Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7027 E. 2024/10036 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7027
Karar No
2024/10036
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/18 E., 2024/105 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının evden eve taşımacılık (nakliye) işi yapan davalı işverenler yanında 15.02.2006 – 30.09.2012 tarihleri arasında net 2.200,00 TL ücretle şoför, hamal ve ofisboy olarak, şoför hariç, 5 kişiden oluşan ekipler halinde aralıksız çalıştığı, davacının haksız ve mesnetsiz olarak işten çıkarıldıktan sonra iş akdinden doğan kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücretleri kendisine ödenmediğinden, İzmir 3. İş Mahkemesinin 2012/576 Esas, sayılı dosyasında açılan dava sonucu iş akdinden doğan alacaklarının karara bağlandığı, bu davanın halen derdest olduğu, davalı işverenlerin aynı adresteki işyerinde aynı konuda faaliyet gösterdikleri, ... Bankası kayıtlarından ...’a ait olan araçların 27.09.2012 tarihinde diğer davalı ...’ya satışı ve bedel ödemesinin yapıldığı, davalı ...’ın “... Evden Eve Taşımacılık” isim hakkının diğer davalı ... tarafından satın alınmamakla birlikte marka kullanım hakkının verildiği, 27.09.2012 tarihinde K3 belgelerinin devredildiği ve aynı tarihte diğer davalı ...’nın karayolu taşımacılığı işi ile iştigal etmeye başladığı, yani davalı ...’dan işyerini devraldığı, ancak davalılar tarafından sigortasının Kuruma tam olarak bildirilmediği, her ne kadar Kurum kayıtlarında davacının davalı ... tarafından 30.09.2012 tarihinde işten çıkışının yapıldığı görülmekte ise de davalı ...’ın işyerini 27.09.2012 tarihinde devir ettiği, davacının da bu tarih dahil olmak üzere diğer davalı ... yanında çalışmasına iş akdine 30.09.2012 tarihinde son verilinceye kadar devam ettiği, ayrıca çalıştığı süre içerisinde günlerinin eksik ve primlerinin gerçek ücreti üzerinden yapılmamış olması nedeniyle mağdur olduğu iddiasıyla davacının 15.02.2006 – 26.09.2012 tarihleri arasında davalı işveren ... yanında, 27.09.2012 – 30.09.2012 tarihleri arasında da diğer davalı işveren ... yanında geçen ve SGK’ya bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının doğru olmadığı, davalılardan ... yanında hiçbir zaman çalışmadığı ve aralarında işçi-işveren ilişkisinin de olmadığı, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceği, öte yandan davalı ...’nın, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerini devralmadığı, kendi adına kayıtlı olan işyerini 27.09.2012 tarihinde diğer davalı ...’dan bağımsız olarak kurduğu, bu durumun işyerinin kuruluşuna ilişkin tüm resmi evraklarla da sabit olduğu, davalıların her ikisinin adreslerinin de farklı olup, farklı vergi levhaları ve farklı ticaret kayıtları ile faaliyet gösterdikleri, davalılardan ...’ın araçlarını diğer davalı ...’ya satması ve marka kullanım hakkını devretmiş olmasını işyeri devriymiş gibi gösterilmesinin de yasaya tamamen aykırı olduğu, zira davalıların her ikisinin de birbirlerinden bağımsız bir iş yürüttükleri, öte yandan davacının davalı ... yanında 10.06.2010 – 30.09.2012 tarihleri arasında çalıştığı ve tüm çalışmalarının tam ve eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, davalı ...’ın işini küçülttüğü için araçlarını bedeli mukabilinde 27.09.2012 tarihinde sattığı ve marka kullanma hakkını da sözleşme ile ...’ya devrettiği, kendi ticari faaliyetini aynı adreste aynı şekilde devam ettirdiği, bu nedenle işyerinin kısmen veya tamamen devrinin söz konusu olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının incelenmesinden davacının 10.06.2010 tarihli işe giriş bildirgesine istinaden ... s.s.numarasıya tescil edildiği, davalılardan ...’a ait ... Cad. No:32/2-F ... / İzmir adresinde faaliyet gösteren ... sicil sayılı nakliyecilik işyerinin 19.12.2006 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, bu işyerinin 31.10.2012 tarihinde Kanun kapsamından çıkarıldığı, diğer davalı ...’ya ait ... sicil sayılı ve ... Mah. ... Cad. .../İzmir adresinde faaliyet gösteren evden eve eşya taşımacılığı işyerinin, 23.10.2012 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, davacının tespitini istediği döneme ilişkin çalışma kayıtlarına bakıldığında, davalı ...’a ait ... sicil sayılı işyerindeki çalışmalarının 10.06.2010 tarihi itibariyle başladığı, 30.09.2012 tarihine kadar devam ettiği ve bu tarihler arasındaki çalışmalarının 2011/6 aya kadar olan çalışmalarının kısmi çalışma, 2011/7 ayında sonraki çalışmalarının da tam çalışma olarak Kuruma bildirildiğinin görüldüğü, davacının iddiasını yazılı belgeler bağlamında somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 01.08.2017 tarihli ve 2015/210 Esas, 2017/280 Karar sayılı kararla davacı ve davalı tarafın beyanları, Kurumdan getirtilen kayıtlar, sicil ve tescil evrakları, dinlenen tanık anlatımları, İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/100 D.