Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6447 E. 2025/4571 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6447
Karar No
2025/4571
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket bünyesinde 2016 yılının Mayıs ayında çalışmaya başladığını, iş kazasının gerçekleştiği 28.01.2017 tarihine kadar da aralıksız olarak çalıştığını, davacının işyerinde mermerci olarak asıl işveren ... Merkez Holding A.Ş.'ye bağlı ... San. ve Tic. A.Ş. isimli alt işveren bünyesinde çalıştığını, dolayısıyla meydana gelen iş kazasından alt işveren ve asıl işverenin müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının 28.01.2017 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle ciddi ölüm tehlikesi atlattığını, birçok defa ameliyat geçirmek zorunda kaldığını, sonuç itibariyle de artık eskisi gibi çalışmasının hayatını sağlıklı bir birey gibi idame ettirebilmesinin doktor raporuyla da kayıt altına alındığı üzere mümkün olmadığını, davacının davalı asıl ve alt işveren bünyesinde ... inşaatı projesinde mermerci olarak çalıştığını, davacının 28.01.2017 tarihinde işyerinde çalıştığı sırada sol bacağında hissizlik olması ve akabinde öksürük tutması belirtisiyle rahatsızlandığını, iş arkadaşlarına durumu hemen bildirdiğini, taksi çağırıldığını ve yakındaki ... Hastanesine götürülecekken müvekkilinin yolda göğsünün de daraldığını hissettiğini, bunun üzerine kendisini İstanbul Dr. ...ve ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürmelerini istediğini, acil olarak yapılan muayene ve tetkiklerden sonra ilgili doktor tarafından davacının aort damarının yırtıldığı, hayatta kalma olasılığının %10 olduğu ve bir yakının onayıyla hemen ameliyata alınması gerektiğinin bildirildiğini, aynı projede çalışan kardeşi ...'in onayıyla müvekkilinin beş saat süren bir ameliyata alındığını, ardından bir buçuk gün bilincinin kapalı kaldığını, iki gün sonra ise normal odaya alındığını, ameliyat neticesinde davacı müvekkilinin kalp kapakçığının ve aort damarının değiştiğini, davacı ameliyattan sonra normal odaya alındığını, sonraki süreçte akciğerde kan toplanması sebebiyle tekrar ameliyat olduğunu, 10-12 gün boyunca yoğun bakım ve serviste tedavisine devam edildiğini, daha sonra taburcu edildiğini ve ...'a geldiğini, ...'da bulunduğu zamanda yüksek ateş şikayetiyle ... Özel Hastanesine gittiğini, bir hafta serum ve ilaç tedavisi gördüğünü, oradan ... Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, tekrar ... Eğitim Araştırma Hastanesine naklinin gerçekleştirildiğini, enfeksiyon sebebiyle göğsüne 18 gün boyunca vak takıldığını, bu süreç boyunca sürekli serum ve ilaç verilmesinden dolayı müvekkilinin böbreklerinin iflas ettiğini, diyalize girebilmesi amacıyla takılması gereken kataterın ameliyat olduğu için boyundan takıldığını, davacı müvekkilinin bu uzun, yorucu ve hayatı açısından büyük risk taşıyan tedavi süreçlerinin ardından birçok ilaç kullanmaya başladığını, artık eskisi gibi hayatını idame ettiremediğini, ağır işte çalışamamakta, ağır kaldıramamakta, fazla yürüdüğünde veya merdiven çıktığında nefesi daralmakta, tıkanmakta olduğunu, Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezinin 31.10.2018 tarihli yazı cevabı ile sürekli iş göremezlik derecesinin 9.20 olduğunun tespit edildiğinin bildirildiğini, itirazı neticesinde yeniden SGK Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezinin 16.12.2019 tarihli yazı cevabı ile sürekli iş göremezlik derecesinin %33.20 olduğunun tespit edildiğini, ayrıca davacıya maluliyeti oranında 616,64 TL maaş bağlandığını, davacının yaşamış olduğu olayın iş kazası olduğunu, davacının başına gelen olayın mesai saatleri içerisinde iş yerinde meydana geldiğini, iş yerinde meydana gelen kalp krizi veya dava konusu aort damarı yırtılması gibi olaylarının iş kazası olarak nitelenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, iş kazasının meydana gelmesinde