektirir çalışma niteliğinde olduğundan bahisle sigortalılık süresine her tam yıl için 90 gün eklenmesi iddialarının tespiti talebi kabulünün mümkün olmadığı, Anayasa Mahkemesi fiilî hizmet süresi zammından yararlanmak için çalışmalarının basın ve gazetecilik mesleğinde geçmiş sayıldığının tespiti talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın iptaline karar verdiği, Anayasa Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli, 2019/62 E. 2019/98 K. sayılı kararı 14.02.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığını, bu sebeple de davacının sigortalılık süresine her tam yıl için 90 gün eklenmesi iddialarının tespiti talebi hukuken kabul edilebilir olmadığı, tüm bu nedenlerle davacının sigorta primlerinin 5953 sayılı Kanun kapsamında tespiti ve sigortalılık süresine her tam yıl için 90 gün eklenmesi talebi mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 15.09.2022 tarihli ve 2022/157 Esas, 2022/4 Karar sayılı kararla davacının davalı iş yerinde muhabir olarak çalıştığı, muhabirliğin gazetecilik mesleğini ifa edenlerin ağırlıklı olarak yaptığı işlerden olduğu, mesleğin zihinsel ve fikrî bir faaliyet halinde icra edildiği, toplanan haberlerin yazılması veya sunulması suretiyle kamuoyunu bilgilendirmenin özel yaratıcılık gerektiren iş olduğu, bu bağlamda yapılan işin FSEK kapsamındaki fikir ve sanat eseri olduğu, yapılan haberlerin Basın Kanunu kapsamında eser olduğu, davacının basın kartı hamili olduğu, "muhabir" olarak yaptığı işin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında olduğu, bu doğrultuda davacının iş sözleşmesinin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'a göre yapılması gerektiği, sözleşmenin 5953 sayılı Kanun kapsamında tanziminin bir gereği olarak davacının itibari hizmet süresi gibi diğer haklardan da yararlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı iş yerindeki 20.10.2004 - 10.01.2020 tarihleri arasında 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında çalıştığının ve fiili hizmet zammından yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ve 2022/157 Esas, 2022/4 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı işveren vekili istinaf başvurusunda bulunmuş olup Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 19.12.2022 tarihli ve 2022/3696 Esas, 2022/3897 Karar sayılı kararla davalı işveren vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 19.12.2022 tarihli ve 2022/3696 Esas, 2022/3897 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı işveren vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 30.05.2023 tarihli ve 2023/2836 Esas, 2023/6129 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "..1.Eldeki davada, davacıya ait çalışmaların Kuruma bildirilmiş olduğu ve bu nedenle itibari hizmet süresinin tespitine ilişkin uyuşmazlığın, anılan yasa hükümleri kapsamında, hizmet akdine tabi çalışma nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun davada usulünce davalı sıfatı ile taraf olmasının sağlanması gerekirken, hatalı değerlendirme ile Kuruma davada fer’i müdahil sıfatı ile yer verilmesi isabetsizdir. 2.Husumet konusu, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Eldeki gibi itibari hizmet tespiti davalarında elde edilecek hükmün uygulayıcısı konumundaki davalı Kurum tarafından yerine getirilebilmesi için, öncelikle işverene husumet yöneltilerek davaya devam edilmesi gerekmekte olup, davacının talep ettiği dönemler içerisinde kalan tüm sürelerde bildirim yapılan tüm iş yerleri bakımından, işverenliklerin veyahut iş yerlerinin devir, intikal veya birleşmelerine dair olguların dava dosyasına yansıtılması gereğinin yerine getirilerek, taraf teşkili sağlanmalı ve hizmet döküm cetvelinde ... sicil numaralı iş yerinden yapılan bildirimler de göz önünde tutularak, bu iş yerinin adına kayıtlı olduğu anlaşılan ... İzmir Gazete Dergi Basım Yayın AŞ.'nin de HMK'.nın 124. maddesine göre davaya katılımının sağlanması ile bu şirketin de delil ileri sürmesi ve savunma yapmasına imkan tanımak gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkilinin sağlanmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı iş yerinde muhabir olarak çalıştığı, muhabirliğin gazetecilik mesleğini ifa edenlerin ağırlıklı olarak yaptığı işlerden olduğu, mesleğin zihinsel ve fikrî bir faaliyet halinde icra edildiği, toplanan haberlerin yazılması veya sunulması suretiyle kamuoyunu bilgilendirmenin özel yaratıcılık gerektiren iş olduğu, bu bağlamda yapılan işin FSEK kapsamındaki fikir ve sanat eseri olduğu, yapılan haberlerin Basın Kanunu kapsamında eser olduğu, davacının basın kartı hamili olduğu, "muhabir" olarak yaptığı işin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında olduğu, bu doğrultuda davacının iş sözleşmesinin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'a göre yapılması gerektiği, sözleşmenin 5953 sayılı Kanun kapsamında tanziminin bir gereği olarak davacının itibari hizmet süresi gibi diğer haklardan da yararlanmasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı ... Haberleşme ve ... A.