Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5279 E. 2024/7213 K.
Konu: Hizmet Ve Prime Esas Kazançların Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5279
- Karar No
- 2024/7213
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Ve Prime Esas Kazançların Tespiti
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/156 E., 2024/362 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazançların tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... Kaya tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.03.2006 - 24.08.2020 tarihleri arasında davalıya ait ... plakalı araçla ... ... Nolu Küçük Sanayi Sitesi Deniz Sitesi dolmuş durağında aralıksız şekilde dolmuş şoförü olarak çalışan davacının sigorta girişinin 05.04.2017 tarihinde yapıldığını, bu tarihten itibaren ücretinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını, davacının sigorta kaydının yapılmadığı dönemlerde çalıştığını gösterir çok sayıda yazılı delil bulunduğunu, davacının maaşını dolmuşun gelirinin içinden aldığını beyanla davacının Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile düşük gösterilen primlerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili; dava 23.09.2020 tarihinde ikame edildiğinden 23.09.2015 tarihinden önceki çalışmalarının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, davalının davacıya ücret ödemediğini, aksine dolmuşunu davacıya kiraya verdiğini, davacının aracı çalıştırdığını ve davalıya kullanım hakkı ödediğini, günlük kazancı ne olursa olsun davalıya kullanım hakkının ödendiğini, davacının dolmuşta fiilen çalışmadığı dönemler olduğunu, bu dönemlerde ..., ... ... ..., ..., ... ve ... ...'ın şoför olarak çalıştıklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Feri müdahil SGK vekili; davacının iddiasını salt tanık beyanları ile ispatlayamayacağını, Kurum belgelerine eşdeğer belgelerin ibrazı gerektiğini, davacının iddiasını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispat etmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.03.2006-01.03.2011 tarihleri arasındaki talebinin hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine, 02.03.2011- 16.01.2013 tarihleri arasındaki talebinin reddine, 17.01.2013- 14.10.2015 tarihleri arasındaki talebinin kabulüne, 2801201700763 sigorta sicil numaralı davacının, 17.01.2013- 14.10.2015 tarihleri arasında, davalıya ait 1039791 sicil numaralı işyerinde, ayda 30 gün üzerinden kesintisiz şekilde, asgari ücretle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine, 15.10.2015- 04.04.2017 tarihleri arasındaki talebinin kısmen kabulüne, 2801201700763 sigorta sicil numaralı davacının, 07.11.2016 tarihinde, davalıya ait 1039791 sicil numaralı işyerinde, asgari ücretle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, 05.04.2017- 24.08.2020 tarihleri arasındaki talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili; verilen hükmün 1 inci bendi uyarınca davacının çalıştığının tespit edildiğini, fakat davacının 03/11 tarihinde işten çıkarıldığı gerekçesiyle 01.03.2006- 01.03.2011 arası dönemin hak düşürücü süre dolduğundan reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının bu süreçte işten çıkarılmadığını, davacının ilk işe girdiği 01.03.2006 tarihinden dava tarihine kadar sürekli olarak çalıştığını, Kooperatif başkanı ...'ın davalı tanığı olduğunu ve taraflı beyanlarda bulunduğunu, davacı tanığı ...'