Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/11706 E. 2012/13506 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/11706
- Karar No
- 2012/13506
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :483-77 Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin tespitini istemiştir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun ve giderek 79. maddesi olduğu kabul edilmelidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılmaz ve feragat edilemez” olması, sosyal güvenliğin Anayasal haklardan bulunması itibariyle, bu tür davaların “kamu düzeni” ile ilgili olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla yürütülmesi ve kanıtların re’sen toplanması gereği vardır. Dava; sigortalılık başlangıcının tespiti istemini içerir nitelikte olup, davacının 01.10.1982 tarihli işe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş ise de, 506 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti yönünde, salt işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olmayıp, ayrıca, aynı Kanunun 2 ve 6. maddelerinde öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın da varlığı gerekir. Başka bir anlatımla; yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi kişinin işe girdiğini gösteren yazılı delil niteliğinde ise de, fiili çalışmanın ortaya konması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-575 Esas 2011/697 Karar sayılı hükmüne göre davacının çalıştığını ileri sürdüğü, işe giriş bildirgesini kuruma veren iş yerinin kurum dosyasından bildirilen adresinin sağlıklı biçimde araştırılması; işyerinde tutulması gerekli dosyalardan, belge ve kanıtlardan yararlanılması; davalı Kurum nezdindeki çalışma dönemine ilişkin kayıtlar celp edilerek işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin ve imzanın davacıya ait olup olmadığı, müfettiş raporlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi; işe giriş bildirgesi üzerinde yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğunun belirlenmesi; ücret bordrolarının sağlıklı biçimde temin edilmesi; sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığının ve aynı dönemde iş yerinde çalışanların bulunup bulunmadığının saptanması; gerektiğinde komşu işyerlerinden o tarihte faaliyette bulunanlar ile bunların çalışanlarının, davacının birlikte çalıştığı kişilerin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması; böylece gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konulması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereklidir. Dosya kapsamına göre, 42232 nolu işyerinde 01.10.1982 tarihi itibariyle işe girdiği bildirimini içeren bildirgenin mevcut olduğu anlaşılmasına rağmen, Kuruma intikal tarihi tespit edilmemiş ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği tespit edilememektedir. Dosyada bulunan sigorta hizmet cetveline göre davacının anılan işe giriş bildirgesine istinaden Kurumca sigortalıya verilen sicil numarasının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanıldığı görülmüş olup, yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, Kurumdan alınacak bilgiye göre, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu saptanmaldır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular araştırılmaksızın eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.