Ş’ye ait iş yerinde 20.10.2004 - 10.01.2020 tarihleri arasında 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında çalıştığının ve fiili hizmet zammından yararlanması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurumun fer'i müdahil olması gerektiği, davanın ispat edilemediği, kayıt ve belgelerin esas olması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının soyut ve dayanaksız olduğu, çalışmanın niteliğinin tespit edilmediği, davacının Basın İş Kanunu kapsamında çalışmadığı, kendilerine husumet yöneltilemeyeceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 20.10.2004-10.01.2020 tarihleri arasında kalan dönemde ve davalı işveren yanında geçen çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında geçtiğinin tespiti ve buna göre itibari hizmet sürelerinin ve fiili hizmet zammı süresinin tespitine ilişkindir. 1.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 3.Somut olayda, uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere; itibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle daha erken emekli olabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirlenmiş erken emeklilik sağlayan düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmış ve 506 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiştir. 4.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesinde: “506 sayılı Kanun'a göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir. Sigortalılar Hizmetin Geçtiği Yer Eklenecek Süre I-a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı Kanunu Değiştiren 5953 sayılı basın mesleğinde 212 sayılı Kanunun birinci maddesi 90 gün, çalışanlarla çalıştıranlar kapsamına giren, arasındaki münasebetleri düzenleyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar. B)Basın kartı yönetmeliğine göre Basın müşavirlikleri 90 gün, basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar. II - (Değişik bent: 20.06.1987 -3395/13 md.) a) Solunum ve cilt yoluyla 90 gün, Basım ve gazetecilik iş yerlerinden vücuda geçen gaz veya diğer 1475 sayılı Kanun zehirleyici maddelerle çalışılan ve değişikliklerine iş yerleri, göre çalışan sigortalılar, b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri, c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri, d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri, e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri, f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00’den sonra çalışılarak yapılan işyerleri.... ...Kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” düzenlemesini içermektedir. 5.Görüldüğü üzere kanunun uygulanması bakımından, ancak, ilgili maddelerde sayılı ve sınırlı olarak öngörülen “Hizmetin geçtiği yer – Kapsamdaki İşler/İşyerleri - Kapsamdaki Sigortalılar” yönünden belli çalışma şartlarının tümünün gerçekleştiği durum için uygulama olanağı bulunmaktadır. 6.Buna göre, 506 sayılı Kanun bakımından, “a-) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı Kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar. B-)Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar.” Ek 5. maddenin 1. bendi kapsamında itibari hizmetten faydalanabilecektir. 7.5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki "işçi" tarifi kapsamı dışında kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanacağı, bu Kanunun kapsamına giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci deneceği belirtilmiş, 2. maddesinde, birinci maddenin kapsamı içerisinde bulunup da Devlet, il ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve kurumlarıyla sermayesinin yarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. 