ın 29.01.2021 tarihli duruşmada verdiği beyanında "...müvekkilin 2020 yılının 5 ya da 6 ncı ayında işten çıktığını... belirttiğini, dosya kapsamlı olarak incelendiğinde ise davacıya ait 27.03.2012 tarihli trafik para ceza tutanağının bulunduğunun görüleceğini, davacının 2011 yılında işten çıkarılması halinde 2012 yılında para cezası olmasının mümkün olamayacağını, mahkeme kararının 2 nci bendinde davacının 02.03.2011-16.01.2013 tarihleri arasındaki çalışma olgusunun belirlenmesi taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, bu döneme ait dosyada çokça trafik para cezası tutanağı bulunduğunu, ayrıca bu ve diğer dönemlere ait araç için ve davalı taraf adına bazı bankalara ödenen makbuz örneklerinin taraflarınca dosyaya ibraz edildiğini, bu makbuzların halen davacıda bulunmasının tüm bu işlemlerin davacı tarafından yerine getirildiğini ve karşılığında dekont ve makbuz aldığını gösterdiğini, davacının, davalıya ve dolmuş hattına ait araca ilişkin yaptığı bu ödemeler ve işlemlerin davalının talimatları doğrultusunda işlem yaptığının ve davalının bünyesinde çalıştığının en önemli ispatı olduğunu, yine komşu işyeri tanığı ...'in 14.06.2022 tarihli duruşmada "...2012-2013 yılları arasında komşu işyerinde çalıştığını ve bu süreçte müvekkili durakta gördüğünü..." belirttiğini, başka bir komşu işyeri tanığı olan ...'ün de aynı tarihli duruşmada özetle "...2011 yılında yakın bir mesafede dükkan açtığını bu tarihten beri de müvekkili durakta gördüğünü..." belirttiğini, mahkemenin kararında yer alan 4 üncü bentte ise 15.10.2015-04.04.2017 tarihleri arasındaki davacıya ait çalışma olgusunun varlığı talebinin sadece 07.11.2016 tarihi bakımından kabulünün ise son derece hatalı olduğunu, yerel mahkemenin 17.05.2022 tarihli duruşmasında Tanık ...'ın özetle "...2007 yılında İstanbul'a davalı için araç almaya gittik. Davacı o tarihte araçla biz geldikten sonra çalışmaya başladı. Davalı ile ne şekilde anlaştılar, haftada kaç gün çalışır, yedek şoförle mi çalışır, ücret ne şekilde kararlaştırılmıştır bilgim yok. Davacının işe ara verdiği bir dönem bilmiyorum.... " dediğini, başka bir komşu işyeri tanığı olan ...'ün de aynı tarihli duruşmada özetle "...2011 yılında yakın bir mesafede dükkan açtığını bu tarihten beri de müvekkili durakta gördüğünü..." belirttiğini, 31.03.2021 tarihinde dinlenen tanıklardan şoför olarak çalışan tanıkların tümü benzer şekilde sigortalarının olmadıklarını beyan ettiklerini, dolayısıyla ilgili durakta sigortasız olarak çalışmanın bir işyeri uygulamasına dönüştüğünü, davalı tanığı ...'ın gerçeğe aykırı olarak beyanında "03.01.2010 tarihi ile Mart 2011 tarihi arasında davalı tarafın aracında tek şoför olarak çalıştığını müvekkilin ise aracı bıraktığını" iddia ettiğini, fakat davacının bu dönemlerde de çalışmış olduğunu, davalıya ait olan yakıt, muayene, tamir, vergi.. vb ödemeleri gerçekleştirdiği banka dekontlarını mahkemeye sunduklarını, aynı zamanda kolluk tarafından daha önce mahkemeye sunulan her iki tutanakta da davacının 2006-2020 yılları arasında ilgili durakta çalıştığının tespit edildiğini, kolluk tarafından tutulan 26.01.2021 tarihli tutanakta ise davacının 2011 yılında ... plakalı aracın sürücülüğünü yaptığı ve bir adet taksirle yaralama suçuna karıştığının da belirtildiğini, davalı tanığı ... dava konusu olmayan 2020 Şubat-Haziran ayı boyunca ağırlıklı olarak aracı kendisinin kullandığını, davacının ise haftada 1 gün veya yarım gün çalıştığını belirmiş ise de davacının bu dönem boyunca sigorta primlerinin davalı tarafından eksiksiz bir şekilde yatırıldığını, bu sebepten dolayı haftada bir veya yarım gün çalışan bir işçiye işverenin eksiksiz bir şekilde sigorta primi ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı tanığının bu açıklamasının yanlı beyanda bulunduğunu göstermekte olduğunu, diğer bir davalı tanığı ...'un da benzer şekilde davacının 2013-2014 tarihleri arasında asıl şoför olmasına rağmen ağırlıklı olarak aracı kendisinin kullandığını belirtmekte ise de daha sonra haftada 2-3 gün aracı kendisinin kullandığını belirttiğini, davalı tanıklarının yalnız bu beyanları dahi kendi içerisinde çelişkiler barındırmakta olduğunu, ... No.lı Mot. Taş. Koop. Yön. Kur. Başkanı olan ...'