Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5053 E. 2024/6830 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5053
- Karar No
- 2024/6830
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1511 E., 2023/1895 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/306 E., 2021/152 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen prime esas kazançların tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... Kaya tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Adana İl Özel İdaresinde çalışmaktayken Kurumun kapanması nedeniyle ... Yatırım İzleme ve Koordinasyon bünyesine aktarıldığını, davacının görev yaptığı Adana İl Özel İdaresinde iken intibak farkı alacağı ve tespiti için açtıkları davanın kesinleştiği, Adana 6. İş Mahkemesinin 2012/1048 E. - 2013/465 K. sayılı dosyası ile davacının dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için gelir artışı ve buna bağlı olarak SSK prim farkının çalıştığı Kurumdan tahsili ile davacının primlerine yansıtılması gerekmekte olduğu halde bu hususa riayet edilmeyerek prim farkının yatırılmadığını, bu hususta SGK’ya yaptıkları başvuru neticesinde prim farklarının tahsiline yönelik bir işlem yapılmadığını belirterek, Adana 6. İş Mahkemesinin 2012/1048 E. - 2013/465 K. sayılı dosyasında belirlenen ücretlere göre sosyal güvenlik prim farkının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, Kurumun kapatılan İl Özel İdaresinin devamı olmadığını, Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu intibakın herhangi bir Kurum hatasından kaynaklanmadığını, imzalanan TİS’e göre yapıldığından Kuruma izafe edilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının çalıştığı dönemde SSK primlerinin eksiksiz olarak yatırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı SGK cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " "1-Davanın kabulü ile davacının davalı ... Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı bünyesinde; 2008 Temmuz ayında 10,52 TL 2008 Ağustos ayında 26,25 TL 2008 Eylül ayında 124,89 TL 2008 Ekim ayında 41,54 TL 2008 Kasım ayında 129,23TL 2008 Aralık ayında 230,25 TL 2009 Şubat ayında 184,88 TL 2009 Nisan ayında 53,69 TL 2009 Ekim ayında 349,80 TL 2009 Kasım ayında 1558,07TL 2009 Aralık ayında 659,90 TL 2010 Şubat ayında 206,35 TL 2010 Haziran ayında 1170,23 TL 2010 Eylül ayında 80,61 TL 2010 Kasım ayında 801,94 TL 2011 Temmuz ayında 15,23 TL 2011 Ekim ayında 739,58 TL 2012 Mayıs ayında 38,74 TL 2012 Haziran ayında 449,30 TL 2012 Eylül ayında 305,19 TL 2012 Kasım ayında 70,24 TL 2013 Haziran ayında 878,34 TL olmak üzere 8.124,57 TL prime esas kazancın eksik bildirildiğinin tespitine, 2013 yılı Temmuz ayı bordrosunun 8.492,07 prime esas kazanç olduğunun tespitine, " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunduklarını, 6360 sayılı Kanun ile otuz büyük şehirde faaliyet gösteren İl Özel İdarelerinin tasfiye edildiğini, aynı Kanunla Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları kurulduğunu, aynı Kanuna göre İl Özel İdarelerinin gerek malvarlığı gerek dava dosyaları gerek faaliyet alanındaki işlerin, Valilik bünyesinde kurulan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyon kararı ile ilgili Kurumlara devredildiğini, yerel Mahkemenin devir konusunda herhangi bir araştırma yapmadan taraf olarak müvekkili idareyi belirleyerek hukuka ve Kanuna aykırı şekilde karar verdiğini, karara esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, raporun gerçeğe aykırı ve hatalı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, davada yeterli araştırma ve inceleme yapılmayarak eksik araştırma ve inceleme ile usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı hüküm kurulduğunu beyanla Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararında; “Davanın kabulü ile davacının 8.124,57 TL prime esas kazancı olduğunun tespitine” denilmek suretiyle hüküm kurulduğunu, kararın usul ve yasa ile yerleşmiş Yargıtay ilamlarına aykırı olduğunu, yargılama aşamasında eksik inceleme ve araştırma ile bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne dair verilen kararın kaldırılması gerektiğini, 506 sayılı Kanun’un 77 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinde prime esas kazançlarının nasıl belirleneceğinin düzenlendiğini, buna göre fazla mesai, hafta tatili ücreti, milli ... ve genel tatil ücretlerinin girdiğini, davacı tarafça yargılama aşamasında iddialarının ispatlanamadığını, çalışıldığı iddia edilen ve prime esas kazancın tespiti yönünden yazılı belge ile ispatı gerekeceğini, yazılı belge ibraz edilmeyen bu tür davalarda tanık anlatımlarına da itibar edilemeyeceğinin Yargıtayın yerleşmiş görüşü olduğunu beyanla yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2022 tarih ve 2022/2288 Esas - 2022/684 Karar sayılı kararı ile davacıya yargı kararı gereğince, toplam 26.042,33 TL'nin 28.08.2015 tarihinde icra takip dosyasına ödendiği, ücret primleri yönünden Temmuz 2008-Haziran 2013 tarihleri arasındaki primler belirlenmiş, ücret dışındaki alacakların primleri yönünden yapılan bu ödemenin 5510 sayılı Kanun'un 82 nci maddesi uyarınca ödeme tarihinde hizmet akdi mevcut olmadığından 82 nci madde hükmü nazara alınarak prime esas kazancın tabi olduğu son ayın kazancına tavan gözetilerek dahil edilmiştir. 