Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4221 E. 2024/4921 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4221
Karar No
2024/4921
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/665 E., 2023/937 K. KARAR : Asıl dava dosyasında davalı ... yönünden davanın reddine Diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne Birleşen dava dosyasının reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava dosyasında davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen dava dosyasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl dava dosyasında 125.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istedikten sonra, birleşen dava dosyasında 152.247,91 TL maddi tazminatın davalılar Belediye ve ... Şirketinden tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2019 tarih, 2013/297 Esas, 2019/485 Karar sayılı kararıyla davacının iş kazası nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezliğin %34,00 oranında olduğu, kazanın oluşumunda davacının bir kusuru bulunmadığı, davalı Belediyenin %10, davalı ... Şirketinin %90 oranında kusurlu olduğundan bahisle asıl dava dosyası yönünden davalılar ... ve hakkında daha sonra tefrik kararı verilecek ... ... Şirketi hakkındaki davanın kusurları bulunmadığından bahisle reddine, diğer davalılar Belediye ve ... Şirketi yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, Belediye ve ... Şirketinin davalı durumda olduğu birleşen dava dosyası yönünden davanın kabulüne ve davacı lehine 152.247,91 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Anılan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Belediye vekili ile davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli kararı ile sürekli iş göremezlik oranınında gelişen değişen durum bulunup bulunmadığının araştırılarak zamanaşımı definin irdelenmesi, dosyada davacının menteşe ustası olduğuna ilişkin herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığından bahisle davacının yaptığı işin belirlenmesinden sonra emsal ücret araştırması yapılması gerektiği, birleşen dava dosyasında dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilmesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarih, 2021/85 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararıyla, davacının sürekli iş göremezlik oranında değişen gelişen durum bulunmadığı, tespit edilen ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucu davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarının 268.967,86 TL olarak tespit edildiği kabulünden hareketle asıl dava dosyası yönünden davalılar ... ve ... ... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile davacı lehine 125.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine, yine davacı lehine 40.000,00 TL de manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2022 tarih, 2022/1429 Esas, 2022/1266 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 13.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemiz'in 21.03.2023 tarih ve 2023/1377 Esas, 2023/2867 Karar sayılı kararı ile dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarından asıl dava dosyasının açıldığı tarih olan 06.05.2013 tarihinden kısa bir süre sonra davalı ... ... ... şirketinin ticaret sicilinden 24.09.2013 tarihinde terkin edilip keyfiyetin 24.09.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşıldığında göre taraf teşkili sağlanmaksızın karar tarihi itibariyle tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmayan davalı ... ... ... ve Mob. Aks. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğuından bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra davacı vekilinin 24.11.2023 tarihli celsede terkin edilen asıl dava dosyasının davalısı ... ... ... şirketi hakkındaki davadan feragat edilmesinden sonra adı geçen davalı hakkında tefrik kararı verilmiş, devam eden aşamada İlk Derece Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 24.11.2023 tarih, 2023/665 Esas, 2023/937 Karar sayılı kararıyla davacının sürekli iş göremezlik oranında değişen gelişen durum bulunmadığı, tespit edilen ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucu davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarının 268.967,86 TL olarak tespit edildiği kabulünden hareketle asıl dava dosyası yönünden davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar Belediye ve ... şirketi yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile davacı lehine 125.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine, yine davacı lehine 40.000,00 TL de manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen 24.11.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı Belediye vekili temyiz dilekçesinde özetle, asıl dava yönünden verilen kararda diğer davalı ... yönünden “davanın reddine” karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira şirket sahibi işveren ...'in işçisi davacı ...'a çöp atılması hususunda iş güvenliği eğitimi verip vermediğinin irdelenmediğini, iş güvenliği konusunda bu eğitimin verilmemiş olmasının işveren şirket sahibi ...'e sorumluluk yüklediğini, müvekkili kusursuz olduğu halde %10 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, idare mahkemelerinin görevli olduğunu, olayın bir iş kazası olmadığını ileri sürmüştür. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, öncelikle açılan davanın müvekkili yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekitiğini, meydana gelen iş kazasından öncelikle işverenin sorumlu olduğunu, herhangi bir sorumluluk atfedilecek olması halinde diğer davalı belediye ile müştereken ve müteselsilen sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacı her ne kadar müvekkili şirketi davalı olarak göstermiş ise de müvekkilinin pasif dava ehliyetini haiz olmadığını, hizmetin yürütülmesi sonucu ortaya çıkan her türlü işçi alacaklarına davalı belediyenin katlanması müvekkilinin üçüncü kişi olduğunu, haksız fiil zamanaşımının söz konusu olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, olayı doğrudan gören bir kimse olmadığını, müşterek tanık olarak dinlenen ...'un davacının usta değil, kesim makinesinde işçi olarak çalıştığını, kazayı görmediğini, davacının dükkanın çöplerini atmaya gittiğini, geldiğinde gözünün kanadığını, iş yerinde biriken çöpleri kapının önüne koyduklarını, çöpçünün gelip kendisinin çöpleri aldığını, davacının olay günü çöpleri atmasına gerek olmadığını, davacının ne kadar ücret aldığını bilmediğini ifade ettiğini, davacının ... ... şirketinde getir-götür işlerini yapan vasıfsız bir işçi olduğunu, davacının iş yerinde çöpleri atma gibi bir görevi olmadığını, davacının görevi olmayan bir işi yaptığı sırada olayın meydana geldiğini, davacının SGK müfettişine verdiği ifadesinde, elindeki çöp kovasını çöp konteynırına boşaltırken çöp kamyonunun presinin çalıştığını, oradan sıçrayan cam parçasının gözüne saplandığını belirttiğini, bu noktada davacının her şeyden önce kendi görevi olmayan bir işi yaparken olay meydana geldiğini, çöp kamyonunun pres yaptığı esnada kamyona ve dolayısıyla konteynıra yaklaşmaması gerekirken yaklaştığını, bu konuda kamyonda yazan uyarılara aldırış etmediğini, esasen bir pres işlemi yapılırken etraftan herhangi bir şeyin sıçrayabileceğinin makul ortalama bir insan tarafından öngörülmesinin gerektiğini, ancak davacının buna rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermeden kamyona yaklaştığından olayda kusurlu davrandığını, davacının iş vereni olan diğer davalı ... ... şirketinin kendi açık ikrarından da anlaşılacağı üzere olay esnasında sigortasız çalıştırıldığını, bu durumun başlı başına ... ... şirketi için kusur teşkil etmesine karşın bilirkişi raporunda bu hususun dikkate alınmadığını, davacının işvereni olan ... ... şirketi hakkındaki davanın neden reddedildiğinin kararda tartışılmadığını, davacının olay esnasında 24 yaşında, kendisinin ve tanık beyanından da anlaşılacağı üzere vasıfsız işçi olduğunu, davacının menteşe ustası olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dinlenen müşterek tanığın davacının getir götür işlerini yapan bir işçi olduğunu beyan ettiğini, yine davacının kendisinin 11.03.2014 tarihinde SGK denetmenine verdiği ifadesinde olay anında işçi olarak çalıştığını ikrar ettiğini, maddi tazminata esas alınan ücretin hukuka aykırı olduğunu, davacı işçinin SGK kayıtlarındaki ücretten fazla ücret aldığını hiçbir somut delille ispat edemediğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ilamı sonrası emsal ücret araştırması için TÜİK'den gelen müzekkere cevabında; menteşe işçisinin 2005 yılında kaç para aldığı hususunda bir açıklama olmadığını, TÜİK'in 2006 yılı için ve metal işleme işinde çalışan sanatkarlar için rakam bildirdiğini, bu rakamın hem yapılan iş, hem de ait olduğu yıl açısından somut davaya uygulanmasının mümkün olmadığını, hükme esas alınan raporun TÜİK verilerini esas alınarak hazırlanmış olduğu dikkate alındığında açıkça hatalı bir değerlendirme içerdiğinin görüldüğünü, İstanbul Mobilyacı ve Döşemeci Esnaf Sanatkarlar Odasından gelen yazı cevabında ise 2005 yılında usta olmayan bir kişinin net 650 TL alacağının ifade edildiğini, raporda usta ile usta olmayan kişinin ücret ortalaması alınarak alakasız bir mantık kurulmaya çalışıldığını, bilirkişinin eğer istinaf mahkemesi kararını okuduysa davacının usta olmadığını anlayabileceğini dolayısıyla usta maaşının ortalamasının alınmaması gerektiğini, esasen İstanbul Mobilyacı ve Döşemeci Esnaf Sanatkarlar Odasından gelen yazıda belirtilen işçi maaşının bile gerçek ücreti yansıtmadığını, zira dikkat edilirse 2021 yılında bir menteşe işçisinin net 2.825,00 TL maaş aldığının ifade edildiğini, bunun da 2021 yılı için ülkede geçerli asgari ücrete tekabül ettiğini, yani bir menteşe işinde çalışan işçinin asgari ücret aldığını, bu durumun 2005 yılı için de geçerli olması gerektiğini, olaydan bir yıl sonra davacının ücreti 540,00 TL olarak SGK'ya bildirilmişken olay esnasında davacının 787,83 TL ücret aldığının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacının ücretinin asgari ücretten fazla olduğunu hiçbir delille ispatlayamadığını, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme a.Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. Somut olayda, davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin Dairemizce kaldırılan 13.10.2022 tarih, 2022/1429 Esas, 2022/1266 Karar sayılı kararına karşı temyiz yoluna başvurmadığı, Dairemizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına dair kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesi'nce verilen temyiz incelemesine konu kararda davacı taraf aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir. b.Davalı ... şirketi vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyizi itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin asıl dava dosyasında 125.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istedikten sonra, birleşen dava dosyasında 152.247,91 TL maddi tazminatın davalılar Belediye ve ... Şirketinden tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu 24.11.2023 tarihli kararında asıl dava dosyası yönünden davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar Belediye ve ... şirketi yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile davacı lehine 125.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine, yine davacı lehine 40.000,00 TL de manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı ... şirketi vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. c.Davalı Belediye vekilinin temyiz itirazları ile davalı ... şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı Belediye vekilinin tüm, davalı ... şirketi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra Mahkemece Birleşik Metal İş Sendikası ve İstanbul Mobilyacı ve Döşemeci Esnaf Sanatkarları Odasından ücret araştırması yaptığı, sendikal bir çalışma söz konusu olmadığından sendika tarafından bildirilen ücretlertin dikkate alınmadığı, meslek odası tarafından usta ve usta olmayan işçiler için bildirilen aylık net ücretlerin usta olmayan işçiler yönünden 2005 yılı için 650,00 TL, 2006 yılı için 750,00 TL, 2007 yılı için 800,00 TL, 2008 yılı için 950,00 TL, 2009 yılı için 950,00 TL, 2010 yılı için 1.000,00 TL, 2011 yılı için 1.000,00 TL, 2012 yılı için 1.150,00 TL, 2013 yılı için 1.200,00 TL, 2014 yılı için 1.300,00 TL, 2015 yılı için 1.400,00 TL, 2016 yılı için 1.400,00 TL, 2017 yılı için 1.500,00 TL, 2018 yılı için 1.600,00 TL, 2019 yılı için 2.020,00 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra alınıp itibar edilen 06.09.2021 tarihli ikinci kök hesap raporunda odanın kaza tarihi olan 2005 yılı için bildirdiği usta ücreti (900 TL) ve usta olmayan işçi ücretinin (650 TL) ortalaması alındıktan sonra bulunan 775,00 TL ücret ile TÜİK ücretinin ortalaması alınmak suretiyle tespit edilen ve kaza tarihindeki asgari ücretin 2,23 katına isabet ettiği belirlenen ücret üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin bilinen devrede alabileceği ücretler göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda Kurum kayıtlarına göre davacının 01.04.2005 tarihinde hakkındaki dava tefrik edilen işveren ... ... şirketinde çalışmaya başladığı, kazanın 08.04.2005 tarihinde vukubulduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda açıklanan kaldırma kararında da belirtildiği gibi davacının işyerinde usta olarak değil kesim makinesinde işçi olarak çalıştığı açık olmasına karşın hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporunda meslek odasının kaza tarihi olan 2005 yılı için bildirdiği usta ücreti (900 TL) ve usta olmayan işçi ücretinin (650 TL) ortalaması alındıktan sonra bulunan 775,00 TL ücret ile TÜİK ücretinin ortalaması alınmak suretiyle tespit edilen ve kaza tarihindeki asgari ücretin 2,23 katına isabet ettiği belirlenen ücret üzerinden hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; meslek odası tarafından kaza tarihinden itibaren yıl yıl bildirilen ücretlerden usta olmayan işçi ücretlerini göz önünde bulunduran, bu ücretlerin asgari ücrete oranı bulunmak suretiyle değil de her yıl için bildirilen ücretlerin o yılın hesabında kullanılması gerektiğini dikkate alarak hesaplama yapan, yine hükme dayanak kılınan 06.09.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini gözeten yeni bir hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davalı ... Şirketi vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 3.Davalı ... Şirketi yönünden temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ve davalı ... .. Şirketine iadesine, 5.Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı Belediye'den alınmasına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4221, K. 2024/4921, T. 07.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-4221-e-2024-4921-k-9394cbbd74f5