Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3467 E. 2024/12229 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3467
- Karar No
- 2024/12229
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1426 E., 2023/2231 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/193 E., 2022/172 K. Taraflar arasındaki Basın İş Kanunu kapsamında çalışmalarının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... (...)'de 10.02.2007 tarihinden itibaren "Haber Yönetmeni" olarak Ankara temsilciliğinde, 5953 sayılı Basın İş Kanunu'na tabi itibari hizmet süreli meslek mensubu olarak çalıştığı, primleri ile sosyal haklarının 4857 sayılı Kanuna tabiymiş gibi gösterildiği, bu durumun hak kaybına neden olduğu, itibari ve fiili hizmet zammı sürelerinin 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yeniden düzenlendiği, 6385 sayılı Kanun ile 40. maddede yapılan değişiklikle, 2013 yılı Şubat ayı başından itibaren Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle ...'de haber hizmetinde fiilen çalışanların fiili hizmet zammı süresi uygulamasına dahil edildiği, Geçici 48. madde ile geriye dönük olarak prim farkının sigortalılarca karşılanmasına olanak sağladığı, 2008/Ekim başından 2013/Şubat ayı başına kadar geçen sürenin ek prim belgelerinin işverenler tarafından 15.05.2013 tarihine kadar verilmesinin, bu imkandan yararlanmak için sigortalıların 2013/Şubat ayından itibaren 6 ay içerisinde başvurmaları ve hesaplanacak fiili hizmet zammı prim farkı tutarını ödemelerinin gerektiği, davacının Basın İş Kanununa tabi çalışan olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında gösterildiğinden Kanun'un bu hükümlerinden yararlanamadığı, davalı şirketin SGK'ya yanıltıcı bilgide bulunduğu, prim bordrolarını yanıltıcı şekilde düzenlemiş olması nedeniyle basın kartını da alamadığı, bugüne kadar 9 yıldır hizmetinin olduğu, basın kartına hak kazandığı, her iki yasada kıdem tazminatının, yıllık ücretli izin sürelerinin, fazla mesai hesabının farklı olduğunu, noter ihtarına rağmen bu durumun düzeltilmediği iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, çalışmalarının 10.02.2007 tarihinden itibaren Basın İş Yasasına tabi çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili aşamalardan davanın yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; 09.02.2007 tarihli iş sözleşmesinde çalışmaların 4857 sayılı Kanuna tabi olduğunun açık bulunduğu, davacının Basın İş Kanununa tabi olarak işe alındığına dair bir husus bulunmadığı, davacının 4857 sayılı Kanuna tabi olarak istihdam edildiği, Basın İş Kanunu kapsamında olabilmesi için işyerinin günlük gazete veya dönemsel yayın olmasının, Türkiye'de yayınlanmasının, çalışmanın devamlı ve bağımlı olmasının, çalışanın fikir ve sanat işi yapması gerektiği, davacının davalı Şirkete ait ...'te "program yönetmeni" olarak çalıştığı, emsal kararlarda Basın İş Yasası'na tabi görevler arasında "Yönetmenin sayılmadığını, "haberyönetmeni" olarak çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğu, basın kartı verilmesinin davalının sorumluluğunda bulunmadığı, davacının teknik yönetmen olarak çalıştığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacı ...'nın 10.02.2007 - 28.02.2007 tarihleri arasında davalı işverene ait ... sicil nolu işyerinden 01.03.2007 - 30.06.2016 tarihleri arasında ise ... sicil nolu işyerinden çalışmalarının kuruma bildirildiği, haber yönetmeni olarak çalıştığı, haberin sunumu ile ilgili tüm işlerin organizasyonunu yaptığı, programın yayın öncesi hazırlığı ve yayın sırasındaki tüm işlemlerin davacı tarafından yönetildiği, basın kartının bulunmadığı, dinlenen bordro tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla gerekçeli ve denetime elverişli şekilde düzenlenen İletişim Uzmanı ...'ın 08.02.2022 tarihli raporu ile bilirkişi ... tarafından düzenlenen 07.05.2018 tarihli rapor Mahkemece usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının 10.02.2007 tarihinden 30.06.2016 tarihine kadar davalı işyerinde 5953 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında haber yönetmeni unvanı ile Basın İş Kanununa tabi olarak çalıştığının tespitine, davacının 10.02.2007 - 01.10.2008 tarihleri arasında davalı şirket tarafından Kuruma bildirilen süreler ile sınırlı olarak 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanması gerektiğinin tespitine, 01.10.2008 tarihi sonrası için 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesi kapsamında fiili hizmet süresi zammından yararlanma koşullarını taşımadığından talebinin reddine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlar ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına davalı işverene ait ... sicil numaralı işyerinden 10.02.2007 – 28.12.2007 tarihleri arasında, ... sicil numaralı işyerinden de 01.03.2007 – 30.06.2016 tarihleri arasında çalışmaların Kuruma bildirildiği, 2012 yılı 11. döneminden sonraki çalışmaların 2654.02 meslek koduyla bildirildiği, davacı ile davalı işveren arasında imzalanmış olan 10.02.2007 başlangıç tarihli, belirsiz süreli iş sözleşmesinde; yapılacak işin konusunun "Yönetmen" olduğu, sorumlulukları bölümünde, “personelin tecrübe ve mesleki birikimine uygun olarak, şirketin vereceği bütün işleri ve görevleri yapmayı kabul ve taahhüt edeceğinin” yazılı olduğu, ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu'nun 64. maddesi uyarınca telafi çalışması ve 63. maddesine göre denkleştirme usulü çalışmayı kabul etmiş olduğu, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tanık beyanları, 08.02.2022 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacının 10.02.2007 - 01.10.