8.Ayrıca belirtilmelidir ki, 20.04.1994 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1 inci maddesine göre amacı, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un “Radyo ve Televizyon Kuruluşlarının Haber Birimlerinde Çalışanlar” başlığını taşıyan 38. maddesinde, radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışanların da 5953 sayılı Kanun'a tabi oldukları açıklanmış olup, bu Kanun'un yürürlükten kaldırılmasından sonra 03.03.2011 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun' un "Haber birimlerinde çalışanlar" başlıklı 23. maddesinde de medya hizmet sağlayıcılarının haber birimlerinde çalıştırılacak basın kartlı personelin 13.06.1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'a tabi olduğu belirtilmiştir. 9.Anlaşılacağı üzere, kanun koyucu tarafından 5953 sayılı Kanun kapsamına tabi olarak çalıştırılanlara itibari hizmet süresi hakkı tanınmış olmakla birlikte, bu haktan yararlanma “her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışma” koşuluna bağlanmıştır. Anılan kavram, gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesine ilişkin olarak ve doğrudan doğruya ilgili alanlarda çalışmayı ifade etmekte olup, buna göre, yazar, muhabir, editör, redaktör, düzeltmen, çevirmen, sayfa sekreteri, fotoğrafçı, kameraman, ressam, karikatürist vb. çalışanların, bu meslekle doğrudan doğruya ilgili olduklarından gazeteci olarak kabul edilmeleri gerekmekte, buna karşın, aynı tür işyerlerinde teknik sorumlu, şoför, sekreter, muhasebe elemanı, satış, pazarlama vb. işlerde çalışanların ise söz konusu Kanuna tabi gazeteci olarak değerlendirilmeleri olanaklı görünmemektedir. 10.6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun bakımından ise, radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışma kavramının, haberin oluşumuna doğrudan katkı sağlama olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; haber müdürü, editör, prodüktör, muhabir, foto muhabiri, haber spikeri, haber kameramanı vb. çalışanların 5953 sayılı Kanuna tabi oldukları belirgin ise de, uplink görevlisi, şoför, diğer teknik ve idari personel, vb. çalışanların, haberin oluşumuna doğrudan katkısı olmadıklarından kapsam dışı tutulmaları zorunludur. 11.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu bakımından irdeleme yapılacak olursa; itibari hizmet kavramı yerine fiili hizmet süresi zammı kavramı kullanılmış ve 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesinde fiili hizmet süresi zammından kimlerin hangi şartlarla faydalanabileceği hususu düzenlenmiş olup, basın ve gazetecilik mesleğinde olanlar ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmetinde çalışanlar bakımından, 19.01.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile eklenen düzenleme ile, basın ve gazetecilik mesleğinde Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanların ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmetinde fiilen çalışanların bu çalışma sürelerinin fiili hizmet süresi zammının hesabında gözetileceği hüküm altına alınmış, 6385 sayılı Kanun'un 21. maddesinde de, bu düzenlemenin 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren geçerli olacağı belirtilmiştir. 12.Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'a, 6385 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile eklenen 16. alt bendinde yer alan, "basın ve gazetecilik mesleğinde olan kişilerden,-"Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle- fiilen çalışanların- itibari hizmetten faydalandırılması gerektiğine ilişkin kanun maddesine karşı somut norm denetimi yolu ile Anayasaya aykırılık iddiası ileri sürülmüş ve Anayasa Mahkemesinin 25.12.2019 gün ve 2019/62 Esas, 2019/98 Karar sayılı kararı ile 16 numaralı bendin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline dair karar verilmiş olup, karar 14.02.2020 tarih ve 31039 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. 13.Diğer taraftan, 7256 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile benzer mahiyette bir bent 13.11.2020 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş olup, bent hükümleri; Kapsamdaki işler/işyeri Kapsamdaki sigortalılar Eklenecek Gün sayısı "16) Basın ve 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre basın 90 gazetecilik kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanlar. Mesleğinde" şeklinde iken; bu bent üzerinde bir değişiklik de 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Basın kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 24. maddesiyle bu sırada yer alan “14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine” ibaresi “09.06.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununa” şeklinde değiştirilmiştir. 3.12. Sonuç olarak maddenin son hali; Kapsamdaki işler/işyeri Kapsamdaki sigortalılar Eklenecek Gün sayısı "16) Basın ve 09.06.