İlk Derece Mahkemesi · Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/687 E. 2025/237 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/687
- Karar No
- 2025/237
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. GEREKÇELİ KARAR KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : 1- VEKİLİ : 2- 3- VEKİLİ : DAVA İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : DAVA : TAZMİNAT DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; 06/06/2018 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkili ...' nun ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezliğine maruz kaldığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş.' nin teminatı aldığında olduğunu, bu nedenle sözü geçen sigorta şirketinin de müvekkilinin uğradığı maddi zararlardan diğer davalılar ile birlikte sorumlu olduğunu, diğer davalılar sürücü ... ile araç maliki olan ...' in ise maddi ve manevi zararların tanziminden sorumlu olduklarını, müvekkilinin bir çok yerinde kırık, zedelenme ve ezilmelerin bulunduğu gibi karaciğerinde de yırtılmanın meydana geldiğini, bu sebeplerle müvekkilinin bir çok kez cerrahi operasyona maruz kaldığını, müvekkilinin tedavisinin Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde yapıldığını, müvekkilinin bu süreçte hem maddi hem manevi zararının oluştuğunu, müvekkilinin kalıcı sakatlık sebebiyle günlük ihtiyaçları ile öz bakımını dahi karşılayamaz hale geldiğini, müvekkilinin uğradığı maddi zararların tanzimi için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını, ancak davalı sigorta şirketinin başvurularına rağmen her hangi bir ödeme yapmadığını, müvekkilinin gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, hesaplama yapılırken bu hususun dikkate alınması gerektiğinden bahisle öncelikle davalı malik adına kayıtlı ... plakalı aracın ve davalılar adına kayıtlı taşınmaz ve araçların tespit edilerek davada verilecek kararın kesinleşmesine kadar 3. Kişilere devrinin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesine, her türlü yasal haklarının saklı kalması kaydıyla 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte ... Sigorta A.Ş. haricindeki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 150.000,00 TL geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, her türlü yargılama harcı ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin meydana gelen trafik kazasının meydana gelmesinde her hangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin trafik kazasına karışan ... plakalı aracın maliki olduğunu, dava konusu kazanın oluşumunda davacının asli kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği karayolu iki şeritli bir yol olmasına rağmen ilgili idare tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığı ve uyarıların tam teşekkül etmediğinin sabit olduğunu, bu nedenle idarenin kusurlu olduğunu, diğer davalı sürücü ...' ın yasal hız sınırları içerisinde sollamaya girdiğini ancak davacının hiç uyarı işareti vermeden yolun solunda yer alan tali yola girerek ve davalı sürücünü tüm çabalarına rağmen davacıya ait motosiklete çarptığını, kazanın oluşumunda davacı tarafın ağır ve asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin her ne kadar araç işleteni sıfatına haiz olsa da kusursuz olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere araç sahibinin kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebileceğini, kanun maddesine istinaden davacının asli kusuru nazara alınarak hesaplanacak tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin maliki bulunduğu aracın ... Sigorta A.Ş. tarafından kasko sigortası örtüsü altına alındığını, sözü geçen sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, ZMMM poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile SGK tarafından bağlanan gelir ve ödemelerin hesaplanacak tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde sözü geçen rahatsızlıkların ve operasyonların tamamının kaza sonrası oluşan rahatsızlıklar olduğunun davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, soruşturma dosyasında henüz iddianame düzenlenmediğini, bu nedenle ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, manevi tazminat tutarının bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurmaması gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat tutarının afaki olduğunu, bu nedenle söz konusu taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarından bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin meydana gelen trafik kazasının meydana gelmesinde her hangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin trafik kazasına karışan ... plakalı aracın sürücüsü olduğunu, dava konusu kazanın oluşumunda davacının asli kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği karayolu iki şeritli bir yol olmasına rağmen ilgili idare tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığı ve uyarıların tam teşekkül etmediğinin sabit olduğunu, bu nedenle idarenin kusurlu olduğunu, müvekkili ...' ın yasal hız sınırları içerisinde sollamaya girdiğini ancak davacının hiç uyarı işareti vermeden yolun solunda yer alan tali yola girerek müvekkilinin tüm çabalarına rağmen davacıya ait motosiklete çarptığını ve ağaçlara çarpmak suretiyle durabildiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle ağır şekilde yaralandığını, komada kaldığını ve birden fazla ağır ameliyatlar geçirdiğini, müvekkilinin tedavisinin halen devam ettiğini, müvekkilinin ağır yaralanması nedeniyle kazaya dair bir şey hatırlamadığını, kazanın oluşumunda davacı tarafın ağır ve asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin sürücüsü olduğu aracın ... Sigorta A.