Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7387 E. 2024/9316 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7387
Karar No
2024/9316
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/84 E., 2024/370 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Şırnak ili ... ilçesi ... Köyünde bulunan taş kömürü ocağının işletmesinin ... Elektrik San. ve Tic. A.Ş.'ye ait olduğu, maden ocağında bulunan kömürün çıkartılması ve termik santrale nakliyatı işinin alt işvereni olan diğer davalı ... San. ve. Tic. Ltd. Şti.'ye yaptırıldığı, davacının 22.05.2013 tarihinden 31.12.2013 tarihinde kadar kamyon şoförü olarak çalıştığı, sigorta sicil numarasının ... olduğu, davacının davalı alt işverende belirtilen tarihler arasında kesintisiz bir şekilde çalışmış ise de davalı şirket sadece 22.05.2013 - 24.12.2013 tarihleri arasındaki sigorta primlerini asgari ücret üzerinden hizmet sürelerini SGK'ya bildirdiği, bunun dışındaki sürelerin SGK'ya bildirilmediği, 31.12.2013 tarihinde davalı alt işveren şirket davacının süresiz iş akdinin feshedildiği, davacının yapmış olduğu kamyon şoförü işinin uzmanlık işi olduğu ve herkes tarafından yapılmasının mümkün olmadığı, davacıya davalı alt işveren ile yapılan anlaşma gereğince net aylık ücretin 2.500,00 TL üzerinde olduğu, davacının asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddiasıyla davacının 22.05.2013 - 31.12.2013 tarihleri arasında davalı işyerinin yanında kesintisiz ve aylık 2.500,000 TL üzerinde zorunlu sigortalılığı tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı işveren şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; bu iddiaların hukuki dayanak ve delilden yoksun soyut iddialar olduğu, davacının ... Şirketi'nde 22.05.2013 tarihinde işe başladığı, işe başladığı gün SGK'ya sigortasının yaptırıldığı, davacının 22.05.2013 - 24.12.2013 tarihleri arasında şirkette çalıştığı, 24.12.2013 tarihinde işten ayrıldığı, şirketin davacının çalıştığı süre içerisinde sigortasını gerçek aldığı ücret üzerinden yatırıldığı, davacının ücret bordrolarının da düzenlendiği, ücret bordrolarında davacının ne kadar ücret aldığının yazıldığı, davacının şirkete haber vermeden işten ayrıldığı, şirketin yasal süre içerisinde davacının işe dönmediğini görünce iş akdini SGK'ya ayrılış bildirgesi vererek feshettiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili aşamalarda davanın yerinde olmadığı ve Kuruma husumet yöneltilemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 01.06.2016 tarihli ve 2014/172 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararla bilirkişi raporlarına atıfla davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalı şirkette hizmet akdine dayalı olarak 22.05.2013 - 30.06.2013 tarihleri arasında 2.398,75 TL, 01.07.2013 - 30.12.2013 tarihleri arasında 2.500.00TL net ücretle çalıştığı, 24.12.2013 - 30.12.2013 tarihleri arasındaki 7 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediği, bunun dışındaki çalışmasının bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 01.06.2016 tarihli ve 2014/172 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 01.04.2019 tarihli ve 2016/18554 Esas, 2019/3013 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1- Hizmet süresinin tespiti yönünden davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davaya konu dönem yönünden mahkemece re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde; öncelikle davaya konu 7 günlük döneme ait bordrolar getirtilip tanık beyanları denetlenmeli, aksi halde yeni bordro tanıkları aynı yöntemle belirlenip yine dava konusu dönemi kapsayacak şekilde tespit edilecek bordro tanıklarının ayrıntılı beyanları alınarak, varsa aralarındaki çelişkiler giderilmek suretiyle, varsa ceza tutanağı, irsaliye, kantar fişi vb. diğer belgelerle davacının çalışma süresi ve şekli belirlenmelidir. 2- Prime esas kazancın tespitine yönelik talebin yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi uyarınca 506 sayılı Yasanın 77 ve 5510 sayılı Yasanın 80. maddesidir. Bu kapsamda davacı işçinin, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na davalı işveren/işverenler tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir. (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287) Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. 506 sayılı Kanunun 78. maddesinde ve 5510 sayılı Kanunun 82. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanunun 78. maddesine göre, '....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır' 82. madde de bu düzenlemeye paralel bir hüküm içermektedir. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır. Prime esas kazancın tespiti bakımından yukarıda yer alan yasal düzenlemeler çerçevesinde yazılı delillerle ve senetle ispata ilişkin hükümler çerçevesinde yöntemince araştırma yapılmalı, şayet yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıkla da ispatın mümkün olabileceği göz önüne alınarak tanık beyanları değerlendirilmeli, açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme, araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..." 2.Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 200/1. maddesinde; ''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktarveya değerleri İki Bin Beş Yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle İki Bin Beş Yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.'' hükmünü içermekle, senetle ispat zorunluluğu davacının iddia ettiği miktar dikkate alındığında, söz konusu prime esas kazancın ispatı hususunda da geçerli olduğu, davacının bu hususu yazılı belge ile ispatlayamadığı gibi aynı işyerinde çalışan başka işçilerin ücret bordrosunun sunulması yazılı delil başlangıcı niteliğinde kabul edilemeyeceğinden sırf tanık beyanı ya da ücret araştırması ile prime esas kazancın ispatı mümkün olmayacağı, hizmet tespit süresi bakımından ise dosya kapsamında yer alan tüm bilgi belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre davacının 24.12.2013 - 30.12.2013 tarihleri arasında 7 gün süreyle çalışmasının Kuruma bildirilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine davacının 24.12.2013 - 30.12.2013 tarihleri arasında 7 gün süreyle davalı şirket nezdinde asgari ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin ve diğer taleplerin reddine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının nitelikli işçi olduğu, aylık net ücretinin 2.500,00 TL olduğu, bir kısım oda yazılarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, delillerin değerlendirilmesi ve bilirkişiden ek rapor alınması gerektiği, kısmen ret nedeniyle vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği, çalışma olgusunun ispat edilemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 22.05.2013 - 31.12.2013 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde hizmet akdine tabi olarak, kesintisiz ve aylık 2.500,00 ₺ net ücretle çalıştığının tespitine ilişkindir. 1. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2.Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.Somut olayda, davacının davalı işveren nezdindeki çalışmaları 22.05.2013 - 24.12.2013 tarihleri arasında davalı Kuruma tam ve eksiksiz olarak en son 24 günlük brüt 871,20 ₺ üzerinden bildirilmiş olup, davacı çalışmasının en son net aylık 2.500,00 ₺ üzerinden 31.12.2013 tarihine kadar sürdüğünü iddia etmektedir. 4.Mahkemece davacının prime esas kazancının tespiti talebinin reddine ilişkin karar yerindedir. Ancak davacının işten ayrılış tarihinin 30.12.2013 tarihi olduğunun tespitine ilişkin karar tek tanık beyanına dayanmakta olup söz konusu beyan hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Dolayısıyla davacının taş ocağı niteliğindeki işyerinde kamyon şoförü olarak çalıştığı nazara alınarak davalı işverenle yapılan iş gereği iş ilişkisi içinde olduğu kişiler ile köy sakinleri ve dönem bordrolarındaki davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli, davacının, kabule konu fiili çalışmasının sona erdiği tarih hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 5.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7387, K. 2024/9316, T. 01.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7387-e-2024-9316-k-85d1811c33bf