davacıya yüklenebilecek en ufak kusurun söz konusu olmadığını, aksine mevcut olayın yaşanmasında işverenin kusurlu hareket ettiğini, davacının işe gireceği zaman alt işverenin işyeri hekimi tarafından kontrollerinin yapıldığını, kontrol esnasında davacının tansiyonunun ölçüldüğünü ve yüksek çıktığını, iş yeri hekimi yol yorgunluğu sebebiyle böyle olabileceğini, 1-2 saat sonra tekrar gelmesini söylediğini, davacı müvekkili ikinci kez geldiğinde yine tansiyonunun yüksek çıktığını, iş yeri hekimi ise "heyecan yapmışsın" diyerek işe başlangıca onay verdiğini ve müvekkili gönderdiğini, sonuç olarak da mevcut iş kazasının meydana geldiğini, dolayısıyla yaşanan olayda davacının kusurlu hareket ettiğini gösterecek hiçbir durum söz konusu olmadığını, tersine çalışırken üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirip, gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, olay yaşandığı andan itibaren de hassasiyetle hareket ederek en hızlı ve en doğru şekilde hastaneye ulaşma, tedavinin sağlanması ve tedavi sürecinde göstermesi gereken dikkat ve özeni fazlasıyla gösterdiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine göre maddi tazminat açısından açılan belirsiz alacak davasının kabulüne, şimdilik 1.000,00 TL'lik maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline, davacının yaşamış olduğu elem ve ızdırabın yumuşatılması amacıyla 120.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili bünyesinde çalışmadığını ve hiçbir ilgisinin bulunmadığını, diğer davalı ... San. ve Tic. A.Ş. bünyesinde çalıştığını, adı geçen diğer davalının Avrasya Tüneli (.... Tüp Geçişi) projesini yüklenen ... ... İnşaat Sanayi A.Ş. ve ...&... .... Ltd. Adi Ortaklığı işletmesinin alt işvereni olduğunu, davanın müvekkili yönünden husumetten reddinin gerektiğini, davacının işvereni olan ... San. ve Tic. A.Ş. ile ... ... İnşaat Sanayi A.Ş. ve ...&... .... Ltd. Adi Ortaklığı arasında imzalanan alt işverenlik sözleşmesine göre tüm sorumluluğun ... San. ve Tic. A.Ş.'de olduğunu, olayın bir iş kazası olmadığını ve kalp krizini önleyebilecek bir tedbirin bulunmadığını, ayrıca kalp krizinin yaptığı iş ile hiçbir ilgisinin olmadığını belirterek; açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, davacı ... geçirdiği kalp rahatsızlığının iş kazası olup olmadığının tespiti hususunun yargılamayı gerektirdiğini, davacı ... ...'in 28.01.2017 tarihinde geçirdiği "kalp rahatsızlığı" sonucunda acilen Dr. ...ve ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldığını ve tedavisinin de bu hastanede yapıldığını, edinilen bilgilere göre davacı ... ...'in kalp damarında yırtılma, tıkanıklık tespit edildiğini gereken teşhis ve tedavinin ilgili sağlık kuruluşunca yapıldığının öğrenildiğini, davalı tarafından işe başlatılmadan önce davacıdan sağlık raporları talep edildiğini, ... Devlet Hastanesinde yapılan tetkiklerde ve tetkikler sonucu verilen raporda davacının çalışmasına engel bir durumunun olmadığının belirtildiğini, yine iş yeri hekimlerince yapılan rutin sağlık kontrolleri sonucunda da davacının kalp rahatsızlığına ilişkin bir bulguya rastlanılmadığından davacının kalp rahatsızlığının yaşadığı gerginlik veya onu stres içine sokacak bir olaydan da kaynaklanabileceğinden kalp rahatsızlığının iş yerinde çalışmaya bağlı olup olmadığının kesin olarak saptanmasının dava için ön sorun olduğunun anlaşıldığını, bu nedenlerle öncelikli meselenin hangi sebebe veya sebeplere bağlı olduğunun ve iş kazası olup olmadığının net bir şekilde ortaya çıkartılması gerektiğinin açık olduğunu, davacının işe başlatılmadan önce sağlık raporları alındığı gibi işyeri hekimlerince de rutin sağlık kontrollerinin yaptırıldığını, İş Sağlığı ve İş Güvenliği hükümlerine göre yeterli önlemlerin alındığını ve yine davacının zarar görmemesi için özen ve gözetim görevi gerektiği gibi yerine getirilerek tüm önlemler alındığından davalı işverene atfı