Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1426 E. 2024/12228 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1426
Karar No
2024/12228
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1853 E., 2023/2067 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/388 E., 2020/175 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti ile Basın İş Kanunu kapsamında çalışmanın tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili ile davalı işveren vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.08.1996 yılında sayfa sekreteri olarak ... Gazetesinde işe başladığı, 01.10.1998 tarihine kadar sigortasının bildirilmediği, 01.10.1998 tarihi itibari ile sigortasının başlatıldığı, daha sonra editör, gece editörü ve görsel yönetmen olarak görev yaptığı, 2011 yılına kadar Basın İş Kanunu kapsamında çalışmasına rağmen çalışmalarının 1475 sayılı Kanun kapsamında bildirildiği, bu şekilde davacının Basın Kanunu kapsamındaki haklarının kullanılmasını ve sarı basın kartı sahibi olmasının engellendiği iddiasıyla davacının 01.08.1996 - 01.10.1998 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitini, davacının 01.08.1996 - 01.01.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının 212 sayılı Kanun kapsamında çalışma olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği, davalı iş yerinin 01.08.1996 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, davacının da bu tarihte akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığı, bir fikir işçiliği gerektirmeyen "sayfa sekreteri" olarak görev yaptığı ve 5953 sayılı Kanun'un aradığı şartlara haiz olmadığı, Fikir ve Sanat işinde çalışmaktan amaçlananın gazetecilik mesleğinin ifa edilmesi olduğu, gazete işletmesinin ilan, pazarlama, satış, personel, muhasebe bölümleri gibi yardımcı teknik ve hizmet bölümlerinde çalışanların, sekreter ve daktilo işinde uğraşanların, fikir işçisi olsalar da gazeteci sayılmalarının mümkün olmadığı, kaldı ki davacıyla akdedilen hizmet sözleşmesinde davacının çalışmalarının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olduğunun açık bir şekilde belirtildiği, davacının iddialarını yazılı belgelerle ispatlaması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu dönemde ... SGM'de ..., ... ve ... sicil numaralı iş yerleri üzerinden bir kısım çalışmalarının bildirildiği, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğu, Kurum kayıtlarının aksine eşdeğer nitelikte yazılı belgelerle ispatlanması gerektiği, çalışmanın ispatı yönünden dönem bordro tanıklarının dinlenmesi gerekeceği, davacının hizmet akdi ile işverene bağlı olarak fiilen çalışıldığı, çalışmanın niteliği ve ödenen ücretin somut delillerle ispat edilmesinin gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; tüm dosya kapsamından, toplanan delillerden, dosya kapsamıyla uyumlu bilirkişi raporundan, tanık beyanlarından, dosya kapsamıyla uyumlu bilirkişi raporlarından, davacının davalıya ait işyerinde 01.08.1996 - 01.10.1998 tarihleri arasında çalıştığının tespiti talep edilmiş ise de bu tarihlerde davacının Kuruma bildirilmiş bir sigortalılığı olmadığı gibi bu tarih aralığında başka bir iş yerinde sigortalılık bildiriminin yapıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle de bu talebin hak düşürücü süre nedeniyle kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davacının, bilirkişi raporu da dikkate alınarak, tanık anlatımları ve yaptığı işin niteliği itibariyle 01.10.1998 - 01.10.2008 tarihleri arasında hizmetinin geçtiği yerde Basın İş Kanunu kapsamında insan vücuduna zararlı ve yıpratıcı risklere maruz kaldığı anlaşıldığından bu tarihler arasındaki çalışmalarında, toplam 900 gün itibari hizmet süresinin bulunduğu ve bu sürenin davacıya ait sigortalılık süresine itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiği, 01.10.2008 tarihinden sonraki dönemdeki itibari hizmet süresinin tespiti talebinin davacının Kanun kapsamında sarı basın kartını dosyaya sunmadığı anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 01.08.1996 - 01.10.1998 tarihleri arasında sigortalı olarak tespitine ilişkin talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, ... T.C. kimlik numaralı davacı ...'