Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7900 E. 2024/8618 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7900
Karar No
2024/8618
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/186 E., 2024/244 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 13.01.2002 tarihinde davalı şirket nezdinde iş akdi ile çalışmaya başlamasına rağmen 04.06.2002 tarihinde sigorta girişinin yapıldığı ve 01.01.2003 tarihinde sigorta çıkışının yapıldığı, ancak davacının davalı şirket nezdindeki çalışmasının kesintisiz olarak devam ettiği, sigortasız olarak geçen bu dönemde sigorta girişinin yapılması için davacının sürekli olarak işverene başvuruda bulunduğu, bunun üzerine 28.03.2006 tarihinde davacının sigorta girişinin yeniden yapıldığı ve 31.12.2006 tarihinde davacının sigorta çıkışının verildiği, buna rağmen davacının davalı şirketteki çalışmasının kesintisiz olarak devam ettiği, 10.01.2002 tarihinde Kanun kapsamına alınan davalı şirketin kuruluşunun 5 yılı münasebetiyle 13.01.2007 tarihinde düzenlenen ve davacıya teşekkür belgesi verildiği, bu belge ile davacının davalı şirket nezdinde 27.01.2007 tarihine kadar çalıştığının açıkça görüldüğü iddiasıyla davacının 13.01.2002 - 03.06.2002, 02.01.2003 - 27.03.2006 ve 01.01.2007 - 27.01.2007 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmadığı, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6. maddelerinde belirtildiği üzere çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığının saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak sigortalılıktan söz edilemeyeceği, çalışmayı ortaya koyan belgelerin işe giriş bildirgesi ile birlikte Kanun'un 79. maddesinde öngörülen ve sigortalının çalışma gün ve sayısını kazanç durumunu, çalışma tarihleri ile birlikte aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordrolarının Kuruma verilmesi gereken zorunlu kanıtlar olduğu, bu tür davaların 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiği, ücretin sigortalı çalışmanın koşulu olduğu, bu gibi durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığının özellikle saptanması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı işveren davaya cevap vermemiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 17.02.2022 tarihli ve 2020/385 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararla davacının davasını 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açtığı, dosyaya davalı işveren tarafından davacıya verilen ve davacının 5 yıldır iş yerinde çalıştığı ibaresini içerir 2007 tarihli teşekkür belgesinin sunulduğu, dinlenilen tanıkların davacının davalı iş yerinde kesintisiz çalıştığını, davalı iş yerinin tüm çalışanlarının sigortalarının dönem dönem eksik yatırıldığının beyan edildiği, davacının kesintisiz çalıştığı halde işveren tarafından Kurum kaydında kesintili bildirimlerde bulunduğu ve davacının 13.01.2002 - 03.06.2002 tarihleri arasında, 02.01.2003 - 27.03.2006 tarihleri arasında ve 01.01.2007 - 27.01.2007 tarihleri arasında da davalı iş yerinde çalıştığı kanaatine varıldığı, dinlenilen tanıkların hizmet döküm cetvellerinden davacının çalıştığı dönemlere ilişkin olarak tanıklıklarının kabul edilebileceği anlaşılmakla davacının hükümde belirtilen tarihlerde davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 13.01.2002 - 03.06.2002 tarihleri arasında, 02.01.2003 - 27.03.2006 tarihleri arasında ve 01.01.2007 - 27.01.2007 tarihleri arasında 1001835 sicil numaralı ... Gıda Teks. Elek. Kuy. Pet. İnş. Nak. Tic. A.Ş. unvanlı iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2020/385 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından 09.06.2002 tarihli ve 2022/1287 Esas, 2022/1375 Karar sayılı kararı ile davacı adına talep edilen dönemde dosya kapsamında dinlenen bordro tanıklarının UYAP üzerinden yapılan sorgulamada mahkeme huzurunda dinlenen tanıklardan ... ve diğerlerinin tam süreyi karşılayan bordro tanığı olduğu tespit edildiği ve davacının 13.01.2002 ile 27.01.2007 tarihleri arasında çalışmasını doğruladığından, eksik bildirilen döneme dair kabul kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2002 tarihli ve 2022/1287 Esas, 2022/1375 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.10.2022 tarihli ve 2022/9666 Esas, 2022/12618 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, davalıya ait ... sicil nolu işyerinden 04.06.2002 - 01.01.2003 ve 28.03.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasında bildiriminin bulunduğunun, davacının ise bildirim dışı tutulan 13.01.2002 - 03.06.2002; 02.01.2003 - 27.03.2006; 01.01.2007 - 27.01.2007 tarihleri arasında geçen hizmet süresinin tespitini talep ettiği, dava tarihinin ise 23.07.2020 tarihi olduğunun anlaşılması karşısında, davacının çalışmalarının kesintili olup olmadığı davacının şahsi sicil dosyası ve işe giriş bildirgeleri de getirtilmek suretiyle araştırılarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hak düşürücü sürenin irdelenmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