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununa 90 Gazetecilik Mesleğinde göre basın kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanlar. şeklini almıştır. 14.Görüldüğü üzere Basın Kanunu kapsamında geçen çalışmalar nedeniyle itibari hizmet süresinin tespiti / fiili hizmet süresi zammından faydalandırılması amacıyla açılan davalarda; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi hükmünde yer alan "Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler" hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, Mahkemece, öncelikle talep konusu dönem ve bu döneme göre davacı hakkında uygulanması gereken yasal mevzuat ve şartları ayrı ayrı tespit edilmeli ve 01.10.2008 tarihi öncesindeki dönem bakımından 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinde yer alan itibari hizmetin, 01.10.2008 tarihi ve sonrası dönem bakımından ise, 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesi hükümleri kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi zammının şartları irdelenerek, yasal çerçevede bir karar verilmelidir. 15.Yapılacak irdelemede, davalı iş yerinin kapsam ve kapasitesi ile gerçekleşen çalışmanın niteliği irdelenmeli, bu bakımdan davalı iş yeri hakkında, öncelikle kanun kapsamına alınıp alınmadığı hususu ile itibari hizmet kapsamında olup olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunca veya iş müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, iş yerinde itibari hizmete tabi olarak bildirim yapılan kişilerin varlığı ile birlikte, davacının nerede, iş yerinde hangi bölümde, ne surette çalıştığı ve şayet var ise ek 5 inci maddenin ikinci bendinde yer alan "Basım ve gazetecilik iş yerlerinden" maruziyet koşulunun gerçekleşmesi gerektiği dikkate alınarak, maruziyetin ne şekilde gerçekleştiği hususu gerek bordrolu tanıkların alınacak beyanları ile ve gerekse de iş yeri uygulamaları ve özlük dosyası ile yapılacak keşifte gözlemler tutanağa yansıtılmak suretiyle dikkatlice belirlenmeli, davacının çalışması tüm bilgi ve belgeler ile bordrolu tanıklar dinlenildikten sonra net olarak belirlenmeli, çalışmanın 5953 sayılı Kanun kapsamına girip girmediği hususunda ise, davacının yaptığı işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığının tespitinde iletişim fakültelerinde görevli bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınarak, dinlenilen bordrolu tanıklar ile davacı hakkında iş yerinde tutulan tüm belgeler ve kayıtlar dikkatle incelendikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmeli, ulusal veya yerel televizyon veya radyolarda geçtiği iddia edilen çalışmalar bakımından da haberle ilgili birimlerinde ve haber program kayıtlarına ilişkin cd çözümleri ile birlikte RTÜK kayıtlarının istenmesinden sonra yapılan işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli ve 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "...Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmalı ve 01.10.2008 tarihi ve sonrası geçen çalışma dönemleri bakımından fiili hizmet süresi zammından faydalanabilmek için 40. maddede aranan "basın kartı sahibi olmak suretiyle" ibaresi ile getirilmiş olan basın kartının varlığına ilişkin koşul da araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre infaza elverişli şekilde bir karar verilmelidir. 16.Eldeki dava bakımından ise, davacının talebinin hem 506 Sayılı Kanun hem de 5510 sayılı Kanun kapsamında kaldığı görülmekle birlikte, öncelikle davacının basın kartı bulunup bulunmadığı belirlenmeli; davalı iş yerleri hakkında ayrı ayrı itibari hizmete tabi olup olmadığı hususunda davalı Kurumca veya iş müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı hususu ile birlikte, davacının haber bölümünde çalışıp çalışmadığı hususunda yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, davacının iş yerinin hangi bölümünde ne suretle çalışmalarının gerçekleştiğinin dinlenecek bordrolu tanık beyanları ile beraber tüm delillerin toplanmasından sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. 17.Kabule göre de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin (2). fıkrasında "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüş olup, Mahkemece, kabule konu olunan 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi olduğu anılan maddenin 3. fıkrasının "... Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü gereği, hüküm kurulması gerekmekte olduğu, yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, anılan Kanun'un Ek 5. maddesinde öngörülen itibari hizmet süresinin, ... sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.