Ş. tarafından kasko sigortası örtüsü altına alındığını, sözü geçen sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, ZMMM poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile SGK tarafından bağlanan gelir ve ödemelerin hesaplanacak tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde sözü geçen rahatsızlıkların ve operasyonların tamamının kaza sonrası oluşan rahatsızlıklar olduğunun davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, soruşturma dosyasında henüz iddianame düzenlenmediğini, bu nedenle ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, manevi tazminat tutarının bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurmaması gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat tutarının afaki olduğunu, bu nedenle söz konusu taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarından bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. (Yeni Unvanı ... Sigorta Anonim Şirketi) Vekili cevap dilekçesi ile özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, ancak aracın poliçe teminatı altına alınmış olmasının teminatın tamamen ve otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmediğini, işletenin sorumluluğunun bulunmadığı hallerde müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, yargılamaya konu kazaya karışan araçların kusur dağılımının uzman bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kaza neticesinde davacı yaralanmış ve gelir kaybına uğramış ise tazminat taleplerine esas gelirlerin mahkemece araştırılması gerektiğini, davacının iş göremezlik tespitlerinin Adli Tıp Kurumunca yapılması gerektiğini, davacının iş göremezlik ve beden gücü kaybı taleplerinden SGK tarafından ödenen meblağın düşülmesi gerektiğini, müvekkilinin tedavi masrafı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderlerini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığından bahisle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Sigorta A.Ş. Vekili 10/04/2019 tarihli beyan dilekçesi ile özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde kasko poliçesi İMM ek teminatı ile manevi tazminat dahil 100.000,00 TL limitle sınırlanmış olarak teminat altına alındığını, davaya ihbar olunan sıfatı ile davaya dahil olduklarından haklarında hüküm kurulmamasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin maddi tazminata ilişkin taleplerden bakımından trafik sigortası limitini aşan miktardan sorumlu olduğunu, davacının davalı araç sürücüsünün kusurunu ve oluşan zararı ispat etmekle mükellef olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur oranının Adli Tıp Kurumunca belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusur oranında olduğunu, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumunca tespit edilmesi gerektiğini, trafik kazası ile maluliyet arasında illiyet bağının da tespit edilmesi gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek üzere davacının tedavi giderleri, geçici süreli bakım giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin tüm talepleri bakımından ilgili mevzuat kapsamında SGK' nın sorumlu olduğunu, davacının resmi belge sunmaması durumunda gelirin asgari ücret üzerinden esas alınması gerektiğini, davacının manevi tazminata ilişkin taleplerinin de fahiş olduğundan bahisle karar ittihazında açıklamalarının da dikkate alınmasını talep etmiştir. Davacı vekili 01/11/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; bilirkişi ek raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, dosyaya sunulan aktüerya bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatı için 1.278.617,12 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için 56.339,30 TL hesaplama yapıldığını, HMK 107/2 uyarınca müvekkili için 149.000,00 TL olarak belirttikleri sürekli iş göremezliğe ilişkin taleplerini 1.278.617,12 TL olarak; yine HMK 107/2 uyarınca müvekkili için 1.000,00 TL belirttikleri geçici iş göremezliğe ilişkin taleplerini 56.339,30 TL olarak artırdıklarını, sözü geçen tutarların kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş. Teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, 200.000,00 TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... ve ...' den müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, hür türlü yargılama harç giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 05/04/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; 25/03/2022 tarihli bilirkişi ek raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, müvekkili için 1.278.617,12 TL olarak artırdıkları sürekli iş göremezliğe ilişkin taleplerini 1.716.501,73 TL olarak ıslah ettiklerini, buna göre 1.716.501,73 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 56.339,30 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketinin teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, hür türlü yargılama harç giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Açılan dava ilk önce mahkememizin ... E sırasına kaydedilmiş, bu sıra üzerinden yapılan yargılama neticesinde verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K sayılı ilamı ile; " Bu halde dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı ve davalılar tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine istinaf kararına karşı davacı ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafınca temyiz başvurusunda bulunulmuş ve Yargıtay . Hukuk Dairesi' nin ... E., ... K. sayılı ilamı ile; "1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı sigorta şirketi vekili ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelike uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkanlığının 10.03.2021 tarihli raporda 11.10.2008 tarih ve 27021 Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereğince davacının meslekte kazanma gücünü %55 oranında kaybettiği belirlenmiştir. 06.06.2018 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, bu yönetmeliğe göre maluliyet oranının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.3.Davacı vekili, çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, manevi tazminatın"...davalılar ... ve ...' den tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulmuştur. Davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olup manevi tazminatın davalılar ... ve ...' den müştereken ve müteselsilen alınması yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararı sonrası dava mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmiş ve bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Bozma ilamına uyulmakla birlikte daha önce kesinleşen hususlar taraflar yönünden usuli kazanılmış hak teşkil etmiştir. Buna göre, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu, davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının kendi yaralanmasında müterafik kusurunun bulunmadığı, yine başkaca tazminattan indirim sebeplerinin mevcut olmadığı, davacının geçici iş göremezlik zararının 56.339,30 TL olduğu, bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiği hususlarında yeniden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla maddi tazminat davası yönünden yapılması gereken Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerine göre davacının kalıcı sakatlık oranının belirlenmesi ve PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak zararın hesaplanmasından ibarettir. Manevi tazminat davası yönünden ise yapılması gereken davacı lehine hükmedilecek tutarın davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsiline imkan verecek hüküm kurulmasından ibarettir. Bununla birlikte, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında temyiz aşamasında protokol imzalanmıştır. Bu protokol ile davacının davalı gerçek kişileri ZMMS ve İMMS limitinin üstünde kalan tazminat miktarı yönünden ibra ettiği anlaşılmıştır. İbranın limit üstü zarara ilişkin olması karşısında limit dahilindeki zarar yönünden bir ibra bulunmamaktadır. