Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7833 E. 2024/10605 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7833
Karar No
2024/10605
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2428 E., 2024/646 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/613 E., 2022/367 K. Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı iş yerinde Ocak 2008 ile Şubat 2013 dönemi arasında kalan sürede davalıya ait ticari dolmuşta sürekli ve kesintisiz olarak çalışmasına rağmen günlerin eksik bildirildiği, müvekkilinin son ücretinin günlük 150,00 TL olmak üzere aylık 4.500,00 TL olduğu, gün ve kazançlarının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddinin gerektiği, davacının müvekkil iş yerinden 30.11.2012 tarihi itibariyle 03 istifa kodu ile çıkışının verildiği, davacının vardiyalı olarak 30-40 TL yevmiye ile çalıştığı, davacının istifa ederken imzaladığı ibranamede ayrıldığı tarihin 30.11.2012 olduğu, davanın menfaat temin etmek için kötü niyetle açılmış olduğu, usul ve esas bakımından davanın reddini talep etmiştir. Fer'i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; istemin hak düşümüne uğradığı, davacının çalıştığı dönemin zaten bildirmiş olduğu, müvekkil kurum kayıtlarının esas alınması gerektiği, dosyaya somut delillerin sunulmadığı, davanın müvekkil kurum kayıtlarına eş değer belgelerle kanıtlanması, iş yerinin varlığı ve sigortalılık niteliğinin olup olmadığının, çalışmanın fiilen varlığının tespit edilmesi gerektiği, salt tanık anlatımlarına göre karara gidilmemesi, resmi, sağlıklı yazılı kanıtların aranması, yerleşik içtihatlara göre bu davaların kamu düzenini ilgilendirmesi sebebi ile özel duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, celp ve ibraz olunacak belgelere göre davanın esasına karşı beyanda bulunmak hakları saklı kalmak üzere yasal dayanaktan yoksun haksız ve yersiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... Davanın, davacının davalı işyerinde geçen ve eksik bildirildiği iddia edilen gün ve kazançlarının tespiti istemli olduğu yukarıda arz edilmiş idi. Davacı taraf 15.02.2008-28.02.2013 tarihleri arasında davalıya ait ticari araçta şoför olarak çalıştığını, son ücretinin net 4.500,00 TL/Ay olduğunu bildirimi yapılmayan gün ve kazançlarının tespitini dava ve talep etmektedir. Davalı işyeri SGK’da 1.225.730,034 işyeri sicil numarası ile 02.11.2010 tarihinde kanun kapsamına alınmıştır. Dosya arasına alınan davacıya ait hizmet cetveline göre davacının davalı işyeri dosyasından 02.11.2010-30.11.2012 tarihleri arasında alt sınır sigorta primine esas kazanç üzerinden bildirimi yapılmış 4/1-a hizmeti bulunduğu yukarıda arz ve izah edilmiştir. Davacının isteminde bulunan 15.02.2008-01.11.2010 tarihleri arasında kalan dönem bakımından kapsam sorunu olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı adına ilk defa vergi kaydı 01.01.1992 tarihinde başlatılmış, ... Plakalı ticari araca ilişkin tescilin ise 29.05.1995 tarihinde yapıldığı, dosyanın 01.06.2017 tarihinde Alemdağ VD’ne nakil gittiği tespit edilmektedir. Davalının İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Sicilindeki 34-302393 sıra nolu tescilinin 26.06.1995 günü yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı ...’nin ise potansiyel vergi kaydı olduğu, Esnaf sicilinde kaydının bulunmadığı görülmüştür. Dosya arasına alınan trafik tescil belgelerine göre davalı adına 2001 Model Ford arka Ticari Dolmuş ilk defa 02.09.2004 günü trafiğe çıkmış, 25.12.2008 tarihinde tescili yenilenmiş, söz konusu ticari