2.İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile celp edilen 04.06.2002 işe başlangıç, (03.06.2002 varide) tarihli fotoğraflı, imzalı ve davacı adına tanzimli işle giriş bildirgesine göre, davacının Diyarbakır Caddesi Devlet Hastanesi kavşağı karşındaki davalı iş yerinden girişinin verildiği, davacı vekilinin 29.02.2024 tarihli celsede bu işe giriş bildirgesindeki fotoğrafın davacıya ait olduğunu beyan edip, altındaki imzaya herhangi bir itirazlarının olmadığını beyan ettiği, bu yönü ile işe giriş bildirgesinin imzalı ve fotoğraflı verilmesinin ve sahteliğinin iddia ve ispat edilmemesi sebebiyle iş yerinde çalışmanın kesintili geçtiğine karine teşkil ettiği, bu itibarla hak düşürücü sürenin her bir kesinti dönemi için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekeceği, davacının da 04.06.2002 ve 28.03.2006 tarihli birden fazla işe giriş bildirgesinin verilmiş olması hizmetinin kesintili geçtiğine karne teşkil ettiğinden, bunun aksinin tanıkla ispatının mümkün olmadığı, yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğinden, tek taraflı teyitsiz teşekkür belgesinin kanaate ve ispata için elverişli yazılı belgelerden olmadığı anlaşıldığından, davacının kesintili geçen son dönem sonu olan 31.12.2006 tarihine kadar talepleri için 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden 01.01.2007 öncesine ilişkin taleplerin, hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermek gerektiği, 01.01.2007 - 27.01.2007 son döneme yönelik talep için ise davacının bu dönem kesintisiz ve fiili çalışması, dinlenen bordro tanık beyanı ve dosya kapsamı itibarıyla sabit görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.2007 - 27.01.2007 tarihleri arasında 1001835 sicil numaralı ... Gıda Teks. Elek. Kuy. Pet. İnş. Nak. Tic. A.Ş. unvanlı iş yerinde asgari ücret ile kesintisiz çalıştığının tespitine, davacının fazlaya dair taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının çalışmasına ilişkin olguların nazara alınmadığı, Yargıtay ilamının karşı oy gerekçesi uyarınca işe giriş bildirgesinin kesintiye karine kabul edilemeyeceği, diğer işe giriş bildirgelerinde davacının imzasının bulunmadığı, çalışmanın kesintisiz olduğunun ispat edildiği, davanın tümüyle kabulünün gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı, blok çalışmanın ispat edilemediği eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 13.01.2002 - 27.01.2007 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak tam ve kesintisiz çalıştığı iddiasıyla fer'i müdahil Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespitine ilişkindir. 1. 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 2. Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkını kanunda belirtilen sürede kullanmaması halinde hakkın sona ermesine neden olur. Hak düşürücü süre dava şartı olup 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesi uyarınca hâkim tarafından re’sen gözetilir. Bir başka deyişle Mahkeme davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı gibi taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. 3. 506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. 4. Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Aksi durumda ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 5. Somut olayda, davacının 04.06.2002 - 01.01.2003 ve 28.06.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasındaki çalışmaları, davalı işveren tarafından süresi içinde fer'i müdahil Kuruma eksiksiz şekilde bildirilmiştir. Dava ise 23.07.2020 tarihinde açılmıştır. Mahkeme, 01.01.2003 tarihli işten çıkış ve 28.03.2006 tarihli işe giriş bildirgelerine dayanarak davacının çalışmalarının kesintiye uğradığı sonucuna varmış; bu nedenle 28.03.2006 tarihinden önceki dönem talepleri açısından hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Gerçekten de davacının 13.01.2002 - 04.06.2002 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin imzalı işe giriş bildirgesi mevcut olup, bu dönem yönünden Mahkemenin hak düşürücü sürenin dolduğu yönündeki kararı isabetlidir. Ancak, söz konusu işten çıkış ve yeniden giriş bildirgeleri yalnızca internet ortamında düzenlenmiş olup, davacının imzasını içermemektedir. Bu nedenle, salt bu bildirgelerin varlığı çalışmanın kesintili olduğuna karine oluşturmaz. Bu bağlamda, davacının bildirimli olarak çalıştığı 04.06.2002 - 01.01.2003 ile 28.06.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasındaki süre arasında kalan dönem yönünden, Mahkemece işin esasına girilerek değerlendirme yapılması gerekirken, yalnızca hak düşürücü süre gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır ve bozma sebebidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7900, K. 2024/8618, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7900-e-2024-8618-k-e6e17abf8415