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 19/07/2019 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %77 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu ve davacının geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu belirlenmiştir. Rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğundan davacının kalıcı sakatlık oranının % 77 olduğu kabul edilmiştir. Bu maluliyet raporu esas alınarak 07/10/2024 tarihli hesap raporu tanzim edilmiş ise de, hesaplamada bakiye yaşam süresi TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmiştir. Yargıtay'ın yerleşik hale gelen uygulamaları yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yönünde ise de eldeki davada PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınması bozma sebebi yapılmadığından, TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması mümkün değildir. Bu nedenle rapora itibar edilmemiş ve yeni bir rapor tanzimine karar verilmiştir. 07/02/2025 tarihli hesap raporu ile davacının sürekli iş göremezlik zararı 11.609.200,28 TL olarak belirlenmiştir. Rapor dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınmış ve davacının sürekli iş göremezlik zararının 11.609.200,28 TL olduğu kabul edilmiştir. Bu aşamada protokol hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir. Protokol ile ZMMS ve İMMS limitinin üstünde kalan kısım yönünden ibra yapıldığına göre; a-Davacının geçici iş göremezlik zararı 56.339,30 TL olup, ZMMS sağlık gideri klozu teminat limiti 360.000,00 TL olması karşısında protokolün geçici iş göremezlik zararını kapsamadığı, b-ZMMS sakatlanma klozu teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu, İMMS limitinin ise maddi manevi ayrımı olmaksızın 100.000,00 TL olduğu, protokol tarihi itibariyle 90.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olması karşısında limitten bakiye 10.000,00 TL'nin kaldığı, dolayısıyla protokolün sürekli iş göremezlik zararının 370.000,00 TL'lik kısmını kapsamadığı, c-Yine manevi tazminat yönünden usuli kazanılmış hak prensibi gereğince ancak 90.000,00 TL'ye hükmedilebileceği, bunun İMMS teminatı kapsamında kaldığı dolayısıyla protokolün bu tutardaki manevi tazminatı kapsamadığı kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının yaralanmasının % 77 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının sürekli iş göremezlikten doğan zararının 11.609.200,28 TL, geçici iş göremezlik zararının ise 56.339,30 TL olduğu, davacının ZMMS ve İMMS limiti üstünde kalan zarar yönünden davalıları ibra etmesi nedeniyle bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı, limit içinde kalan kısmın ibradan etkilenmediği, geçici iş göremezlik zararının ibradan etkilenmediği, sürekli iş göremezlik zararının ise 370.000,00 TL'lik kısmının ibradan etkilenmediği sonucuna varıldığından, davalı sigorta şirketi yönünden limitle (360.000,00 + 56.339,30 =416.339,30 TL) sınırlı tutularak davanın 426.339,30 TL üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ) Somut olayda, daha önce davacı lehine 90.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, miktar yönünden safahattan geçerek taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, gelinen aşamada ancak bu tutara hükmedilebileceği, bunun yanında bozma ilamına uyulmasına dayalı olarak bu tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline imkan verecek şekilde hüküm kurulması gerektiği sonucuna varıldığından manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ 426.339,30 TL'YE TEKABÜL EDEN KISMININ KABULÜ ile, 56.339,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 370.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 426.339,30 TL maddi tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 416.339,30 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 17/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... ile davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 06/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ 1.346.501,73 TL'YE TEKABÜL EDEN KISMI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Alınması gereken 35.271,13 TL harçtan, peşin ve ıslah nedeniyle alınan 6.738,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.532,89 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 23.006,89 TL ile sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Mahkememizce 19/07/2022 tarihinde bozma öncesi dosyamızdan yazılan harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iadesi için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 6-Davacı tarafından yapılan 6.738,24 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 5.433,23 TL ile sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL harç gideri, 1.426,00 TL NEÜ rapor masrafı ve 10.521,10 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 11.983,00 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 9.878,50 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 7.965,32 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Maddi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunn A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 67.950,90 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 66.450,90 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Manevi tazminat davası yönünden, a-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-Davalı ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ve ...'e (eşit oranda) verilmesine, 11-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 255,00 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinden, kabul ret oranına göre hesaplanan 210,21 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 169,49 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair ; davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili YARGITAY Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile TEMYİZ yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2025 Başkan Üye Üye Katip