Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/13086 E. 2012/13596 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/13086
Karar No
2012/13596
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :335-236 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, 090... sigorta sicil numarası ile davalı işyerinde 15.12.1986 tarihinden itibaren 40 gün çalışmış olduğunun tespitini talep etmiş olup, mahkemece, kuruma bildirim bulunmadığı, kurumca da bir tespit bulunmadığından hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesidir. Bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir dikkat ve özenle araştırılıp incelenmesi gerekir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen sigortalıların, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur. Somut olayda ise, davacı 090524 sigorta sicil numarasının kendisine ait olduğunu belirtmiş, davalı Kurum ise cevabında bu sicil numaranın başkasına ait olduğunu beyanla, bu sicile ilişkin hizmet cetvelini ibraz etmemiştir. Belirtilen sicil numarası davacının adına olmasa bile, yanlış yazım nedeniyle davacıya ait hizmetlerin bu başka kişiye ait sigorta sicil numarasına işlenmiş olabileceği ihtimali gözetilerek mahkemece, öncelikle bu numaranın kime ait olduğu Kurumdan sorulmalı, hizmet cetveli ile birlikte, şahsi sicil dosyası istenmeli, dava dilekçesine ekli ve sadece arka yüzünün fotokopisi olan sigorta sicil kartının aslının temini ile, davacı adına düzenlenmiş ise, bu kartın hangi işe giriş bildirgesi ve çalışmaları esas alınarak verildiği, hangi yıl serilerinden olduğu araştırılmalı, şahsi sicil dosyasının celbinden sonra bildirilen çalışmalar var ve başkası adına olup da, davacı kendisine ait olduğunu iddia ediyor ise, davacıdan sorularak aidiyet yönünden, ilgilinin ve işverenin davaya katılımı HMK’nun 124. maddesi gereğince sağlandıktan sonra, işveren ve vekillerinin beyanları alınarak, varsa, delilleri celp edilmeli, işyeri şahsi sicil dosyası, dönem bordroları celbedilerek, davalı işyerinde çalışan usta, vardiya amiri gibi sorumlu kişiler ile, davacı ile birlikte çalışan bordro tanıklarının beyanlarına başvurularak, gerektiğinde re’sen araştırma yoluna da gidilerek fiili çalışmanın varlığı araştırılmalı, tüm bu araştırmalar sonucunda davacının çalışmalarına ilişkin yönetmelikte belirtilen belgelerin süresi içinde kuruma verilmediği, Kurumca da bir tespitin bulunmadığı kanaatine varıldığı takdirde, hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerekir. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/13086, K. 2012/13596, T. 09.07.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-13086-e-2012-13596-k-6b324b1d760b