Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/2700 E. 2025/17827 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2700
- Karar No
- 2025/17827
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/67 E., 2023/473 K.
Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Kurumun ... merkezine bağlı olarak ... sayılı dosyasında işlem gördüğü, işyerinin 05.11.2012 tarihinde Odalar ve Borsalar Birliği aracılığıyla e-bildirge vasıtasıyla işyerine verilen faaliyet kodunun yanlış verildiği ve kodun ... üzerinden verilmesi gerektiği belirtildiğinden Kurumun bu e-bildirgeyi ekleyerek 203103 olan faaliyet kodunun 203013 olan faaliyet kodunun ... olarak düzeltilmesi için Kuruma başvuru yapıldığı, Kurum denetim elemanlarının işyerine gelerek tutanak düzenledikleri ve işkolu kodunu belirledikleri, davacının da Kurum denetmenlerinin raporları doğrultusunda iş yeri sicil numarası ve kodunu 01.02.2000 tarihinden itibaren değiştirdiği, ancak işverene 01.05.2005 tarihinden itibaren prim farkı olarak 60.670,98 TL borç tahakkuk ettirerek 30 gün içinde ödenmesi halinde faizsiz olarak ödeneceğinin ihtar edildiği, işverenin bu borca karşı itiraz ettiği, ancak Kurumun itiraza cevap vermeyerek talebini zımnen reddetmiş sayıldığı, bu nedenle geriye yönelik olarak tahakkuk ettirilen prim tahakkukunun usulsüz olduğu, 5510 sayılı Kanuna göre bir işyerine ait işyeri kodunun işverenin hatalı beyanı ile veya Kurumun hatalı değerlendirmesi sonucu baştan beri hatalı belirlenmiş ise itiraz ya da tespit bir aylık süreden sonra ise değişikliğin geçmişe etki etmeyeceği tehlike sınıf derecesinin ne şekilde belirleneceğinin 5510 sayılı Kanunun 83-84 maddelerinde belirlendiği, Kurumun davacı şirkete geriye yönelik olarak tahakkuk ettirdiği prim borcunun işverence süresi içinde ödenmemesi nedeniyle 5510 sayılı Kanuna göre işveren hissesine düşen 5 puanlık primden de yararlandırılarak haksız yere 14.086,94 TL ödemek zorunda kaldıkları, prim borcunun da 64.670,00 TL olarak bildirilmiş ise de 30 gün içinde ödenmediği belirtilerek gecikme zammı ile birlikte 100.199,00 TL ödendiği, yeni iş kolu koduna itiraz etmedikleri ancak geriye yönelik olarak prim tahakkuk ettirilmesinin yerinde olmadığı ve primlerin süresinde ödenmemesi nedeniyle Kurumca 5 puanlık indirimin uygulanmayarak 14.086,94 TL fazla prim ödenmiş olması, işlemin yerinde olmadığını beyan ederek fazla ödenen primlerin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı işyerinde 15.05.2013 tarihinde yapılan tespit ve incelemelerde işyerinin, Kuruma tescil tarihinden itibaren fotokopi ve yazıcı cihazlarına ait toner imalatı ve kartuş dolumu işlerinin yapıldığının tespit edildiği, işyerinde yapılan tespitte işyerini 5510 sayılı Kanunun 83. maddesinde belirtilen iş kolu kodlarından 2823 kodlu büro makineleri ve ekipmanları imalatı sayılı iş kolu kodunun alt işlerinde olan toner kartuşları imalatı olduğunun değerlendirildiği, 5510 sayılı Kanunun 84. maddesine göre tehlike ve sınıf derecesini etkileyebilecek her türlü derecesinin işverence bir ay içerisinde Kuruma bildirilme yükümlülüğünün bulunduğu, bu bildirim üzerine Kurumun yapacağı incelemeler sonucunda tehlike ve sınıf derecesinin değişebileceği, tehlike derecesini değiştiren değişiklik bir ay içerisinde bildirilirse bu konuda Kurumca verilen karar değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki aybaşından uygulanacağı, davacı işveren ise değişikliği bir ay içinde bildirmediğinden, işyeri kodunun Kuruma tescil tarihinden geçerli olarak değiştirildiği, 2823 sayılı iş kolu kodunun yasa hükümlerine göre uygulandığı, Kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğusavunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 05.04.2015 tarihli ve 2013/794 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararla davanın kısmen kabulü ile ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 49541817-1037726.41 sayılı ve 14.08.2013 tarihli yazısı uyarınca davacıdan yersiz tahsis edilen 64.670,98 TL prim borcu ve gecikme zammı olarak toplam 100.199,77 TL'nin ödeme tarihi olan 26.11.