Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8279 E. 2024/10600 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8279
Karar No
2024/10600
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/261 E., 2021/473 K. KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı vekili Mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde, müvekkilin 2009 yılı nisan ayı başlarında davalı Uzmanlar Seracılıkta sigortalı ve asgari ücretli olarak işe girdiğini, bu iş yerinde ilaçlama, paketleme ve servis şoförlüğü işçileri taşıma işi, çift sürme vs. verilen her işte çalıştırıldığını, bir süre devamlı işçi olarak işe alınacağı söylendiğini, ancak müvekkiline herhangi bir işten çıkarma ihbarı yapılmadan işine son verildiğini, 2009 yılı Nisan ayından Kasım ayına kadar, 2010 yılı Nisan ayından Kasım ayına kadar, 2011 yılının Nisan ayından Kasım ayına kadar olmak üzere 3 yıllık sürede sera dönemi olan 8 aylık sezonlarda müvekkilinin çalıştığını, faaliyet alanı ... Köyü iken müvekkilinin de sigortalı olarak işe alıp çalıştırmaya başladıklarını, 2011 yılı Kasım ayına kadar aynı yerde müvekkilinin çalıştığını, uzmanlar seracılık Antalya'ya bu tarihten sonra taşındığını, müvekkiline çalıştığı işyerinden düzenli bir aylık da verilmediğini, müvekkiline her ay içinde 50-.100 TL şeklinde cüzi bir ücret ödendiğini, bu işyerinde müvekkilinin ücret bordrolarının da müzekkere ile istenmesini talep ettiklerini, eksik yapılan ödemelerin tesbiti ile tahsilini talep ettiklerini, davacının eşi ...'de eşinin düzensiz ve asgari ücretin çok altında düzensiz aylık aldığına şahit olduğunu, müvekkilinin işsizlik maaşı almak için İş-Kur Antalya gittiğinde SSK primlerinin 2009 yılı Nisan ayından 2011 yılı Kasım ayına kadar 8'er aylık dönemlerde Uzmanlar Seracılıkta çalıştığını ve 24 ayı bulan iş süresi içinde sadece 2010 yılında 2 ay, 2011 yılında da 2 ay olmak üzere sadece 4 ay prim yatırıldığını, 20 aylık priminin de yatırılmadığını beyanla hizmet tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinde; Mahkemeniz dosyasının dava dilekçesi ve tensip zaptı, taraflarına tebliğ edilmiş olup yasal süre içerisinde davaya cevaplarımızı bildirdiklerini, dava davacı ile davalı Uzmanlar Seracılık arasında var olduğu iddia edilen hizmetin tespiti talebinden ibaret olduğunu, hizmet süresinin tespiti davalarının başarıya ulaşabilmesi için davacının davasını hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispat etmesine bağlı olduğunu, yüksek Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre davacının iddia edilen süre içerisinde çalıştığının şüphe götürmeyecek şekilde tanık beyanlarının ve belgelerin desteklediği ispat araçları ile ispatlanmasın şart olduğunu, yani salt tanık beyanları ile bu iddiaların ispat edilmesi mümkün olmadığını, davalarında bu yönde şüphe götürmeyecek net bir durum mevcut değilken davanın kabulü mümkün bulunmadığını, bunun dışında hizmet tespiti davalarında Kurumlarının aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, hizmet tespiti davaları, Kurumlarının açılmasına sebebiyet vermediği davalar olduğu, bu davalarda davanın kabulü halinde dahi, Kurumlarının aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemediğini Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2011/5580 Esas, 2011/6942 Karar sayılı ilamı, bu durumu açıkladığını, arzedilen ve re'sen nazara alınacak diğer hususlardan dolayı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.01.2013 tarihli ve 2012/59 E., 2013/30 K. sayılı kararı ile "... Dosya tüm kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekiline 14.11.2012 tarihli dava dilekçesinde belirttiği tanıkların adreslerini bildirmesi için iki hafta kesin süre verildiği, iki hafta kesin süre içinde tanıklarının adresini bildirmediği takdirde tanık dinletme talebinden vazgeçmiş sayılacağının ihtaratının yapıldığı, ancak davacı tarafından iki hafta kesin süre içinde tanık adreslerinin bildirmediği görüldü. Davacı vekili kendisine verilen iki haftalık kesin süre içinde delillerini sunmamış, dosyanın mevcut delil durumuna göre reddine" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 gün, 2014/3625 E., 2014/5037 K. kararında; "... Somut olayda; dava dilekçesinde davacı tarafın tanık olarak gösterdiği kişilerin açık adreslerinin bildirilmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı tanıklardan ... ve ...'ın dava dilekçesi içeriğinden açık adreslerinin Gökpınar Köyü / Elmalı olduğu yazılıdır. Ayrıca davacı tarafın tanık delilinin dışında dayandığı başkaca deliller de mevcuttur. Mahkemece davacı tarafın dayandığı deliller toplanarak; hizmet tespiti davasının kamu düzenini ilgilendirdiği de gözönünde bulundurularak “re'sen araştırma ilkesi” gereğince araştırma genişletilerek yeni deliller toplandıktan sonra tüm deliller değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılacak iş, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemi kapsayan dönem bordroları davalı Kurumdan celbedilerek davalı işyerine ait dönem bordrolarından re'sen seçilecek tanıkları dinlemek, davalı işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına alınma tarihi ile tespiti istenen dönem içerisinde Kurum müfettişlerince yapılan bir inceleme olup olmadığı sorulmalı, gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, davacı tarafın bildirdiği tanıkları celbederek dinlemek ve diğer delilleri araştırmak, çalışma olgusunu tarih ve nitelik olarak netliğe kavuşturmak, hizmet akdinin unsurları olan ücret olgusu üzerinde durmak, ücret ödemesine dair delil ve belgeleri araştırmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.07.2021 tarihli ve 2014/261 E., 2021/473 sayılı kararı ile "... davalı iş yerinin Kurum kapsamında olduğu, davacı tarafça her ne kadar 2009 yılı çalışması olduğu iddia edilmiş ise de incelenen hizmet döküm belgesine göre davacının Elmalı S.S 17. no.lu motorlu taşıyıcılar kooperatifinde çalıştığı, bu nedenle 2009 yılına ait taleplerinin yerinde olmadığı, davacının 01.06.2010 tarihinde davalı işyeri olan Uzmanlar Seracılık A.