Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9727 E. 2025/4402 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9727
Karar No
2025/4402
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda re'sen iş yeri tescil işleminin iptali ile davacının tahakkuk ettirilen tedavi gideri nedeniyle borçlu olmadığının ve olayın iş kazası olmadığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA 1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ya davalı Kurum tarafından merhum ... ile ilgili tahakkuk ettirilen ve tebliğ edilen davacıdan ödemesi istenen 35.566,59 TL'lik bedelin borçlusunun davacı olmadığı, davalı Kurumun sözde borç tahsili konulu işlemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle iptali gerektiği, davacının İş Kanunu kapsamında ve diğer kanunlar nezdinde işveren sıfatlarına sahip olmadığı, bu nedenle de iş yeri de bulunmadığı, köydeki evinin yapım işini kendi nam ve hesabına çalışan ...'a verdiği, ...'in de bu kişiye bağlı olarak çalıştığı, inşaat devam ederken ...'un kendi kusuru ile hareket ederek inşaattan düşüp vefat ettiği, bu olay ile ilgili olarak ... CBS 2021/1241 soruşturma sayılı dosyasından verilen yürütülen soruşturmada davacı hakkında ölenin yakınlarının da şikayetçi olmadığı, düzenlenen bilirkişi raporu ile de olayın iş kazası olmadığı, davacının işveren olmadığı, olayda hiçbir kusurunun da bulunmadığı anlaşılarak davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilerek iş bu kararın da kesinleştiği, hal böyle olmakla davacıya tebliğ edilmeyen ve hiçbir şekilde talepte bulunmalarına rağmen verilmeyen müfettiş raporunun gerekçe gösterilerek davacıdan merhum ... 'un tedavi masraflarını ödemesinin talep edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, ölen ... ile ...'in davacı ile SGK mevzuatı gereği işçi işveren ilişkisi bulunmadığından ve bu anlamda diğer şartlar da gerçekleşmediğinden davacının işveren olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı iddiasıyla davalı Kurumun davacıdan merhum ...'un vefatı ile ilgili tahakkuk ettirilen toplam 35.566,59 TL tedavi masrafları adı altında talep edilen tutar ile ilgili 30.12.2021 tarihinde tebliğ edilen borç bildirim belgesinin ve davacı aleyhine olan Kurum işlemlerinin, müfettiş raporunun ve komisyon kararının ayrı ayrı iptaline; davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, tedavi masrafları olarak davacıdan talep edilen tutarın haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından uygulanan iş yeri re'sen tescil işlemi ile yine davacıdan işe giriş çıkış bildirgesi ve ek aylık prim hizmet belgesi tanzim edilmesi konulu işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği, davacının köydeki evinin yapım işini kendi nam ve hesabına çalışan ...'a verdiği, inşaat devam ederken ...'un kendi kusuru ile hareket ederek inşaattan düşüp vefat ettiği, bu olay ile ilgili olarak soruşturma dosyası yürütüldüğü, düzenlenen bilirkişi raporunda olayın iş kazası olmadığının, davacının işveren olmadığının, olayda kusurunun bulunmadığının belirtildiği iddiasıyla Kurum işlemlerinin ayrı ayrı iptaline, davacının işveren olmadığının tespitine, iş yeri tescilinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 31.08.2021 tarih ... sayılı müfettiş raporunda; ... TC kimlik numaralı ...'un 21.02.2021 tarihinde geçirdiği kaza olayının, sigortalıların iş yerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısı ile meydana geldiğinden 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ilk fıkrası (a) ve (b) bentleri uyarınca iş kazası olduğu, işveren 21.02.2021 tarihinde meydana gelen kaza olayını kuruma bildirmediğinden işveren hakkında 5510 sayılı kanunun 21 nci maddesi 2.fıkrası hükmünün uygulanması gerektiği, sigortalının işe başladığına dair bildirim yasal süresinde yapılmadığından işveren hakkında 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi hükmünün uygulanması gerektiği, iş kazası olayında, işverenin %80 oranında kusuru