2014 yılı 3 üncü döneminde tavanın 6.961,50 TL olduğu, bu ay içinde davacı adına 3.541,56 TL prim bildirildiği, eklenmesi gereken miktarın bildirilen miktar düşüldüğünde 3.419,94 TL olduğu ve bu aya eklenmesi gerektiği sonucuna varıldığı belirtilerek; 1-Davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere; Davanın kabulüne; a-Davacının davalı ... Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı bünyesinde; 2008 Temmuz ayında 10,52 TL 2008 Ağustos ayında 26,25 TL 2008 Eylül ayında 124,89 TL 2008 Ekim ayında 41,54 TL 2008 Kasım ayında 129,23TL 2008 Aralık ayında 230,25 TL 2009 Şubat ayında 184,88 TL 2009 Nisan ayında 53,69 TL 2009 Ekim ayında 349,80 TL 2009 Kasım ayında 1558,07TL 2009 Aralık ayında 659,90 TL 2010 Şubat ayında 206,35 TL 2010 Haziran ayında 1170,23 TL 2010 Eylül ayında 80,61 TL 2010 Kasım ayında 801,94 TL 2011 Temmuz ayında 15,23 TL 2011 Ekim ayında 739,58 TL 2012 Mayıs ayında 38,74 TL 2012 Haziran ayında 449,30 TL 2012 Eylül ayında 305,19 TL 2012 Kasım ayında 70,24 TL 2013 Haziran ayında 878,34 TL olmak üzere 8.124,57 TL prime esas kazancın ve 2014 yılı Mart ayında 3.419,94 TL prime esas kazancın eksik bildirildiğinin tespitine, karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, bozma ilamı ile "...Somut olayda, davacının Adana 6. İş Mahkemesinin 2012/1048 E. - 2013/465 K. sayılı dosyasında belirlenen ücretlere göre sosyal güvenlik prim farkının tespitine karar verilmesi talebinde bulunduğu, Mahkemece verilen kabul kararının kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesince davacıya yargı kararı gereğince, toplam 26.042,33 TL'nin 28.08.2015 tarihinde icra takip dosyasına ödendiği, ücret primleri yönünden Temmuz 2008-Haziran 2013 tarihleri arasındaki primler belirlenmiş, ücret dışındaki alacakların primleri yönünden yapılan bu ödemenin 5510 sayılı Kanun'un 82 nci maddesi uyarınca ödeme tarihinde hizmet akdi mevcut olmadığından 82 nci madde hükmü nazara alınarak prime esas kazancın tabi olduğu son ayın kazancına tavan gözetilerek dahil edildiği, 2014 yılı 3 üncü döneminde tavanın 6.961,50 TL olduğu, bu ay içinde davacı adına 3.541,56 TL prim bildirildiği, eklenmesi gereken miktarın bildirilen miktar düşüldüğünde 3.419,94 TL olduğu ve bu aya eklenmesi gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmesine rağmen 2008 yılından başlanarak 2014 yılı Mart ayına kadar birçok ayı kapsayacak şekilde hüküm kurularak gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen şekilde çelişkili hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." şeklinde karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut dosyada davacıya yargı kararı gereğince, toplam 26.042,33 TL'nin 28.08.2015 tarihinde icra takip dosyasına ödendiği, bu ödeme tarihinde hizmet akdi mevcut olmadığından prime esas kazancın tabi olduğu son ayın kazancına tavan gözetilerek dahil edilmesi gerekmektedir. Davacının emekli olduğu ay olan 2014 yılı 3. döneminde tavanın 6.961,50 TL olduğu, bu ay için davacı adına 3.541,56 TL prim bildirildiği, eklenmesi gereken miktarın bildirilen miktar düşüldüğünde 3.419,94 TL olduğu ve bu aya eklenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere; davanın kabulüne; a-Davacının 2014 yılı Mart ayında prime esas kazancının 3.419,94 TL eksik bildirildiğinin tespitine dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili; istinaf dilekçesini tekrarla kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesini tekrarla kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davacı vekili; davanın kabulüne karar verildiği halde aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yargısal hüküm nedeniyle ... fark ücret ve diğer alacaklardan dolayı eksik bildirilen prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 3. Değerlendirme 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Eldeki davada davacı vekili davacının gerçek ücretlerinin tespitini talep etmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilip bu şekilde hüküm kurulduğu halde davanın kabulüne ibaresinin kullanıldığı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de buna göre belirlendiği anlaşılmakla; iş bu husus usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında hükmün (1) nolu bendinin ikinci satırının tamamen silinmesi ile yerine; "Davanın kısmen kabulüne" kelimelerinin yazılması, Bölge Adliye Mahkemesi kararında hükmün (ç) fıkrasının tamamen silinmesi ile yerine "Davacı tarafından yapılan 810,75 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 405,38 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması, Bölge Adliye Mahkemesi kararında hükmün (d) fıkrasının tamamen silinmesi ile yerine "Davalı ... tarafından yapılan 150 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 75-TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, davalı SGK tarafından yapılan 138,50-TL masrafın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 69,25-TL' nın davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına " ibaresinin yazılması, Bölge Adliye Mahkemesi kararında hükmün (e) fıkrasının tamamen silinmesi ile yerine "Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesi gereğince belirlenen 17.900,00 TL ücreti vekaletin, davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.