Ş'ye girişinin yapıldığı, 18.09.2010 tarihinde çıkışının yapılıp 05.10.2010 tarihinde giriş yapılıp 13.10.2010 tarihinde çıkışının yapıldığı, Haziran 30 gün, Temmuz 30 gün, Ağustos 30 gün, Eylül 18 gün, Ekim 5 gün sigortalı bildirildiği, sezonluk ve devamlılık arzeden iş olduğundan tanık beyanlarına göre eksik bildirilen 18.09.2010 - 09.10.2010 tarihleri arası 14.10.2010 - 31.10.2010 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı ayrıca davalı iş yerinde başka çıkış yapılmadığı, Elmalı Tarım İlçe Müdürlüğü yazısı ve tanıkların yaz aylarında davacının çalıştıklarını beyan ettikleri, bu beyanlar karşısında davacının 11.06.2011 tarihinde davalı iş yeri Uzmanlar Seracılık A.Ş'ye girişinin yapıldığı, 15.10.2011 tarihinde çıkışının yapıldığı, Haziran ayında 20 gün, Temmuz ayında 15 gün, Ağustos ayında 30 gün, Eylül ayında 30 gün, Ekim ayında 15 gün hizmet bildirdiği, çalışmasının sürekli olduğu tanıklarca belirtildiğinden çalışma ve sezon ortasında Temmuz ayında çıkış yapılarak tekrar işe başlatılması işyeri bakımından olağan olmadığı, bu nedenle davacının 01.06.2011 - 10.06.2011 tarihleri arasında Temmuz ayında eksik bildirilen (7) kodundaki 15 gün eksik bildirim konusunda bir belge bulunmadığından Temmuz 2011 de eksik bildirilen 15 günde de sigortalı olarak çalıştığı ve Temmuz 2011 toplam çalışmasının 30 gün olduğu, ayrıca çıkışının yapıldığı 15.10.2011 tarihinden sonra 17.10.2011 tarihli Trafik Ceza Belgesine davalı tarafından bir itiraz olmadığından, davacının davalı iş yerinde çalışmaya devam ettiği anlaşılarak 16.10.2011 - 31.10.2011 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmış olup, davacının, davalı iş yerinde çalışmasının aralıksız olduğu, davacının dava konusu dönemde başka işverenlere ait işyerinde sigortalı çalışmasının bildirilmediği ve Bağ-Kur kapsamında her hangi bir sigortalılığının bulunmadığı ya da vergi kaydının bulunmadığı, dolayısıyla dosyada mevcut SGK kayıtları, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, hizmet cetveli, dönem bordroları, bordro tanıkları ve davacı tanıklarının beyanlarından, davacının davalı iş yerinde bir hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı ve bu sürelerin 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre sigortalı sayılması, aynı Kanun'un 6 ncı maddesi uyarınca davacının işe alınması ile birlikte kendiliğinden sigortalı olduğu ve 79 uncu maddeye göre davacının davalı iş yerinde 18.09.2010-09.10.2010 tarihleri arasında, 14.10.2010-31.10.2010 tarihleri arasında, 16.10.2011-31.10.2011 tarihleri arasında ve 2011 yılının Temmuz ayında 30 gün kesintisiz sigortalı olarak çalıştığı ve bu sürelerin sigortalılık süresi olarak kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasında zaman, ücret ve bağımlılık unsurlarını taşıyan bir hizmet akdi olduğu" gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; -18.09.2010 - 09.10.2010 tarihleri arasında, 14.10.2010 - 31.10.2010 tarihleri arasında, 16.10.2011 - 31.10.2011 tarihleri arasında ve 2011 yılının Temmuz ayında 30 gün olmak üzere toplam 84 gün davacının davalı Uzmanlar Seracılık A.Ş.'de çalıştığının tespitine, bu dönemlere ilişkin sigorta primlerinin davalı Uzmanlar Seracılık A.Ş. tarafından davalı ...'ya ödenmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1- Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

2- Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanunu'nun 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal Haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

3- Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

3. Değerlendirme Somut olayda, davacı davalıya ait iş yerinde 2009-2011 yıllarında 4-11. aylar arasında 8 aylık dönemlerde çalıştığı iddiasıyla eldeki hizmet tespiti davasını açmış olup Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Davacı ile aynı dönemde çalışması bulunan bordro tanıkları beyanlarında davacının bildirilen çalışmalarını doğrulamış olup daha fazla çalıştığı yönünde beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla davacının daha fazla çalıştığına dair delil bulunmadığı gözetilmeksizin Mahkemece, İlçe Tarım Müdürlüğünün üretim süreleri ile ilgili genel yazısı esas alınarak hizmet tespitine hükmedilmesi hatalıdır. Mahkemece tanık beyanlarının dışında bu beyanların aksini gösteren beyan, belge varsa araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8279, K. 2024/10600, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8279-e-2024-10600-k-d986daecbf62