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, 5510 sayılı Kanunun 81/4 maddesi uyarınca davacının % 5 puanlık hazine indiriminden yararlandırılmaması sebebiyle yersiz ödendiğinden bahisle 14.086,94 TL bedelin Kurumdan istirdatı yönündeki talebin pasif husumet (Taraf sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 05.04.2015 tarihli ve 2013/794 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 21.10.2019 tarihli ve 2019/4594 Esas, 2019/7695 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı şirketin ilk işyeri bildirgesinin verildiği 01.02.2000 tarihinde, tehlike sınıfı 2030 işkolu kodu ile boya vernik ve benzeri kaplayıcı maddeler ile matbaa mürekkebi ve macun imalatı olarak tescil edildiği, ... Ticaret Odası tarafından 05.12.2012 tarihli davacı firmaya gönderilen yazı ile tehlike sınıfının 2823 büro makinaları ve ekipmanları iş kolu olduğunun bildirildiği, bu bildirim üzerine davacı firma tarafından 27.02.2013 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurarak tehlike sınıfı işkolu kodunun değiştirilmesini talep ettiği,bu talep üzerine davacı işyerinin tehlike sınıfının belirlenmesi için Kurum tarafından denetim ve tespit yapıldığı,tehlike sınıfı işkolu kodunun 2823 olarak tespit edildiği ve tescil tarihinden itibaren uygulanması gerektiği yönünde rapor düzenlendiği,denetmen raporuna istinaden Kurum tarafından tehlike sınıfının değişmesinden dolayı 01.05.2005 tarihinden itibaren fark prim tahakkuku yapıldığı ve davacının %5 teşvik prim indiriminden yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 75'nci maddesi; 'Yapılan işin 74 üncü maddede belirtilen tarifeye göre hangi tehlike sınıf ve derecesine girdiği ve ödenecek iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortası primi oranı Kurumca belli edilerek işverene yazı ile bildirilir. İş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleyecek tedbirler hakkındaki mevzuat hükümlerine uygun bulunmadığı tesbit edilen işler, Kurumca daha yüksek primli derecelere konulabilir. Kurum, tesbit edilmiş bulunan tehlike sınıf ve derecesini, yaptıracağı incelemelere dayanarak kendiliğinden veya işverenin isteği üzerine değiştirebilir. Kurumca yapılacak değişikliklere ilişkin kararın takvim yılından en az bir ay önce isverene ve işveren tarafından değişiklik isteğinin de takvim yılından en az iki ay önce Kuruma bildirilmesi şarttır. Böylece, karara bağlanacak değişiklikler, yukarıdaki fıkrada yazılı karar veya istekten sonraki takvim yılı başında yürürlüğe girer. İşveren, tehlike sınıf ve derecesiyle prim oranı hakkında Kurumca yapılacak yazılı bildiriyi aldıktan sonra bir ay içinde Çalışma Bakanlığına itirazda bulunabilir. Bakanlık, bu itirazı inceleyerek 3 ay içinde vereceği kararı ilgiliye bildirir. İtiraz primlerin ödenmesini geciktirmez. İşveren bu madde gereğince tehlike sınıf ve derecesine karşı Çalışma Bakanlığına yahut bu Bakanlığın vereceği karar üzerine Danıştaya başvurursa, bu kanunun 81'inci maddesinin uygulanmasında İcra ve İflas Kanununun ilgili maddesinde yazılı bir yıllık süre, birinci halde Bakanlık kararının iptal süresi sonunda, ikinci halde ise Danıştay kararının kesinleştiği tarihten başlar.' ve 5510 sayılı Kanunun 83'ncü maddesi; 'Kısa vadeli sigorta kolları primi, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre tespit edilir. İş kolları tehlikenin ağırlığına göre sınıflara, bu sınıflar da özel iş şartlarına ve tehlikeyi önlemek için alınmış olan tedbirlere göre derecelere ayrılır. Hangi iş kollarının hangi tehlike sınıfına girdiği, tehlike sınıf ve derecesine ait prim oranlarının ve tehlike derecelerinin belirlenmesinde uygulanacak esaslar, ilgili bakanlıkların görüşleri de alınarak Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak bir tarife ile tespit edilir. Prim tarifesi gerekli görülürse aynı usûlle değiştirilebilir. Yapılan işin birinci fıkrada belirtilen tarifeye göre hangi tehlike sınıf ve derecesine girdiği ve ödenecek kısa vadeli sigorta kolları primi oranı Kurumca belirlenerek işverene ve 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara tebliğ edilir. İş kazasını ve meslek hastalığını önleyecek tedbirler hakkındaki mevzuat hükümlerine uygun bulunmadığı tespit edilen işler, Kurumca daha yüksek primli derecelere konulabilir. Kurum, işyerinin tespit edilmiş bulunan tehlike sınıf ve derecesini yaptıracağı incelemelere dayanarak kendiliğinden veya işverenin ya da 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların isteği üzerine değiştirebilir. Kurumca yapılacak değişikliklere ilişkin kararın takvim yılından en az bir ay önce işverene, işveren tarafından değişiklik isteğinin de takvim yılından en az iki ay önce Kuruma bildirilmesi şarttır. Böylece karara bağlanacak değişiklikler, karar veya istekten sonraki takvim yılı başında yürürlüğe girer. İşverenler ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlar, tehlike sınıf ve derecesi ile prim oranı hakkında Kurumca yapılacak yazılı bildirimi aldıktan sonra bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. Kurum, bu itirazı inceleyerek en geç üç ay içinde karara bağlayarak sonucunu itiraz edene bildirir. İlgililer, Kurumun kararı üzerine, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili mahkemeye başvurabilir. Kuruma itiraz edilmesi veya mahkemeye başvurulması, primlerin takip ve tahsilini