kabil bir kusur bulunmadığından davalı işverenin sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmadığını, davacının kalp rahatsızlığının oluşmasında davacının yaşının, beslenme şeklinin, sigara kullanımının, kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının da etkili olduğu dikkate alındığında işveren ve işverenin sorumluluğu ile kazanın oluşu arasında "nedensellik bağı" kesildiğinden işverenin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının maluliyet oranının oldukça yüksek olduğunu, itiraz ettiklerini, olayın meydana gelmesinde davacı işçi tamamen kusurlu olduğundan dolayı tazminat talep edemeyeceğini, davacı tarafça talep edilen manevi tazminatın miktarının fahiş olduğunu, kusuru kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminatın kusur oranında indirilmesini ve SGK tarafından yapılan ödemenin mahsubunu talep ettiklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, faiz türüne de itiraz ettiklerini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "28.01.2017 tarihinde davalı ....'nin alt işvereni olan davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. unvanlı iş yeri çalışanı davacı ... ’in mermer döşeme işi yaptığı esnada aniden fenalaşarak hastaneye kaldırıldığı ve kaldırıldığı hastanede aort damarının yırtıldığı teşhisi sonucu malul kaldığı, davacı ... ...’in işvereni davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı gereği yaptırılması gereken işe giriş/periyodik sağlık muayenelerinin yaptırıldığı, yapılan muayeneler sonucu düzenlenen raporlarda mermerci olarak çalışmasında herhangi bir mahsur bulunmadığının belirtildiği, davacının daha önceki sağlık taramalarında kalp rahatsızlığı ve/veya aort yırtılması ile ilgili herhangi bir tespitin yapılmadığı, ayrıca dosya muhteviyatında davacının çalışma şartlarında bedenin aşırı zorlanması, yoğun tempo, normal çalışma süresinin üzerinde çalışma yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, yapılan değerlendirmeler ışığında 28.01.2017 tarihinde meydana gelen aort damarı diseksiyonunun davacının genetik faktörlerinden kaynaklandığının değerlendirildiği, Yargıtay kararlarında ve uygulamada kaçınılmazlık ilkesinden bilimsel ve teknik tüm önlemlere rağmen zararın meydana geldiği ve önlenemediği durumlarda bahsedildiği, davaya konu iş kazasında davacının işvereninin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı gereği alması gereken tedbirleri aldığı, davacının çalışma şartlarında bedenin aşırı zorlanması, yoğun tempo, normal çalışma süresinin üzerinde çalışma yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin olmamasına rağmen kaza olayının meydana geldiği, dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde kaçınılmazlığın etkili olduğu değerlendirilmiş olmakla; Mahkemece 22.10.2022 tarihli bilirkişi raporu hüküm ve denetime elverişli, olayın oluş şekline uygun bulunmuş, davacının mermer döşeme işi yaptığı esnada aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılması ve kaldırıldığı hastanede aort damarının yırtılması olayında davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalıların kendilerinden beklenen özeni gereği gibi yerine getirdikleri, kazanın meydana gelmemesi için alacakları herhangi bir önlemin bulunmadığı, kusursuz sorumluluk için gerekli şartların oluşmadığı kanaatine varılmış ve açıklanan gerekçelerle davanın reddine" karar verilmiştir. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunu, %100 kaçınılmazlık halinde de davalının %60 kusurunun bulunduğunun kabulü ile hesaplama yapılması gerektiğini, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının işyerinde ağır koşullarda çalıştığını davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini davanın kabulü gerektiğini, belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6447, K. 2025/4571, T. 20.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6447-e-2025-4571-k-e7409683e4cc