Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6913 E. 2024/8419 K. – Rücuan Tazminat
Konu: Rücuan Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6913
- Karar No
- 2024/8419
- Karar Tarihi
- Konu
- Rücuan Tazminat
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/356 E., 2023/542 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozaklı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/95 E., 2022/9 K. Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı iş yerinin 05.11.2015 tarihinde sigortalı ... ...'nun iş kazası sonucu % 100 çalışamaz olmasına sebebiyet verdiğini, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca iş kazası sonucunda iş göremez hale gelen ... ...’ya Kurum tarafından 891,375,06 TL peşin sermaye değeri bağlandığını, iş kazası hakkında SGK Rehberlik ve Teftiş Bakanlığı tarafından düzenlenen 08.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin fıkrası gereği iş kazası olduğu, davalı iş yerinin yükümlülükleri yerine getirmemesinden kusurlu bulunduğunu, kazanın yasal süresi içerisinde Kuruma bildirilmediğini Kurumun zararının 891.375,06 TL olmakla bilirkişi rapor ve dosya durumuna göre ıslah yolu ve miktar artırımı yapmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı il Kurum zararının şimdilik 100,00 TL nin sarf ve onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Kurumun ilerde telafisi imkansız zararlara uğramaması ve tazminat alacağının teminat altına alınması için karar kesinleşinceye kadar tedbir konulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin Kozaklı ilçe merkezinde kaplıca otel işletmeciliği faaliyeti ile iştigal ettiğini otel binasının 5 ve 6 katlı iki adet birbirine bitişim merdiven dairesi ile birbirine bağlanan 2 ayrı binadan oluştuğunu, şirketin öteden beri kiremit çatı işleri ile iştigal eden ...’yu arayarak malzeme dahil 5- 6 katlı binanın çatı aktarma işinin yapılması için sözlü olarak 3260. TL'ye götürü usulü ile anlaştığını, işin yapımını üstlenen ... kendi kararı ve tercihi ile beraberinde iş kazası geçiren ... ... diğer iki kişi ile birlikte 6 katlı binanın çatı işlerini tamamladığını, 5 katlı binanın çatı onarım esnasında ... ...’nun normal merdivenden alt kata geçerek tavana ulaşmak yerine kapalı olan 6 ıncı kat penceresinden 5. katın çatısına kalas uzatarak çatıya geçmek isterken kalasın ters dönmesi sonucu merdiven boşluğuna düşmesi sonucu kazanın meydana geldiğini, dava konusu işin yapılması üstlenen ...’nun işçi sıfatı bulunmadığını, iş kazası geçiren ... ... ve ... arasında hukuki iş ilişkisi bağı kurulmuş şirketin bu bağ hiçbir dahli bulunmadığını, SGK müfettişlerinin incelemesinde ...’nun ifadesine baş vurulmadığını, ... ...’nun şirketin çalışanı olmadığını, olayda şirketin her hangi bir kastının bulunmadığını şirketin iş veren sıfatının kaldırılması, iş kazası geçiren ... ...’nun iş ilişkisinin ... ile kendi arasında yapılmış sayılmasına, şirket aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz iş bu davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı kazalı ... ...'nun davalı işyerinde hizmet sözleşmesine göre değil, eser sözleşmesi kapsamında çalıştığı, kazalının davalı işyeri arasında zaman ve bağımlılık unsurunun bulunmadığı, davalı iş yeri ile yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliği taşıdığı, dinlenen tanık beyanları, yerinde yapılan keşif ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdarî Dava Dairesinin 31.03.2021 tarih 2020/565 Esas 2021/650 Karar sayılı kararı ile anlaşılmış; hizmet sözleşmesi tarafı olmayan davalıya karşı mevcut davayı açmış olduğu, davacının hizmet akdi tarafı olmayan dava dışı kazazedeye yaptığı ödemeler nedeniyle davalıya rücu etme sıfatı bulunmadığı anlaşılmakla; husumet yokluğundan davanın reddine karar vermiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirttikleri hususlarda eksik inceleme sonucu davanın Kurum aleyhine reddine karar verildiğini, kazazede kişi ile davalı işveren arasında bir hizmet sözleşmesi yapıldığını, ancak sigorta yapılmadığını, Kurum raporunda da görüleceği üzere bu kazanın bir iş kazası olduğu, tarafların arasında hizmet sözleşmesi ile işe başlandığı, ancak bu çalışma süresi zarfında Kuruma sigortalı işçi olarak girişinin yapılmadığını, tüm yapılan incelemeler ve alınan ifadeler sonucu 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi gereği sigortalılık niteliklerini haiz oldukları hizmet akdine tabi olarak çalışmalarına rağmen sigortasız olarak çalıştırıldıkları ve bu sebeple davalı iş yerine karşı 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi gereği işlem yapılması gerektiğini, ayrıca işe başlama sonrası hiç bir şekilde güvenlik tedbiri almaması bakımından da kusurlu bulunduğunu, ancak işbu davada işveren ile şahıs arasında hizmet ilişkisi olmadığı, eser sözleşmesi olduğu kanaatiyle davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını beyanla, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda kazalı sigortalı ... ...'nun davalı işyerinde binanın merdiven dairesi galeri boşluğunun üzerinde bulunan ışıklık üzerinde bulunan kalas üzerinden geçmek isterken kalasın bir ucunun boşa çıkması neticesinde dengesini kaybederek yaralandığı, davalı şirket ile davalıdan iş alan ... arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi mahiyetinde olduğu, iş kazalarından dolayı yukarıda da ayrıntılı açıklandığı üzere iş sahibinin sorumlu tutulamayacağından dolayı davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediği, Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, istinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; sigortalı ... ...'nun 05.11.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu % 100 çalışamaz duruma gelmesi ile Kurum tarafından sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelirin onay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereğince tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21 inci maddesidir. Anılan maddenin birinci fıkrası hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 12/1 maddesi uyarınca "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işverendir". Kanun'un 4 ncü maddesinin "(a) bendinde hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, (c) bendinde ise kamu idarelerinde çalıştırılanlar" yer almaktadır. Somut uyuşmazlıkta ölen kurum sigortalısının 4 (a) kapsamında işçi olup olmadığı uyuşmazlık konusu olup, ölen sigortalı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi olup olmadığı, aradaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesi mi? eser sözleşmesi mi? olduğu önem kazanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre “iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenme-sinden oluşan sözleşmedir”. 6098 sayılı TBK.’ya göre ise “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir”. O halde; ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. İş sözleşmesini diğer iş görme edimlerini içeren eser, vekalet veya ortaklık sözleşmelerinden ayıran, belirleyen en önemli ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsur olup, genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta olup, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade eder. Eser sözleşmesinde işi yapmayı üstlenen, eser meydana getirmekten ibaret bir iş görme edimini borçlanmaktadır. Eser sözleşmesi, bir iş görme borcu doğuran sözleşme olmakla beraber burada önemli olan çalışmanın kendisinden ziyade bu çalışma neticesi ortaya çıkan ve objektif olarak gözlemlenen sonuçtur. İşi yapmayı üstlenen, iş sahibi ile akdi ilişkiye girerken bir sonuç (eser) meydana getirmeyi taahhüt etmektedir. Bu anlamda eser, bir iş görme faaliyetinin maddi veya maddi olmayan sonucudur. Kuşkusuz bağımsız bir varlığı değiştirmeye, işlemeye veya biçimlendirmeye yönelik edimler de eser kavramına dahil sayılır ve istisna sözleşmesinin konusunu oluştururlar. Eser sözleşmesinde ücret belli bir süre çalışıldığı için değil, netice için ödenmektedir. İşi yapmayı üstlenenin, kararlaştırılan zamandan önce taahhüdünü yerine getirmesi, ücret üzerinde herhangi bir etki meydana getirmeyecektir. İş ilişkisinde olduğu gibi kişisel ve hukuki bir bağımlılık yoktur. Özellikle bir hizmetin tamamlanması için işi üstlenen ile bu işin belirli bir bölümünü tamamlaması için üçüncü kişiye devredenler arasında imzalanan sözleşmenin eser veya iş sözleşmesi olup olmadığı tartışma konusu olabilir. Bu tür bir ilişkide tarafların meslekleri ve nitelikleri, işin niteliği, tarafların anlaşma şartları dikkate alınarak yorum yapılmalı ve iradeleri ortaya konmalıdır. İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser (telif) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Hizmet