bulunduğu, işveren hakkında 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi ilk fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 76. maddesi dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiği tespit edildiği, davacı tarafın kusuru olması sebebi ile Kurum tarafından sigortalıya yapılan tedavi giderleri ilgilisinden talep edildiği, Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;davalının eşi ...'un kendi nam ve hesabına çalışan bir kişi olmadığı gibi ...'in de ... yanında çalışan sigortalı olmadığı, aralarında bir iş ortaklığı da mevcut olmayıp her ikisinin de işçi olduğunu ve davacı ... tarafından sigortasız çalıştırıldıkları, davalı ailesi savcılık aşamasında yol yöntem bilmedikleri için şikayetçi olmadıkları bu nedenle dosyanın kapatıldığı, davacının köydeki evinin bir inşaat iş yeri olduğunu ve sosyal güvenlik mevzuatının bunu gerektirdiği, davalının eşi mütevefa ... ve ...’in serbest meslek erbabı olduklarına dair tek bir oda ya da vergi kaydı olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; asıl davanın kabulüne, davacı ...'ya kurum tarafından tahakkuk ettirilen ... ...'a ait tedavi giderlerinin borç kaydedilmesi ve tahsil işleminin iptaline, Kurum tarafından davacı ...'dan tahsil edilen tutarın davacıya iadesine, birleşen davanın kabulü ile davacı ... adına 4.4120 mahiyet ve işkolu kodu ile sınıflandırmak suretiyle 21.02.2021 tarihi itibariyle resen iş yeri tescili işleminin iptaline, davacı ...'nın ... TC kimlik numaralı ... ve ... TC kimlik numaralı ... için 21.02.2021 tarihli işe giriş ve çıkış bildirgesi ve ek aylık prim hizmet belgesi tanzim edilmesine ilişkin kurum işleminin iptaline ... TC kimlik numaralı ... ve ... TC kimlik numaralı ...'in ... iş yeri sicil nolu ... isimli iş yerinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a kapsamında çalışmadığının tespitine, ... ... TC kimlik numaralı ...'un ... iş yeri sicil nolu ... isimli iş yerindeki 21.02.2021 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13/a-b maddesi kapsamında iş kazası olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili istinaf yoluna başvurmuşlar ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; olayın iş kazası olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde davacı tarafın kusuru olması sebebi ile, idare tarafından sigortalıya yapılan tedavi giderlerinin ilgilisinden talep edildiği, idarenin işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğu, nitekim dinlenen tanıkların bir kısmının ... ile davacı arasında işçi işveren ilişkisinin olduğu, ilgililerin maaşlarını davacıdan aldıklarını belirttiği, bir diğer tanığın, olayın olduğunu duyduklarında inşaatın olduğu yere gittikleri, sıvacı ...'nın işlenmiş demirleri kendi arabasına yüklerken gördüğü, diğer kalan demirleri de araba çağırıp alacağını söylediği, ... bu inşaatın müteahhitliğini üstlenmiş olsa idi demirleri kendisinin alması gerektiği, ancak demirlerin ...'ya ait olduğu, ...'un işçi olarak çalıştığını bildiğini belirttiği, davanın haksız ve yersiz olarak açıldığı, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; konu ile ilgili olarak Kurum müfettişlerince hazırlanan .... sayılı raporun incelenmesinde davacı adına devam eden inşaatın hiçbir şekilde kurumda iş yeri dosyasının mevcut olmadığının belirlendiği, davalının eşi ...’un 5510 sayılı Kanun 4-a mad. kapsamında “sigortalı sayılanlar“ düzenlemesi kapsamında sigortalı sayıldığı, muhatap kalınan kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında iş kazası olduğu, kaza ile yapılan iş-iş yeri – işveren bağlamında illiyet bağı bulunduğu, yüksekten düşme şeklinde gerçekleşen kazada işverenin iş yerinde iş emniyetini sağlamaya yönelik hiçbir tedbirinin bulunmadığının, koruyucu malzeme verilmediğinin ve İSG gereğince hiçbir koruma tedbirinin de alınmadığının tespit edildiği, yargıya konu inşaatın ruhsatsız olmasının ...’nın işveren olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığı, davalının