plaka 08.03.2013 tarihinde 2013 model Renault Ticari Taksi olarak kullanılmaya başlanmıştır. İBB’ den temin edilen bilgilere göre davacı adına davalıya ait ... plakalı ticari dolmuş üzerinden 01.01.2012-31.01.2013 tarihleri arasında Şoför çalışma ruhsatı verildiği, davacının 13.04.2012 günü işe başladığı anlaşılmaktadır. Yine İBB’den müzekkere cevabı olarak dosya arasına alınan 23.07.2019 günlü yazıya göre davacının çalışma iznin devam etmediği, İBB’ den alınan her iki müzekkere cevabında şoför çalışma ruhsatlarına ilişkin kayıtların 2012 yılı itibarıyla tutulmaya başladığı anlaşılmaktadır. Yanı sıra dosyaya alınan TPC (Trafik Para Cezası) kayıtlarına göre; davacının; 30.08.2008, 22.09.2008, 24.09.2008, 15.01.2009, 23.02.2009, 08.03.2009 ve 11.07.2011 tarihlerinde davalıya ait ticari aracı kullanırken kural ihlali nedeniyle trafik para cezası uygulandığı anlaşılmaktadır. Trafik para cezası listesinde ..., ... ... ve ... ile ... isimli kişiler adına verilmiş para cezaları da olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf dosyaya sunduğu ibranameyi işaret ederek davacının SGK kayıtlarında olduğu gibi 02.11.2010-30.11.2012 tarihleri arasında hizmeti bulunduğunu, davacının ihtirazı kaydı olmadan bu belgeyi imzaladığını ileri sürerek davanın mesnetsiz kaldığını ileri sürmektedir. Davacı asil ise işe başladığında sigortalı işe giriş sırasında gerekli olduğu söylenerek üzerinde boş yerleri olan bu belgenin imzalatıldığını, yazıdaki ev adresinin güncel olmadığını ileri sürerek belgenin delil kabiliyeti olmadığını beyan etmiştir. Bu meyanda tarafları aynı olan işçilik alacaklarına ilişkin davanın İstanbul Andalu 24. İş Mahkemesinin 2018/565 Esasına kayden davamız ile aynı gün olan 14.12.2018 tarihinde açıldığı, huzurdaki tespit davası gerekçe gösterilerek bekletici mesele yapıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası tarafından gönderilen müzekkere cevabında emsal ücret bildirilmediği, TÜMTİS (Tüm Taşıma İşçileri Sendikası Genel Merkezi) tarafından gönderilen müzekkere cevabında ise; Emsal Ücretin net; 2008 yılı için 1.200,00 TL, 2009 yılı için 1.250,00 TL, 2010 yılı için 1.300,00 TL, 2011 yılı için 1.365,00 TL, 2012 yılı için 1.450,00 TL, 2013 yılı için 1.600,00 TL olabileceği bildirilmiştir. Davacının sendikalı olmadığı, sendika tarafından bildirilen ücretlerin dikkate alınmasının yerinde olmadığı hususu yüksek yargıda istikrar bulmuştur. Öte yandan ticari araç şoförlerinin ücretlerinin vardiya başlangıcında depoyu dolu almak ve diğer şoföre dolu vermek kaydıyla vardiya hasılatından benzin/mazot vs araç giderleri düşüldükten sonra hasılattan kalan bedelin anlaşmaya göre bir kısmının mal sahibine ödendiği, kalan bakiye tutarın şoförün yevmiyesi olduğu, bu miktarın da çalışma süresine, günün koşullarına, hava durumuna, hafta günlerine göre değişiklik gösterdiği bilinmektedir. Diğer taraftan 14.11.2019 günlü celsenin 6 nolu kararı kapsamında davacı vekiline TUİK emsal ücreti bildirmesi için süre verilmiş ise de dosya arasında TUİK emsal ücrete ilişkin belgeye rastlanmamıştır. Yukarıda anlatılan hususlar ile yargılama aşamasında dinlenen tanıkların beyanlarına raporda tespit edilen hususları dikkate alındığında davanın gün ve kazanç tespiti bakımından mübrez belgeler ve tanık beyanları ile kanıtlanmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda; dava hizmet tespitine ilişkindir. Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ihtilafın, davacının davalıya ait ... plakalı Ticari Dolmuş 15.02.2008-28.02.2013 tarihleri arasında kesintisiz çalışıp çalışmadığının giderek eksik gün ve kazançlarının tespitinin mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Davacı asil celse beyanında 15.02.2008-28.02.2013 tarihleri arasında davalıya ait ticari araçta kesintisiz çalıştığını iddia etmektedir. Dosya arasına alınan davacıya ait hizmet cetveline göre davacının davalı işyeri dosyasından 02.11.2010-30.11.2012 tarihleri arasında bildirimi yapılmış 4/1-a hizmeti bulunmaktadır. Davamızda hak düşürücü süre sorunu olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf 15.02.2008-28.02.2013 tarihleri arasında davalıya ait ticari araçta şoför olarak çalıştığını, son ücretinin net 4.500,00 TL/Ay olduğunu bildirimi yapılmayan gün ve kazançlarının tespitini dava ve talep etmektedir. Davalı işyeri SGK’da 1.225.730,034 işyeri sicil numarası ile 02.11.2010 tarihinde kanun kapsamına alınmıştır. Dosya arasına alınan davacıya ait hizmet cetveline göre davacının davalı işyeri dosyasından 02.11.2010-30.11.2012 tarihleri arasında alt sınır sigorta primine esas kazanç üzerinden bildirimi yapılmış 4/1-a hizmeti bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının istemindeki 15.02.2008-01.11.2010 tarihleri arasında kalan dönem bakımından kapsam sorunu olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı adına ilk defa vergi kaydı 01.01.1992 tarihinde başlatılmış, 34 TZE Plakalı ticari araca ilişkin tescilin ise 29.05.1995 tarihinde yapıldığı, dosyanın 01.06.2017 tarihinde Alemdağ VD’ne nakil gittiği tespit edilmektedir. Davalının İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Sicilindeki 34-302393 sıra nolu tescilinin 26.06.1995 günü yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı ...’nin potansiyel vergi kaydı olduğu, Esnaf sicilinde kaydının bulunmadığı görülmüştür. Dosya arasına alınan trafik tescil belgelerine göre davalı adına 2001 Model Ford arka Ticari Dolmuş ilk defa 02.09.2004 günü trafiğe çıkmış, 25.12.2008 tarihinde tescili yenilenmiş, söz konusu ticari plaka 08.03.2013 tarihinde 2013 model Renault Ticari Taksi olarak kullanılmaya başlanmıştır. İBB’ den temin edilen bilgilere göre davacı adına davalıya ait ... plakalı ticari dolmuş üzerinden 01.01.2012-31.01.2013 tarihleri arasında Şoför çalışma ruhsatı verildiği, davacının 13.04.2012 günü işe başladığı anlaşılmaktadır. Yine İBB’den müzekkere cevabı olarak dosya arasına alınan 23.07.2019 günlü yazıya göre davacının çalışma izninin devam etmediği, İBB’den alınan müzekkere cevabında şoför çalışma ruhsatlarına ilişkin kayıtların 2012 yılı itibarıyla tutulmaya başladığı anlaşılmıştır. Dosyadaki Trafik Para Cezası kayıtlarına göre; davacının; 30.08.2008, 22.09.2008, 24.09.2008, 15.01.2009, 23.02.2009, 08.03.2009 ve 11.07.2011 tarihlerinde davalıya ait ticari aracı kullanırken kural ihlali nedeniyle trafik para cezası uygulandığı anlaşılmaktadır. Trafik para cezası listesinde ..., ... ... ve ... .... ile ... isimli kişiler adına verilmiş para cezaları da olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf dosyaya sunduğu ibranameyi işaret ederek davacının SGK kayıtlarında olduğu gibi 02.11.2010-30.11.2012 tarihleri arasında hizmeti bulunduğunu, davacının ihtirazı kaydı olmadan bu belgeyi imzaladığını ileri sürerek davanın mesnetsiz kaldığını ileri sürmektedir. Davacı asil ise işe başladığında sigortalı işe giriş sırasında gerekli olduğu söylenerek üzerinde boş yerleri olan bu belgenin imzalatıldığını, yazıdaki ev adresinin güncel olmadığını ileri sürerek belgenin delil kabiliyeti olmadığını beyan