Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1342 E. 2024/1737 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1342
- Karar No
- 2024/1737
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/292 E., 2023/235 K. KARAR : Asıl ve Birleşen Davaların Reddine SAYISI :2017/266 E. 2018/253 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemine ilişkin asıl ve birleşen davalar yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, davalılar vekillerinin temyiz istemleri hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 29.04.2000 – 15.02.2005 tarihleri arasında davalı işverene ait diş hekimi muayenehanesinde asistan olarak asgari ücretle ve kesintisiz şekilde çalıştığı halde hizmetlerinin Kuruma bildirilmediğini belirterek hizmet tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Denizli 4. İş Mahkemesinin 2017/266 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; Denizli 3. İş Mahkemesinin 2010/400 Esas sayılı dosyasından verilen ara karar gereğince iş bu davanın açıldığını, anılan dosya ile birleştirilmesini talep ettiklerini, davacının "Atatürk Bulvarı ... Apt. No:108 Kat:2 .../Denizli" adresinde bulunan ... ve ...'ya ait diş hekimliği muayenehanesinde 29.04.2000 – 15.02.2005 tarihleri arasında çalıştığını, ancak sigortasının bildirilmediğini belirterek bu hizmet sürelerinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin işyerinde ...'yla ortak çalıştığını, davanın bu kişiye ihbarı gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının talep ettiği tarihlerde müvekkilinin Çardak'ta çalıştığını, iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; davanın niteliği gereği davacının kesintisiz çalışma iddiasını tereddüde yer bırakmayacak şekilde kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılının sonlarında ... ile beraber çalışmaya başladığını, 18.11.1999 tarihinde ise bu işyerinden ayrılarak Çardak ilçesinde muayenehane açtığını, 01.05.2005 tarihine kadar burada çalışmalarını sürdürdüğünü, bu nedenle tespiti istenen dönemde bir başka ilçede çalıştığından davacı tarafın iddialarının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen dosyada fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, esas bakımından ise davanın niteliği gereğince uyuşmazlığın hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.08.2022 tarihli ve 2021/20 Esas, 2022/3626 Karar sayılı kararı ile ana dosyadaki ve birleşen dosyadaki davaların kısmen kabulüne, davacının davalılar ... ve ...'ya ait işyerinde 29.04.2000-30.06.2004 tarihleri arasında asgari ücretle sigortalı işçi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.2022 tarihli ve 2022/3330 Esas, 2022/3626 Karar sayılı kararıyla; tüm tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2.Dairenin 27.03.2023 tarihli 2023/2830 E. - 2023/3176 K. sayılı kararında; asıl davanın 29.06.2010, birleşen davanın 09.06.2017 tarihinde açıldığı, Mahkemece 29.04.2000 - 20.06.2004 arası dönem yönünden davanın kabulüne karar verildiği gözetildiğinde hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılmaksızın hüküm tesisi isabetsiz bulunarak karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ana dosyadaki ve birleşen dosyadaki davaların ayrı ayrı zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyizi; 5 yıllık hak düşürücü sürenin sigortalının hizmetinin geçtiği yıl sonundan işlemeye başlayacağını, davacı 15.02.2005 tarihinde işten ayrıldığından hak düşürücü sürenin 31.12.2005 tarihinden sonra işlemeye başlayacağını, buna göre de 31.12.2010 tarihine kadar hizmet tespiti davası açabileceğini, davacının çalışma sürelerinin hatalı olarak değerlendirildiğini, tanık beyanlarına göre davacının 2005 yılında işten ayrıldığının ispatlandığını, bu durumda da hak düşürücü sürenin gerçekleşmediğini, öte yandan davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, Mahkeme tarafından yeni bir dava açmak ve birleştirilmesini sağlamak üzere kendilerine kesin süre verildiğini, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan tek hüküm verilmesi gerektiğini, asıl davanın da süresi içerisinde açıldığından her iki davanın da kabulü gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 29.04.2000 – 15.02.2005 tarihleri arasında davalılar yanında geçen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 4. 506 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ise “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Kanun'un 79/10 uncu maddesine göre sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Eldeki davada, asıl ve birleşen davaların reddine ilişkin verilen karar yerinde olmakla birlikte; maddi yanılgıya dayalı olarak hak düşürücü süre kurumunun “zamanaşımı” olarak belirtilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3. Öte yandan asıl davada verilen ara karar gereğince Denizli 4. İş Mahkemesinin 2017/266 E. sayılı dosyasından davacı tarafça davalı ... aleyhine hizmet tespiti talepli olarak açılan ve huzurdaki dosya ile birleştirilmesine karar verilen dava, bağımsız bir dava olmayıp, davalı ... yanında zorunlu dava arkadaşı olan kişi aleyhine açılmış, taraf teşkiline yönelik bir davadır. 4. Söz konusu davaların tek dava olarak görülmesi gerekirken birleşen dava olarak görülmesi suretiyle birleşen davada davalıya ikinci kez vekalet ücreti verilmesi de hatalı olmuştur. Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının gerekçe içeriğinde ve hüküm içeriğinde yer alan "zamanaşımı" kelimelerinin silinerek yerlerine "hak düşürücü süre" kelimelerinin yazılması, hükümde yer alan "Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibarelerinin silinmesi, hükmün "Davalılar ... ve SGK Başkanlığı kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" cümlesinin silinmesine, yerine "Davalılar ..., ... ve SGK Başkanlığı kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.