ın aynı zamanda davalı tanığı olduğunu, durakta yıllarca şoför olarak çalışan tanıkların benzer şekilde borçlu oldukları icra dosyalarının bulunduğunu bu sebeple de kendilerine sigorta yapılmasını istemediklerini belirttiklerini, durakta yıllarca şoför olarak çalışan tanıkların hepsinin kendilerine sigorta yapılmasını istememelerinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, işbu tanıkların kooperatif yönetimi tarafından işten çıkarılma korkusu ile yanlı beyan verdiklerini, tanık ..., ... ... ve ...'ın davacının aracı davalı adına kullandığını belirttiklerini, tutarlı bir şekilde de davacının 2006 yılından 2020 yılına kadar çalıştığını doğruladıklarını, dosya kapsamında dinlenen tüm davalı tanıklarının davacının çalışma dönemini birbirinden farklı olacak şekilde belirttiklerini, tüm bu beyanların birbiri ile çelişkili olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davacının günlük olarak aldığı ücretin sabit olduğunu, fakat davalıya dönem sonu verilen net tutarın sabit olduğunu, ayrıca davalının 10 senedir durak işlerini takip edemediğini işlerini tanık ...'ın idare ettiğini belirttiğini, davalı tanığı ...'ın ise davacının, aracın hem kiracısı olduğunu, hem de davalının müvekkilin sigorta primlerinin yatırılması için muhasebeye talimat verdiğini öne sürmekte olduğunu söylediğini, bu iki iddianın tamamen bir biri ile çelişkili olduğunu, hiç bir işverenin işçi olarak çalıştırmadığı kimsenin sigorta primlerini ödemeyi teklif etmeyeceğini, bu beyanlarda bile tek başına davacının işçi olarak çalıştığının örtülü ikrarının mevcut olduğunu, tüm bu nedenlerle ve dosya kapsamında dinlenen tüm tanıklar toplanan belgeler birlikte incelendiğinde müvekkilin ücret karşılığı davalıya bağlı olarak çalıştığının açık olduğunu belirterek; 2.Davalı vekili; davacının, davalıya ait dolmuşta şoför olarak çalıştığından davacının, davalının 4/1-a kapsamında çalışan işçisi olmadığını, davacının kendi nam ve hesabına serbest olarak dolmuşta şoför olarak çalıştığını, davalıdan ücret almadığını ve davalının denetimi ve gözetimi altında bulunmadığını, o halde davalı ile bir işçi- işveren ilişkisi bulunmadığını, davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesinin yerinde olduğunu ancak 17.11.2013-14.10.2015 tarihleri arasında ve 07.11.2016 tarihinde davalıya ait 1039791 sicil numaralı iş yerinde asgari ücretle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığına ilişkin verilen kararın yerinde olmadığını, davada dinlenen tüm tanıkların; davacı, davalı ve re'sen dinlenen tüm tanıkların "davacının sabah işe başladığını ve öğlen işi bıraktığını, davacının dolmuşu başka şoföre verdiğini, bazan tamamen başka şoförleri kendi insiyatifinde çalıştırdığını " beyan ettiklerini, hal böyle olunca; davacının 17.11.2013- 14.10.2015 tarihleri arasında hizmet akdine dayanarak çalıştığına karar vermenin hakkaniyetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, zira; İş Yasası'nda çalışma saatlerinin, kısa süreler ve fazla çalışmalar açıkca belirtildiğini, davacının çalışmasının part-time