etmiştir. Tarafları aynı olan işçilik alacaklarına ilişkin davanın İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2018/565 Esasına kayden davamız ile aynı gün olan 14.12.2018 tarihinde açıldığı, huzurdaki tespit davası gerekçe gösterilerek bekletici mesele yapıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası tarafından gönderilen müzekkere cevabında emsal ücret bildirilmediği, TÜMTİS (Tüm Taşıma İşçileri Sendikası Genel Merkezi) tarafından gönderilen müzekkere cevabında ise; Emsal Ücretin net; 2008 yılı için 1.200,00 TL, 2009 yılı için 1.250,00 TL, 2010 yılı için 1.300,00 TL, 2011 yılı için 1.365,00 TL, 2012 yılı için 1.450,00 TL, 2013 yılı için 1.600,00 TL olabileceği bildirilmiştir. Davacının sendikalı olmadığı, sendika tarafından bildirilen ücretlerin dikkate alınmasının yerinde olmadığı hususu yüksek yargıda istikrar bulmuştur. Öte yandan ticari araç şoförlerinin ücretlerinin vardiya başlangıcında depoyu dolu almak ve diğer şoföre dolu vermek kaydıyla vardiya hasılatından benzin/mazot vs araç giderleri düşüldükten sonra hasılattan kalan bedelin anlaşmaya göre bir kısmının mal sahibine ödendiği, kalan bakiye tutarın şoförün yevmiyesi olduğu, bu miktarın da çalışma süresine, günün koşullarına, hava durumuna, hafta günlerine göre değişiklik gösterdiği bilinmektedir. Diğer taraftan 14.11.2019 günlü celsenin 6 nolu kararı kapsamında davacı vekiline TUİK emsal ücreti bildirmesi için süre verilmiş ise de dosya arasında TUİK emsal ücrete ilişkin belgeye rastlanmamıştır. Yukarıda anlatılan hususlar ile yargılama aşamasında dinlenen tanıkların beyanlarına raporda tespit edilen hususları dikkate alındığında, davanın gün ve kazanç tespiti bakımından belgeler ve tanık beyanları ile kanıtlanmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, davacı, davalıya ait ticari dolmuşta Ocak 2008-Şubat 2013 tarihleri arasında çalıştığı halde çalışmalarının eksik bildirildiğini, haftanın 4 günü sabah 06.00-00.00 arasında, diğer 3 günü ise 12.00-00.00 arasında çalıştığını, son ücretinin aylık 4.500,00 TL olduğunu beyanla hizmet ve prime esas kazanç tespiti talebinde bulunmuş olup Mahkemece davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Somut olayda, araca ait 2012 yılı şoför kayıt bilgili taksi dolmuş çalışma ruhsatnamesinde ruhsatın 01.01.2012-31.01.2013 tarihleri arasında geçerli olduğu belirtildikten sonra davacı ile birlikte ...'in araç şoförleri olarak yer aldıkları, ruhsatta ayrıca aracın şoförlerinden herhangi birisinin değişmesi halinde 3 gün içinde istenilen evraklar ile birlikte Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğüne müracaat edileceği ve çalışma ruhsatının yenileneceği belirtilmiş olup davacının 02.11.2010-30.11.2012 tarihleri arasındaki sigorta bildirimlerinin davalıya ait 1225730 sicil numaralı iş yerinden yapıldığı, davacı adına vergi kaydı bulunmadığı, sigorta bildirimlerinin başladığı 02.11.2010 tarihi öncesinde de ilki 30.08.2008 tarihi olmak üzere 2011 yılına kadar değişik tarihlerde çok sayıda plaka ve davacı adına yazılı trafik cezası makbuzları olduğu, bir kısım tanıklarca da davacının şoför olarak çalıştığının doğrulanmış olması karşısında Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır. Mahkemece çalışmanın kapsamı bu delillere göre belirlenmek suretiyle çalışma hakkında hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın tümden reddi bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7833, K. 2024/10605, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7833-e-2024-10605-k-9a2608e34bf4