eşi ...'un kendi nam ve hesabına çalışan bir kişi olmadığı gibi ...'in de müteveffanın yanında çalışan sigortalı olmadığı, aralarında bir iş ortaklığı da mevcut olmayıp her ikisinin de işçi olduğu ve davacı ... tarafından sigortasız çalıştırılan işçiler oldukları, ... CBS 2021/1241 sor. numaralı dosyasında da ...’un işveren olmadığına yönelik açıkça tespiti yapılan bir durum söz konusu olmadığı, davacının köydeki evinin bir inşaat iş yeri olduğu ve sosyal güvenlik mevzuatının bunu gerektirdiği, davalının eşi mütevefa ... ve ...’in serbest meslek erbabı olduklarına dair tek bir oda ya da vergi kaydı mevcut olmadığı, ikisinin de emeği istismar edilen işçiler olduğu, ortada bir eser sözleşmesi bulunduğu, aradaki hukuki ilişkinin hizmet akdi olduğu, eser sözleşmesi ilişkisinin varlığının kural olarak yazılı veya kesin delillerle ispatlanması gerektiği, işveren ... ile ... işçi ... arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu davacı ispat etmek durumunda olduğu, miktar olarak da tanık ile ispat sınırının üstünde olan bu anlaşmanın yazılı sözleşmeye dayandığının ispatı gerektiği, davacı tarafın köy evinin inşaatı için gerekli malzemeyi kendisinin temin ettiği, kaza sonrası da kalan malzemeyi götürüp iade ettiği, işçilerin malzeme getirmediği sadece aldıkları ücret karşılığı davacıya ait inşaatta çalıştıklarını, malzemeyi satan iş yerlerinin adı ve adresinin bildirileceği ve tanıklığına başvurulmasının talep edileceği, ... ... ve diğer işçi ...’in de esnaf odalarında veya vergi dairesinde kayıtları olup olmadığının tespiti yapılmış olup hepsinin de 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında işçi olduklarının açık olduğunu, davacı tarafın yargıya konu olayın iş kazası olmadığını dosya içinde mevcut denetim raporuna aykırı şekilde ispatlayamadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda re'sen iş yeri tescil işleminin iptali ile davacının tahakkuk ettirilen tedavi gideri nedeniyle borçlu olmadığının ve olayın iş kazası olmadığının tespitine ilişkindir. 1.Husumet konusu, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Eldeki gibi sigortalılık hizmetlerinin tespitine ilişkin davalarda elde edilecek hükmün uygulayıcısı konumundaki Kurum tarafından yerine getirilebilmesi için, husumetin doğru kimselere yöneltilerek davaya devam edilmesi gereklidir.

2.Davada taraf olarak gösterilen ... ve ...’a dava dilekçesinin tebliğ edilmediği, dosya kapsamından ise ...’un 2007, ...’un 2015 doğumlu olduğu ve her ikisinin de dava tarihi itibariyle 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılmaktadır. Ayırt etme gücüne sahip ... ile kısıtlıların kural olarak dava ehliyetine sahip olmadıkları; Türk Medeni Kanunu’nun 16 ncı maddesi ve 6100 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca bu kişilerin davalarda kanuni temsilcileri aracılığıyla temsil edilmeleri gerektiği açıktır. Somut olayda, muris sigortalının ölümüne neden olan olayın 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi anlamında iş kazası sayılmadığının tespitine ilişkin açılan davada, mirasçılardan olan annenin kendi adına verdiği vekaletname ile davada temsil edildiği; buna karşılık davalı olarak gösterilen küçük mirasçılar ... ve ... adına anne ... tarafından velayeten düzenlenmiş herhangi bir vekaletnamenin bulunmadığı, dolayısıyla bu küçüklerin davada temsil edilmediği ve adlarına yapılmış bir tebligat da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, öncelikle küçüklerin yasal temsilcisinin belirlenmesi ve husumetin yasal temsilciye yöneltilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilip karar verilmiş olması isabetsizdir.

3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular kapsamında gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksinin BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9727, K. 2025/4402, T. 18.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9727-e-2025-4402-k-dd082ae2cab0