çalışma olduğunu, tam gün çalışmış gibi hüküm kurulmasının yasalara aykırı olduğunu, 05.04.2017 tarihinde davacı, davalı tarafından sigortalı gösterildiğinden 05.04.2017- 24.08.2020 tarihleri arasına ilişkin talebin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; 3.Fer'i müdahil SGK vekili; davanın hizmet tespiti davası olduğunu, kamu düzeni gereği iddia olunan fiili çalışma olgusunun fer'i müdahil Kurum resmi kayıtlarından farklı olduğunun somut kesin deliller ile ispatlanmış olması gerektiğini, mahkemece 03.11.2022 tarihinde verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılması için istinaf başvurusu yapılması zarureti hasıl olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir. 3.Fer'i müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi 5510 sayılı Kanun'un 80 inci madde hükümleridir. 3.Değerlendirme 1. İnceleme konusu eldeki davada davacı, 01.03.2006 - 24.08.2020 tarihleri arasında davalıya ait ... plakalı araçla ... ... Nolu Küçük Sanayi Sitesi Deniz Sitesi dolmuş durağında aralıksız şekilde dolmuş şoförü olarak çalıştığının tespitini istediği, davacının 05.04.2017 - 11.09.2020 tarihleri arasında davalı iş yerinden tam bildirildiği; Mahkemece, isteme konu 01.03.2006 -01.03.2011 tarihleri arası dönemin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süre kapsamında kaldığından bahisle reddine, 02.03.2011- 16.01.2013 tarihleri arası dönemin ispatlanamadığından bahisle reddine, 17.01.2013- 14.10.2015 arası dönem yönünden istem gibi kabulüne, 15.10.2015 -04.04.2017 arası dönem yönünden ise dosya içeriğine göre bu dönemde bir adet 07.11.2016 günlü trafik ceza tutanağının varlığı gözetilerek sadece anılan tarih itibariyle 1 günlük çalışma yönünden istemin kabulüne ,son olarak da 05.04.2017 - 11.09.2020 arası çalışmaların eksiksiz bildirilmiş olması gözetilerek isteme konu 05.04.2017 - 24.08.2020 arası dönemin hukuki yarar bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. Mahkemece,17.01.2013-14.10.2015 tarihleri arasındaki dönem yönünden verilen kabul kararı ile 05.04.2017-24.08.2020 tarihleri arasındaki dönem yönünden talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine dair Mahkeme kararları yerindedir. Mahkemenin ispat edilmediğinden bahisle reddine karar verilen 02.03.2011 -16.01.2013 arası dönem açısından hüküm eksik inceleme ile araştırmaya dayalıdır. Şu halde bu dönem açısından yapılması gereken iş; bu dönemde yer alan davacı adına kesilmiş 27.03.2012 tarihli ceza ve 17.10.2012 tarihli vergi tahsilat tutanaklarının varlığı da gözetilmek suretiyle, Mahkemece re'sen toplanacak deliller ile toplanmış bulunan deliller birlikte irdelenip değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir. Kuşkusuz yapılacak irdeleme sonucu bu dönem açısından sürekli ve kesintisiz bir çalışmanın varlığı anlaşılacak olursa, hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilen 01.03.2006 - 01.03.2011 arası dönemin hak düşürücü süre kapsamında kalmayacağı dikkate alınarak yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. 3-Öte yandan Mahkemenin 15.10.2015-04.04.2017 tarihleri arası dönem açısından 1 günlük çalışmaya ilişkin hükmü de eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Bu tip davaların kamu düzenine ilişkin olması ile aynı dönemdeki bir adet ceza tutanağı ve çalışmayı teyit eden bir kısım tanık beyanları da gözetilerek re'sen toplanacak deliller ile toplanmış deliller birlikte değerlendirilip irdelenerek sürekli ve kesintisiz çalışmanın varlığı usulünce araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.