Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8794 E. 2024/10338 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8794
- Karar No
- 2024/10338
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2114 E., 2024/301 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Reyhanlı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/246 E., 2020/274 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum ve dahili davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... Kaynar tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Reyhanlı Devlet Üretme Çiftliği arazilerinde mevsimlik işçi olarak çalışması nedeniyle 01.06.1980 tarihinde 3101012439183 sigorta sicil numarasıyla sigortalılık tescil kaydının yapıldığını, müvekkilinin davalı Kuruma yaptığı emeklilik başvurusunda sigorta tescilinin 01.08.1983 tarihinde gerçekleştiğini öğrendiğini, bu halde emekliliğe hak kazanamadığını, bu nedenlerle müvekkilinin sigorta başlangıç tarihihin 01.06.1980 olarak tespit edilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, Kurum kayıtlarında herhangi bir bordro kaydına rastlanmadığını, davanın açılmasında Kurumun bir sebebiyetinin söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini beyan etmiştir. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, talep için hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkil kayıtlarında yapılan incelemede davacının 1980 yılında müvekkili nezdinde çalıştığına dair herhangi bir belge tespit edilemediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davanın kabulü ile davacının ..., ... ve ...'nin yanında ... 01.06.1980 tarihinde mevsimlik tarım işçisi olarak fiilen çalıştığı, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak dönem bordrolarının verilmediği, bildirgenin verildiği tarihte davacının yaşının 18 den küçük olduğu, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulamasında 18 yaşından önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği belirtilmiş ise de "01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60'ıncı maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz" şeklindeki 506 sayılı Kanun'un Geçici 54. madde hükmüyle birlikte değerlendirildiğinde; davacının, ...-...-...'nin yanında (Devlet Üretme Çiftliğinde) 01.06.1980 tarihinde işe girişinin yapıldığı ve işe giriş tarihinin 1 gün süre ile hizmet akdi ile çalıştığının tespitine ilişkin; a)Davacının ilk sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1980 tarihi olarak tespitine, b)Davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru yaptığı 03.04.2018 tarihli itibariyle mülga 506 sayılı Kanun'un 81/A maddesi gereğince emeklilik şartları taşıdığı ve emeklilik aylığı almaya hak kazandığının tespitine, c)Davacının emeklilik aylığı hak kazandığı tespit olunan 01.05.2018 tarihinden itibaren almaya hak kazandığı tüm hak ve alacaklarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, d)Davacının ilk sigortalılık başlangıç tarihi olan 01.06.1980 tarihinde ...-...-...'nin yanında (Devlet Üretme Çiftliğinde) 1 gün süre ile hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve dahili davalı ... vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Dahili davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının 01.03.1982 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının tespiti talebiyle dava açıldığı, Mahkeme davacının 01.03.1982 tarihinde bir gün süre ile asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verdiği, davacının 01.03.1982 tarihinde fiilen çalıştığına dair dosyada yazılı belge olmadığı, işveren tarafından da 1982 yılında davacının hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı yönünde müvekkil Kuruma dönem bordrosu verilmediği ve davacı adına her hangi bir sigortalı çalışma bildirilmediği, Mahkeme tarafından dinlenen tanıkların beyanları da davacının hizmet akdine bağlı olarak fiilen çalıştığını ispatlar nitelikte olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının ortadan kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, aleyhine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.12.1964 doğumlu ... sigorta sicil numaralı davacı ... (...)'ın ilk sigortalı hizmetinin 01.08.1983 tarihinde başladığı, davacı adına, Kurum kayıtlarında ... sicil numarası ile işlem gören ..., ..., ... unvanlı işveren tarafından 30.06.1980 tarih 62325 varide numarası ile verilen 01.06.1980 tarihli işe giriş bildirgesi bulunmakla birlikte dönem bordosu verilmediği gerekçesiyle Kurum tarafından tescil isteminin kabul görmediği, davaya konu işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin davacının bilgileri ile uyumlu olduğu, bildirgedeki sigorta sicil numarasının davacının sonraki sigortalılığında kullanıldığı, ... sicil numaralı iş yerinin tarım işi mahiyetinden 01.06.1980-30.06.1980 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, kesinleşen yargı kararı doğrultusunda 01.06.1980 tarihinde iş yerinde çalıştığı anlaşılan ... ile tanıklar ..., ... ve ...'in davacının çalışmasını doğruladıkları, buna göre Mahkemenin davacının 01.06.1980 tarihli işe giriş bildirgesi uyarınca davacının bildirgenin verildiği gün davalı iş yerinde fiilen çalıştığına ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 54. maddesi gereğince sigorta başlangıç tarihinin 01.06.1980 tarihi olduğuna dair kararının yerinde olduğu, davacının, tahsis talep tarihini takip eden ay itibariyle kendisine aylık bağlanmasını talep ettiği, eldeki davada, 21.12.1964 doğumlu davacı, Kurumdan 03.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş olup 506 sayılı Kanun'un Geçici 54. maddesi gereğince 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60. maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmadığından 19 yıl 8 ay 7 gün sigortalılık süresi göz önüne alındığında yaşlılık aylığı yönünden verilen kararın yerinde olduğu, incelemeye konu dosyada, davanın, sigorta başlangıç tarihinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması taleplerine ilişkin olması nedeniyle eldeki davada Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf sıfatı feri müdahil olmayıp davalı olduğu, Mahkemece, Kurumun taraf sıfatı feri müdahil olarak kabul edilerek hüküm kurulması yerinde olmadığı, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b2. maddesi gereğince Mahkeme hükmünün kaldırılarak; - Davanın kabulüne, - Davacının, işe giriş bildirgesinin verildiği 01.06.1980 tarihinde ... sicil numaralı ...-...-... ünvanlı işveren yanında 1 gün süre ile hizmet akdi ile çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.06.1980 tarihi olduğunun tespitine, - Davacının 03.04.2018 tarihini takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 01.03.1982 tarihinde fiilen çalıştığına dair dosyada yazılı belge olmadığı, işveren tarafından da 1982 yılında davacının hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı yönünde müvekkil Kuruma dönem bordrosu verilmediği, davacı adına her hangi bir sigortalı çalışma bildirilmediği, Mahkeme tarafından dinlenen tanıkların beyanları da davacının hizmet akdine bağlı olarak fiilen çalıştığını ispatlar nitelikte olmadığı, ayrıca kanun ve mevzuat hükümlerine göre prim bildirilmeyen bir çalışmanın gerçek olup olmadığının tespitinin ancak yargılama ile mümkün olacağı, prim bildirmeyen işverenin dava açılmasına sebebiyet verdiği, Mevzuat gereği ve işveren hatasından kaynaklı bir talebi ret etmesinden dolayı SGK aleyhine masraf ve ücrete hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olduğu, işverenin de davaya dahil edilmesi, SGK'nın da feri müdahil konumunda olması gerektiği gerekçesiyle davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, sigorta başlangıcının tespitine ilişkin olup, esasen Mahkeme kabulü de bu yönde olmasına ve kararı kaldırarak yeni hüküm kuran Bölge Adliye Mahkemesince de davanın kabulüne karar verilmiş olmasına karşın davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının D. numaralı bentlerinin silinerek yerine "Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maktu 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine," cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2024 tarihinde oybirliyle karar verildi.