İş sayılı dosyası, dosya kapsamına uygun düşen bilirkişi asıl ve ek raporu birlikte değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... T.C. Kimlik numaralı ... ss no.lu davacı ...’in davalı işveren ...’a ait ... sicil sayılı işyerinde 15.02.2006 - 26.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 2380 gün çalıştığı, 642 günlük çalışma süresinin Kuruma bildirildiği, 1738 günlük çalışma süresinin bildirilmediğinin tespitine, davacının, davalı ...’ya ait ... ss no,lu işyerinde 27.09.2012 - 30.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 4 gün çalıştığı, 4 günlük çalışma süresinin Kuruma bildirilmediğinin tespitine, bunun dışında kalan taleplerin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 01.08.2017 tarihli ve 2015/210 Esas, 2017/280 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuşlar ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 24.09.2018 tarihli ve 2017/2336 Esas, 2018/1435 Karar sayılı kararla bilgi ve görgülerine başvurulan, içlerinde bordro tanığı niteliğindeki davacı tanıklarının iddiayı doğrulayıcı, aydınlatıcı ve net anlatımları karşısında, davacının tespitini istediği tarihler arasında başka işverenlere ait işyerlerinde geçen çalışmaları bulunmadığı gibi, davalılara ait işyerine bağlı çalıştığı için başka yerde çalışma olanağının olmadığı, davalı işyerlerinin (2) mahiyet kodu ile Kurumda tescilli olduğu ve devamlı faaliyet gösterdiği belli olup davalı işyeri evden eve sürekli olarak eşya taşıma ve nakliyat işleri yaptığından davacının tahmil-tahliye işçisi olarak çalıştığı ve davacının işgücünü devamlı işverenin emrinde bulundurduğu, ... ilçesi Sosyal Yardımlaşma ve ... Vakfından 2009 - 2010 - 2012 yıllarında yeşil kartlı olmasının davalılara ait işyerinde sürekli ve kesintisiz çalışmasına engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 24.09.2018 tarihli ve 2017/2336 Esas, 2018/1435 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesince 14.10.2019 tarihli ve 2018/6481 Esas, 2019/6102 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı ... işyerinden 10.06.2010 - 2011/04 tarihleri arası dönemde ayda 15 gün, devamında 30.09.2012 tarihine kadar çalışmalarının Kuruma bildirildiği, davalı ... ...'a ait ... sicil sayılı nakliye işyerinin 19.12.2006 - 31.12.2012 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, davalı ...'ya ait ... sicil sayılı evden eve eşya taşımacılığı mahiyetli işyerinin 23.10.2012 tarihinden itibaren kapsama alındığı, davalı ...'nın vergi kaydının 27/09/2012 tarihinde başladığı, İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/100 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen rapor ile ... Cad. No:... .../İzmir adresindeki işyerinin dışarısında, ... Evden Eve Taşımacılık – ... – ... yazılı tabela olduğu, işyerinde ... isimli kişinin bulunduğu, adı geçen tarafından işyerinde sigortalı olarak çalıştığının ifade edildiği, işyeri içerisinde ... logosunun bulunduğu, asılı bulunan vergi levhasının ...’ya ait olduğu, vergi levhasında yazılı işyeri adresinin ... Mah. ... Cad. No:.../C .../İzmir olduğu, 27/09/2012 tarihi itibariyle işe başladığı ve Karayolu Taşımacılığı ile Ev ile İşyerlerinin Taşınması (evden eve nakliyat vb) işi ile iştigal ettiğinin belirtildiği, ... Cad. No:32/4 .../İzmir adresi olmasına rağmen, vergi levhasında yazılı olan adresin ... Mah. ... Cad. No:.../C .../İzmir olduğunun belirtildiği, ancak, işyeri adresi ile vergi levhasında yazılı olan işyeri adresi arasındaki farklılık ile ilgili herhangi bir bilgi ve belge tespit edilemediği, (nakil, şube açılışı vb. gibi), işyeri dışarısında park edilmiş bulunan ve ... logosunun olduğu ... plakalı aracın bulunduğu, K3 yetki belgesinin ... adına düzenlenmiş olduğunun tespit edildiği, dava dışı ... tarafından davalılar aleyhine İzmir 8.