akdinin bulunup bulunmadığının tespitinde görünürdeki işlemler değil, fiili durum önemli olup fiili (gerçek) durum tespit edilerek karar verilmesi gerekir. Davalı bakımından yazılı bir sözleşme sunulmuş olsa bile taraflar arasında iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını içeren bir hizmet akdinin varlığının tespiti hâlinde gerçek fiili ilişkinin hizmet akdi olduğunun kabulü gerekecektir. Yukarıda da açıklandığı üzere, bir kişinin işveren olması için hukuki ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip olması yanında, işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olması gerekir. İşveren konumunda olan bir işverene, kendi hizmeti yanında getirdiği işçilerle birlikte çalışması, onlar adına hareket etmesi, ücretlerini alıp dağıtması, işveren sıfatı kazandırmaz. Bunun tipik örneği 4857 sayılı İş Kanunu’nun takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleridir. Bu tür sözleşmede “İşçilerden biri, birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle sözleşme yapmaktadır” ve “işe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır.”. Takım kılavuzu ile sözleşme yapan kişinin işverenle aradaki ilişkisi iş ilişkisidir. 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iş kazasını oluşturan haller sayılmış ve 13/1.b maddesi uyarınca da "İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle ... meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay" iş kazası olarak tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca iş ilişkisi kapsamında çalışan, kısaca 4 (a) kapsamında olan işçi işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeni ile iş ilişkisi kapsamında çalışmayan ise kendi nam ve hesabına yürütmekte olduğu iş nedeni ile meydana gelen ve engelli hale getiren olay iş kazası sayılacaktır. Uyuşmazlıkta işin yürütümünün kimde olduğu önemlidir. Zira işin yürütümü iş sözleşmesinin önemli unsuru olan bağımlılık unsurunu etkileyecektir. İşin yürütümü iş sahibinde ise işveren olup aradaki ilişki iş ilişkisi olacaktır. Başka bir anlatımla, işi yürüten davacı iş sahibi ise işveren sıfatı ve dolayısı ile iş ilişkisi öne çıkacak, işi yürüten ölen kişi ise o zaman kendi nam ve hesabına çalıştığı kabul edilecektir. Kendi nam ve hesabına çalıştığı kabul edildiğinde, aleyhine iş ilişkisi nedeni ile iş kazası tespit edilen davalının işveren sıfatı ortadan kalkacak ve 5510 sayılı Kanun'un işverene yüklediği sorumluluklardan kurtulacaktır. 3. Değerlendirme Somut uyuşmazlıkta dosya içeriğine ve toplanan delillerin tartışılmasına göre davacı Kurum tarafından iş kazası geçirdiği kabul edilen sigortalı ... ... ile davalı iş veren şirket arasında bir eser sözleşmesinin bulunmadığı açıktır. Bu nedenle Mahkemece kazalı ... ...'nun davalı iş yerinde hizmet sözleşmesine göre değil, eser sözleşmesi kapsamında çalıştığı, kazalı ile davalı işyeri arasında zaman ve bağımlılık unsurunun bulunmadığı, davalı iş yeri ile yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliği taşıdığı yönündeki değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi eksik incelemeye dayalıdır. Zira Mahkeme kararına gerekçe kılınan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdarî Dava Dairesinin 31.03.2021 tarih 2020/565 Esas 2021/650 Karar sayılı kararında; davalı şirket ile dava dışı ... arasında çatı yapım işi bulunduğu, bu şekilde eser sözleşmesinin olduğu gerekçe yapılmıştır. Oysa gerek iş müfettiş raporunda gerekse eldeki dosyanın yargılamasında dava dışı davalı işveren ile eser sözleşmesi bulunduğu iddia edilen ...’nun ifadesine baş vurulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı işveren ile dava dışı ... ile arada eser sözleşmesinin olup olmadığının tespiti için ...'in tanık sıfatıyla beyanına başvurulmalı, varsa aralarında imzaladıkları sözleşme istenmeli, keza dava dışı ...'nun kendi nam ve hesabına çalıştığına ilişkin belgeler getirtilmeli, ...'in de davalı şirkette sigortalı çalışması olup olmadığı da araştırılarak yukarıda belirtilen hukuki değerlendirmeler ışığında dava dışı ... ile davalı şirket arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi, iş sözleşmesi (takım sözleşmesi) kapsamında olup olmadığı araştırılmalı, sonuca göre de sigortalı ile dava dışı ... arasındaki ilişki irdelenmeli ve elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.