Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7559 E. 2024/11620 K.
Konu: Hizmet Ve Prime Esas Kazanç Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7559
- Karar No
- 2024/11620
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Ve Prime Esas Kazanç Tespiti
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1485 E., 2024/164 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/283 E., 2022/261 K. Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işverene ait işyerinde 2007 yılı Ekim ayı ile 31.12.2014 tarihleri arasında çalıştığını, davacıya ait hizmetlere ilişkin sürelerin ve ücretlerinin SGK'ya doğru olarak bildirilmediğini, bu nedenle davalı işveren yanındaki hizmetlerinin tespiti ve eksik yatırılan primlerinin davalı Kuruma ödenmesi ile çalışma süresi yönünden kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili davacının davalıya ait işyerinde 13.04.2012-30.06.2016 tarihleri arasında kebap bölümünde ızgara ustası yardımcısı olarak çalıştığını, kendi isteği ile işten ayrıldığını ve kendi adına bir ocakbaşı - dürüm evi açtığını, daha sonra 07.02.2014-31.12.2014 tarihleri arasında tekrar gelerek çalıştığını ve hiçbir mazeret bildirmeksizin işten ayrıldığını, 3.000,00 TL maaş aldığı iddiasının doğru olmadığını, davacının en son aldığı ücretin 1.134,00 TL olduğunu, davacının çalıştığı dönemler için sigorta bildirimlerinin yapıldığını, bildirilen süreler haricinde fiili çalışmasının olmadığını, iş akdi feshinin haklı olduğunu, işçilik alacağının bulunmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacakları talebi ile hizmet tespiti talebinin reddini savunmuş; hizmet tespiti ile işçilik alacakları açısından tefrik talebinde bulunmuştur. 2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; davacının söz konusu iddialarına yönelik olarak Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kısmen kabulü ile Davacının davalıya ait işyerinden davalı Kuruma bildirilen çalışmaları dışında davacının 08.01.2010-30.06.2010 tarihleri arasında 172 gün günlük 24,30 TL brüt ücretle, 01.07.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 180 gün günlük 25,35 TL brüt ücretle; 01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arasında 180 gün günlük 26,55 TL brüt ücretle; 01.07.2011-31.12.2011 tarihleri arasında 180 gün günlük 27,90 TL brüt ücretle; 01.01.2012-12/04/2012 tarihleri arasında 102 gün günlük 29,55 TL brüt ücretle; 05.12.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 27 gün günlük 31,35 TL brüt ücretle; 01.01.2013-20.02.2013 tarihleri arasında 50 gün günlük 32,62 TL brüt ücretle; 01.07.2013-11.09.2013 tarihleri arasında 71 gün günlük 34,05 TL brüt ücretle; 01.01.2014-06.02.2014 tarihleri arasında 36 gün günlük 35,70 TL brüt ücretle daha 5510 sayılı yasa kapsamında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, davacının davalıya ait işyerinde 13.04.2012 tarihinden itibaren çalışma kaydının bulunduğu, tanık beyanlarına göre davacının çalışmasının 2007 yılında başladığı, ancak Yargıtayca aranan nitelikte tanıklar olan tanık ... ve ...'in SGK'ya bildirilen çalışma kayıtlarının 23.06.2009 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra tanık ...'ın çalışma kaydı başlangıcı olan 08.01.2010 tarihine kadarki dönem açısından fiilen çalışma ispatının bulunmadığı, dolayısı ile bu tarih arasında kesinti olduğu, kesintinin başladığı 23.06.2009 tarihine kadar olan dönem açısından dava tarihi itibari ile hak düşürücü sürenin geçtiği, bu tarihten önceki çalışmalar açısından tespitin mümkün olmadığı; 08.01.2010 tarihinde başlayan çalışmanın tanıklar ..., ... ve ... tarafından doğrulandığı, çalışma sonunun 31.12.2014 olduğu, bu döneme kadar bir kısım bildirimlerin bulunduğu, bildirim yapılan dönemler açısından davacının hukuki yararının bulunmadığı, bu sürelerin mahsubu gerektiği, bilirkişinin 20.08.2020 tarihli raporunda belirtilen 08.01.2010 tarihinden 06.02.2014 tarihine kadar olan dönem açısından davacının çalışmasının ispatlandığı, ancak prime esas kazanç açısından ispatın bulunmadığı ve asgari ücretten tespit edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Taraf vekilleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının prime esas kazancı asgari ücret düzeyinde kabul edilmiş ise de yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, tanıklar ... ve ...'ın bu husustaki beyanlarının dikkate alınmadığını ve prime esas kazancın eksik tespit edildiğini; vasıfsız bir işçi ile kebapçı ustası bir işçinin aynı ücreti almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca 20.02.2003 tarihli, davalı tarafından davacıya "ilgili makama" başlığıyla verilen yazılı belgeye hiç değinilmediğini, bu belgeye göre davacının o tarihteki maaşının 2.500 TL olduğunu belirtmiş; bu nedenle kararın kaldırılarak davanın tam kabulünü talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesinin kararından sonra tanıklar dinlenmiş ise de davacının talep ettiği tüm süreleri kapsar şekilde sigortalılık iddiasının ispatlanamadığını belirterek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir. 3.Fer'i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle, sadece tanık beyanları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının kesintisiz çalışmaları olduğu iddiasının yazılı, resmi ve sağlıklı delillerle ispatının gerektiğini ileri sürmüş ve kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilerek davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temyiz talebinde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının prime esas kazancının asgari ücret esas alınarak tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında mevcut olan 20.02.2013 tarihli ve davalı işveren tarafından davacıya “İlgili makama” başlığıyla verilen yazılı belge ile senetle ispat yükümlülüğünü yerine getirdiklerini ve en kötü ihtimalde belgede geçen 2.500,00 TL üzerinden geçmişe doğru uyarlama yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dinlenen tanıkların, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına yansıyan nitelikte olmadıkları gibi bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusunun hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ispatlanamadığını, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı gözetilerek hazırlanmadığını; davacı davalıya ait iş yerinden ayrıldığında dava dışı ... Kılıf ile birlikte ocak başı lokanta açtıklarını, bir süre sonra anılan iş yerinin kapandığını ancak iş yeri kapanışının zaman alacağının aşikar olduğunu, buna rağmen davalıya ait iş yerinden ilk olarak 30.06.2013'te ayrılan davacının, dava dışı 3.kişi (... Kılıf) yanındaki sigortalılık başlangıcı olan 12.09.2013'e kadar hizmetinin davalıya ait işyerinde tespit edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, keza 3. kişi yanındaki sigortalılığı 30.12.2013'te sona eren davacının hemen 01.01.2014 - 06.02.2014 arasında müvekkile ait işyerinde çalıştığının tespitinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Fer'i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının ileri sürdüğü iddiaların Kurum kayıtlarına eş değer belgeler ile kanıtlanması gerektiğini, davacı, iddialarını ispatta yetersiz kalmış olmasına rağmen, davasının kabul edilmiş ve kayıtlarda var olmayan bir durumun varlığının hüküm altına alınmış olduğunu ileri sürerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 2007 yılı Ekim ayı ile 31.12.2014 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69. maddesinin birinci fıkrası ile 344. maddesi, 370 ve 371. maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi; 506 sayılı Kanunun 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; davacı ve davalı tanıkları ile kamu tanıklarının beyanları ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda davacı vekilinin, davalı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.