İş Mahkemesinin 2012/499 E. – 2014/158 K. sayılı dosyasında görülen alacak davası sonucunda; davalılar arasında işyeri devrinin bulunduğu değerlendirilerek, davacının iddialarını doğrulayan tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle, davacının 15.09.2005 – 29.09.2012 tarihleri arasında 7 yıl 14 gün (2569 gün) çalıştığı, ancak bu çalışmasının SGK’na bildirilmediğinin tespit ve kabul edildiği, en son ücretinin günlük net 60,00 TL olduğu tespit edilerek, kıdem, ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacaklarının hesaplandığı, davalılardan ... ve ...’nın aynı adresteki işyerinde aynı konuda faaliyet gösterdikleri, ... Bankası kayıtlarından ...’a ait olan araçların 27.09.2012 tarihinde ...’ya satışı ve bedel ödemesinin yapıldığı, davalı ...’ın ... isim hakkının ... tarafından satın alınmamakla birlikte marka kullanım hakkının verildiği, 27.09.2012 tarihinde davalı ...’nın karayolu taşımacılığı işi ile iştigal etmeye başlayıp, taraf tanıklarınca da işyeri devri olgusunun belirtilmekle, davalıların işçilik alacaklarından 4857 sayılı Yasanın 6.maddesindeki düzenleme uyarınca sorumluluklarının bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 7.H.D.nin 28/4/2015 tarih, 2015/8904 E., 2015/7429 K.sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, imzalı puantaj kayıtlarının fotokobilerinin dosya arasına alındığı, davacı ve davalı tanık beyanlarının çelişkili olduğu, tanık beyanları arasındaki bu çelişki giderilmediği ayrıca dinlenen tanıklardan bir kısmının davacının ofiste ya da taşımacılık konusunda çalışması olmadığı, işyerinde çalışmanın yaz ve kış aylarında farklılık gösterdiği ve özellikle kış aylarında haftanın her günü çalışma olmadığı ve çalışmanın kısmi çalışma olduğu yönündeki beyanları üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili işverence SGK’ya verilen dönem bordrolarında dava konusu dönemde çalışması bulunan tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, gerektiğinde komşu işyerleri kayıtlarında geçen veya benzer işi yapan kişiler tespit edilip dinlenmek, davacının davalılara ait işyerlerindeki çalışma süresi ve çalışmasının tam süreli ya da part time (kısmi süreli) olup olmadığını tespit etmek, davacının yaz ve kış sezonlarında ayrı ayrı haftanın her günü çalışıp çalışmadığı ve davacının tüm mesaisini davalı işyerine hasredip etmediğini belirlemek, nihayetinde davacının part-time çalıştığının kabulü halinde ise, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususunu saptamak ayrıca davalı tarafça dosyaya bir kısım imzalı puantaj kayıtlarının fotokopilerinin sunulduğu, davacının kendi eli ürünü olmadığı iddiasıyla söz konusu belgeler altındaki imzalara itiraz ettiği, Mahkemece, imza incelemesi yaptırılması amacıyla belgelerin asıllarının dosyaya sunulması için davalıya süre verildiği, davalının imzaya itirazın süresinde olmadığını beyan ettiği, Mahkemece, imza incelemesi yaptırılması amacıyla belgelerin asıllarının dosyaya sunulması için davalıya kesin süre verilerek, davalı tarafça ibraz edilen ücret bordroları ve puantaj kayıtları üzerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünde imza incelemesi yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." 2. İlk Derece Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacı ...’in, davalı işveren ...’a ait ... sicil sayılı işyerinde 15.02.2006 – 26.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak, kesintisiz, tam süreli ve asgari ücretin 2,43 katı ücretle 2380 gün çalıştığının tespitine, söz konusu 2380 günlük çalışmasından; 642 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, 1738 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, davacı ...’in, davalı ...’ya ait ... sicil sayılı işyerinde; 27.09.2012 – 30.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak, kesintisiz, tam süreli ve asgari ücretin 2,43 katı ücretle 4 gün çalıştığının tespitine, söz konusu 4 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen değil tam kabul edildiği, davacının net 2.200,00 TL ücretle çalıştığı, bu hususun ispat edildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'un kendi adına kayıtlı işyerini diğer davalıdan bağımsız kurduğu, işyerinin devredilmediği, böyle bile olsa bir günlüğüne işçi almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dosyadaki tek kanıtın davalı ile husumeti bulunan ve davalı ile karşılıklı davaları devam eden davacının yeğeni ve akrabası olan kişiler olduğu, davacının yeşil kart kullanmasının çalışmadığına delil olduğu, işin sürekli olmayıp mevsime ve ekonomik duruma göre değiştiği, çalışmanın sürekli ve kesintisiz kabulünün yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiği, kamu düzenine ilişkin davada çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 15.02.2006 - 26.09.2012 tarihleri arasında davalılardan ..., 27.09.2012 - 30.09.2012 tarihleri arasında diğer davalı ... adına tescilli işyerinde en son net 2.200,00 TL ücretle hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir. 1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

3. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 4.Somut olayda, davalılardan ... adına kayıtlı işyerinin 19.12.2006 - 31.12.2012 tarihleri arasında 506 / 5510 sayılı Kanun kapsamında, karayolu ile şehirlerarası yük taşımacılığı faaliyeti yürüttüğü, diğer davalıya ait olup aynı adreste faaliyet gösteren işyerinin ise aynı nitelikte bir işyeri olmakla birlikte, 23.10.2012 tarihinden itibaren kapsama alındığı anlaşılmaktadır. 5.Davacı, ...’a ait işyerinde 10.06.2010 ile 2011/4. dönem arasında ayda 15'er gün, devamında 30.09.2012 tarihine kadar tam süreli olarak çalışmış ve bu çalışmalar Sosyal Güvenlik Kurumuna yasal süresi içinde bildirilmiştir. Davacı, 15.02.2006 - 26.09.2012 tarihleri arasında ..., 27.09.2012 - 30.09.2012 tarihleri arasında ise diğer davalı ... nezdinde tam ve kesintisiz olarak hizmet akdine tabi çalıştığının tespitini talep etmektedir. 6.Uyulan bozma ilamında; davacının çalıştığı döneme ait işveren bordrolarında adı geçen diğer işçiler tespit edilerek, tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması, gerektiğinde komşu işyerlerinde çalışan ya da benzer işi yapan kişilerin tanık olarak dinlenmesi, ayrıca davacının tam süreli mi yoksa kısmi süreli mi çalıştığının belirlenmesi istenmiştir. Bu kapsamda, yaz ve kış dönemlerinde haftanın her günü çalışıp çalışmadığı ve tüm mesaisini davalı işyerine hasredip etmediği hususları da açıklığa kavuşturulmalıdır. Eğer part-time çalıştığı kabul edilecekse, bir günde kaç saat çalıştığı, haftalık ve aylık toplam çalışma süresi belirlenmeli; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesine göre 7,5 saatlik günlük çalışma süresi esas alınarak kaç iş gününe karşılık geldiği hesaplanmalıdır. Ayrıca, dosyada davacı adına düzenlenmiş 2008–2012 yılları arasına ait 5 adet taşıma irsaliyesi ile 2011 ve 2012 yıllarına ait trafik ceza tutanakları bulunmaktadır. Davalı tarafından sunulan puantaj kayıtlarının suretlerine davacı, imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek itiraz etmiştir. Mahkeme, kayıtların asıllarını ibraz etmesi için davalıya süre vermiş, ancak işveren bu belgeleri sunmamıştır. 7.Her ne kadar Mahkeme bozma ilamına uymuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bozma sonrası dinlenen üç tanıktan biri davacının kardeşi olup, diğer tanık davacıyı hiç tanımadığını belirtmiş, üçüncü tanık ise sadece beş gün davalı işyerinde çalıştığını ifade etmiştir. Bu nedenle, bozma ilamında belirtilen şekilde, davacının tam zamanlı çalışıp çalışmadığına ilişkin yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece, davacının çalışma düzenine vakıf olabilecek, dönem bordrolarında adı geçen ve tarafsız nitelikteki çalışanlar tespit edilerek tanık olarak dinlenmeli; davacının uyuşmazlık konusu dönemde yaptığı işin türü ve süresi, hiçbir tereddüt ve duraksamaya mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmalıdır. 8.Öte yandan; davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un "Prime esas kazançlar" başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79. maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddenin 9. fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelerine göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir. 9.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 10.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının prime esas kazancının tespitine ilişkin olarak yazılı delil arandığı, şayet yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanık da dinlenebileceği gözetilerek yukarıda açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken; dava dışı üçüncü kişinin işverene karşı açtığı işçilik alacakları dosyasına atıf ve kıyasla hüküm kurulması isabetsizdir. 11. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7027, K. 2024/10036, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7027-e-2024-10036-k-76fe6fb30dd4