durdurmaz. İşverenin veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların itirazı; işyerinin tehlike sınıfı ve derecesi ile kısa vadeli sigorta kolları prim oranının tebliğine ilişkin yazının işverence veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlar tarafından tebellüğünden itibaren bir ay içinde yapılmış ise, değiştirilen iş kolu kodu ve tehlike sınıfı ile tehlike derecesinin hatalı uygulandığı tarihten, bir aylık süre dışında yapılmış ise, itirazın Kurum kayıtlarına intikali tarihini izleyen yılbaşından, üçüncü fıkrada belirtilen sürelerin aşılması durumunda ise, Kurumca yapılacak değişikliğe ilişkin kararın tebliğini izleyen takvim yılı başından geçerli olarak uygulanır. Bu değişiklik nedeniyle tehlike sınıf ve derecesinin yükselmesi halinde, kararın işverene veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara tebliğ edildiği tarih ile yürürlük tarihi arasındaki süreye ilişkin kısa vadeli sigorta kollarına ait prim farkının tebliği tarihini takip eden bir ay içerisinde Kuruma ödenmesi halinde, fark prim için gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz. Aksi takdirde, fark primi 89'uncu madde uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil olunur. Tehlike sınıf ve derecesinin düşmesi halinde ise, kısa vadeli sigorta kolları sigortası prim farkı, işverenin varsa borçlarına mahsup edilir, yoksa iade edilir. Bir ay içinde iade edilmesi halinde faiz ödenmez.' hükümlerini düzenlemiştr. İlk işyeri bildirgesinin verildiği tarih itibariyle tehlike sınıfının 2030 olarak Kurum tarafından belirlenmesi ve belirlemeye göre tahakkuk eden primlerin davacı firma tarafından ödenmiş olması sebebiyle tehlike sınıfı değişikliği sebebiyle geçmişe dönük olarak tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen fark primlerin iadesine yönelik mahkeme kararı yerindedir. Davacının teşvikten yararlandırılmama sebebiyle fazladan tahsil edilen primlerin iadesine yönelik talebine gelince; Prim teşviki ile ilgili işlemleri yapma yetkisi, primi tahsil yetkisi ve ilgili maddedeki şartların varlığı halinde işveren hissesine düşen tutarın belirlenerek Hazineden talep etme yetkisi sadece Kurumda olduğu ve bu halde davalı Kurumun davalı sıfatına sahip olduğu gözetilerek, işin esasına girilerek, 5510 sayılı Yasanın Ek m. 17 hükmüne göre, davacı vekiline Kuruma bu kapsamda başvuru yapması için önel verilmeli, Kurumun davacı şirketin talebini kabul etmesi halinde davanın konusuz kalacağı gözetilmeli, talebin Kurum tarafından reddi halinde ise işin esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 18.06.2021 tarihli ve 2020/36 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararla davanın kabulü ile; 100.199,77 TL prim alacağı talebi konusuz kalmakla, bu talep yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 14.086,94 TL yersiz ödemenin, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 18.06.2021 tarihli ve 2020/36 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 25.10.2022 tarihli ve 2021/8937 Esas, 2022/13060 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...5510 Sayılı Yasanın 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ile fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur. Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur. Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde; davacı şirketin prim iadesine ilişkin istemi bakımından, 5510 sayılı Yasanın 81. maddesinin (ı) bendindeki diğer şartlarını taşıyıp taşımadığı hususu üzerinde durularak, davalı Kurumca davacı şirketin salt iş kolu kodunun yanlış belirlenmesi nedeniyle doğan prim borcunun bulunduğu gerekçesi ile 5510 sayılı Yasanın 81. maddesinin (ı) bendindeki teşvikten faydalandırılmadığının anlaşılması halinde, teşvik koşullarının uygulanmama nedeninin uyulan bozma ilamı ve mahkeme kabulü ile ortadan kalkacağı dikkate alınmalı, ne var ki bu arada Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanakların irdelenmesi, davalı Kurumun bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, başvuru yapılmamış ise yapılması için davacı şirkete verilecek süre ile başvurusunun sağlanması, başvurunun yapılmış olması halinde ise sonucunun ne olduğu ve anılan ek 17. maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu prim alacağı talebi ile yersiz ödeme alacak taleplerinin yargılama sırasında ödenmiş olması nedeniyle konusuz kaldığından bu talepler hakkında ayrı ayrı karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum aleyhine vekalet ve yargılama giderine hükmedilmesinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmamasına dair Kurum işleminin iptali ile fazladan ödediği primlerin iadesine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.