ın davalı iş yerindeki çalışması nedeniyle 900 gün itibari hizmet süresinin olduğunun, davacıya ait sigortalılık süresini itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığı işlemi ve kararın infazı sırasında dikkate alınması gerektiğinin tespitine, davacının 01.10.2008 tarihinden sonraki döneme ait itibari hizmet süresinin tespiti talebinin yasal koşulları bulunmadığından reddine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlar ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun'da öngörülen basın kartı sahibi olma şartının yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesi'nin 25.12.2019 tarih ve 2019/62 Esas 2019/98 Karar sayılı kararı ile Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edildiği, ancak bu kez 11.11.2020 tarihli ve 7256 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesinde yeniden düzenleme yapılarak basın ve gazetecilik faaliyetinde çalışanlardan 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne göre basın kartı bulunanların fiili hizmet süresinden yararlanabileceklerinin düzenlendiği, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde 1993/2 - 15.08.1993 tarihleri arasında ... unvanlı iş yerinde, 98/2 dönem ... Halk Eğitim Merkezi, 01.10.1998 - 30.06.1999 tarihleri arasında ... İşletmecilik Kağıt Matbaa A.Ş., 01.07.1999 - 31.05.2002 tarihleri arasında ... İşletmecilik Kağıt Matbaa A.Ş, 01.06.2002 - 30.04.2011 tarihleri arasında ... Haber Ajansı A.Ş, 02.05.2011 - 29.02.2021 tarihleri arasında ..., 01.03.2012 - 19.12.2014 tarihleri arasında ... de çalışmaları olduğu, davacının basın kartının bulunmadığı, davacının 01.08.1996 - 01.10.1998 tarihleri arasında başka iş yerinde çalışması bulunduğu, blok çalışmadan söz edilemeyeceği her dönem için ayrıca hak düşürücü sürenin göz önüne alınması gerektiği ve hak düşürücü sürenin geçtiği, Mahkemece davalı iş yerinde keşif yapılmış, tanıklar ..., ..., ... ..., ...'ın dinlendiği, davacının çalışmasının niteliğini doğruladıkları, tanık ...'in davalılar aleyhine davasının bulunduğu ancak bu tanık dışındaki tanıklar beyanında çalışmanın niteliğinin doğrulandığı, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi heyet raporundan anlaşıldığı üzere, davacının çalışmasının geçtiği yerin insan vücuduna zararlı ve yıpratıcı risklere maruz kaldığı yerlerden olduğu, 506 sayılı Kanun kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanabileceği, 01.10.2008 tarihinden sonra yasal düzenleme gereği basın kartı bulunmayan davacının, itibari hizmet süresinden yararlanmasının söz konusu olamayacağı, anlaşılmış olup mahkeme karar ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davasını yasal delillerle ispatlayamadığı, Kurum aleyhine vekalet ücretine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.08.1996 - 01.10.1998 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak çalıştığının, 01.08.1996 - 01.01.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının Basın İş Kanunu'na tabi olduğunun tespitine ilişkindir. 1.Husumet konusu, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Eldeki gibi sigortalılık hizmetlerinin tespitine ilişkin davalarda elde edilecek hükmün uygulayıcısı konumundaki Kurum tarafından yerine getirilebilmesi için, husumetin doğru kimselere yöneltilerek davaya devam edilmesi gereklidir. 2.Eldeki davada, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi kapsamında hizmet akdine tabi çalışmanın ve söz konusu çalışma ve bildirimlerinin Ek 5. madde ile 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesi kapsamında olduğunun istendiği anlaşılmış olmakla, davacının hizmet döküm cetvelinde talebe konu 01.10.1996 - 01.01.2011 tarihleri arasında ... sicil numaralı ... İşletmecilik Anonim Şirketi, ... sicil numaralı ... (sonradan ... Yayıncılık Anonim Şirketi olduğu bildirildi), ... sicil numaralı ... Haber Ajansı Anonim Şirketi iş yerlerinden bildirimlerin varlığı karşısında, davacıdan bu iş yerinden yapılan bildirimler bakımından açıklama istenerek, talebinin netleştirilmesi ile gerektiğinde bu şirkete de 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi gereğince husumetin yöneltilmesi ile davaya dahil edilmesi delillerin toplanmasından sonra bir karar verilmesi gereklidir. Ayrıca davacının bildirimlerinin yapıldığı tüm iş yerlerinin kayıtlı olduğu tüzel kişiliklerin faaliyetine devam edip etmediği hususunun da irdelenmesi ile bu bildirimlerin yapıldığı şirketlerin davalı ... Anonim Şirketi tarafından devralınıp devralınmadıkları ile taraf ehliyetlerinin son bulup bulmadığı hususunun da netleştirilmesi ile taraf teşkilinin tam olarak sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir. Zira, davanın niteliği itibariyle alınacak ilam, sonuçta ... Başkanlığı tarafından infaza ve böylece sigortalının bu hakkının tesciliyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline yol açacağından sigortalıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişilere karşı da açılması gerekir. 3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksinin BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1426, K. 2024/12228, T. 03.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-1426-e-2024-12228-k-a9fbcf22a098