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun'un Ek. 5. maddesi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanması gerektiği, 01.10.2008 tarihi sonrası ise 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesi gereğince basın kartı sahibi olmadığı için fiili hizmet süresi zammından yararlanamayacağı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yıllık izin belgelerinin tamamında davacının “haber merkezinde yönetmen” olarak çalıştığının kayıt edildiği, davalı şirket bünyesinde işe girdiği tarihten itibaren haber yönetmeni olarak çalıştığı, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kuruma başvuru yapılmaksızın dava açıldığı, dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, Kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğu, davanın SGK’ya resen ihbar edilmesi, ardından da kurumun feri müdahil olarak katılması gerektiği, Kurumun feri müdahil konumunda olduğu, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin bordro tanıklarını dinlemek yerine daha önce dinlenmiş olan husumetli ve çapraz tanıkları dinleyerek karar verdiği, davacının davalı işyerinde ne uygulamada ne de hukuken Basın İş Kanununa tabii olarak çalıştığının kabulünün mümkün olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 10.02.2007 - 01.10.2008 tarihleri arasındaki çalışmasının Basın İş Kanunu kapsamında olduğunun tespitine ilişkindir.. 1.İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları sebebiyle emeklilik hakkını daha erken elde edebilmelerini sağlamak amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülen özel bir sosyal güvenlik uygulamasıdır. Bu kapsamda, çalışılan fiili sürelere ek olarak, belirli meslek gruplarına ve çalışma koşullarına bağlı olarak “varsayımsal” süreler sigortalılık süresine eklenmektedir. İtibari hizmet süresi ilk kez 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesi ile düzenlenmiş ve burada hangi meslek gruplarının, hangi koşullarda bu haktan faydalanabileceği açıkça belirtilmiştir. Bu meslek gruplarından biri de basın ve yayın sektöründe çalışan gazetecilerdir. Gazetecilerin işlerinin niteliği, düzensiz mesaileri, gece çalışmaları ve haber takibi gibi ağır koşulları nedeniyle bu haktan faydalanmaları mümkün kılınmıştır. 2.Ancak, televizyonculuk ve radyo yayıncılığı sektöründe çalışan basın mensuplarının da bu kapsama alınıp alınmadığı bir dönem boyunca tartışma konusu olmuştur. Bu noktada 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. 20.04.1994 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun’un 38. maddesi, radyo ve televizyon kuruluşlarının haber birimlerinde çalışan personelinin de 5953 sayılı Basın Kanunu’na tabi olduğunu açıkça hüküm altına almıştır. Böylece, yalnızca yazılı basın değil, görsel ve işitsel medyada haber üreten birimlerde çalışan kişiler de gazeteci olarak kabul edilmiş ve itibari hizmet süresi hakkından faydalanmaları mümkün hâle gelmiştir. Bu düzenleme, görsel medya sektörünün gazetecilik alanındaki anayasal güvencelere erişimini sağlayarak sosyal güvenlik açısından önemli bir eşitlik sağlamıştır. 3.3984 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmasından sonra da bu yaklaşım terk edilmemiştir. 03.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 23. maddesi ile benzer bir düzenleme sürdürülmüştür. Bu maddede, medya hizmet sağlayıcılarının haber birimlerinde çalışan basın kartlı personelinin 5953 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacağı açıkça belirtilmiştir. Böylece, hem kamu yayıncıları (örneğin ...) hem de özel medya kuruluşlarında görev yapan ve haberin oluşumuna doğrudan katkı sunan personelin gazeteci sayılması devam ettirilmiş, dolayısıyla itibari hizmet süresi hakkından yararlanma yolları korunmuştur. Ancak burada da yalnızca unvana değil, fiilen yapılan görevin niteliğine dikkat edilmesi gerektiği açıktır. 4.İtibari hizmet süresi uygulamasında temel kıstas yalnızca çalışanın medya sektöründe istihdam edilmesi değil, aynı zamanda haberin üretimine doğrudan katkı sunan görevlerde çalışıyor olmasıdır. Bu bağlamda muhabir, editör, haber spikeri, kameraman gibi görevlerde çalışanların itibari hizmet süresinden faydalanabileceği kabul edilirken, aynı kurumda teknik personel, şoför, güvenlik görevlisi, pazarlama elemanı gibi görevlerde bulunanlar kapsam dışında bırakılmaktadır. Bu değerlendirme, 5953 sayılı Kanun’un 1 ve 2. maddelerinde belirtilen “her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan gazeteci” tanımıyla uyumludur. 5.Somut olayda; davacının davalı işverene ait basın işyerinin haber merkezinde "haber yönetmeni" olarak çalıştığını iddia ettiğinden davaya konu dönem de nazara alınarak sektör ve görev açısından 3984 sayılı Kanun kapsamında bir değerlendirme yapılmasıyla davacının çalışmasının niteliği ve iş tanımı belirlenmelidir. 6.Kabule göre; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin (2). fıkrasında "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüş olup, mahkemece, kabule konu olunan çalışmalar 30.09.2008 tarihinden öncesine ilişkin olup bu çalışmalar yönünden davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi olduğu anılan maddenin 3 üncü fıkrasının "... Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü gereği, hüküm kurulması gerekmekte olduğu, yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, anılan Kanunun Ek 5. maddesinde öngörülen itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde tespitine hükmedilen çalışmanın 5953 sayılı Kanun kapsamında olduğunun belirtilmesiyle yetinilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.