Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10290 E. 2024/12884 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10290
Karar No
2024/12884
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/214 E., 2024/69 K. KARAR : Red Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili 12.02.2013 tarihli dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davalılardan ... Petrol Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nde 01.08.1987-05.02.1988 tarihleri arasında asgari ücreti olarak pompacı ve büfede satış elemanı olarak çalıştığını, müvekkilinin sigortasının yapıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini bildiğini, ancak emeklilik işlemleri için ...'ya başvuruda bulunduğunda işe ilk giriş tarihinde malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları priminin yatırılmadığında işe ilk giriş tarihinin 01.10.1993 olarak dikkate alınacağının bildirildiğini, müvekkilinin maddi kayba uğradığını emeklilik işlemlerinin geciktiğini belirterek ... Petrol Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nde 01.08.1987-05.02.1988 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.08.1987 olarak tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili 17.04.2013 havale tarihli dilekçesinde özetle; davacının davası hak düşürücü süreye uğradığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini ayrıca Yargıtay içtihatları gereğince, "bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığı, fiili çalışmanın varlığından söz edebilmek için, hizmet akdinin ana koşulu olan hizmet olgusunu da içeren bordrolarda, davacının adının ve çalışmasının bulunması gerektiği, aynı zamanda o kimsenin 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ve 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) fıkrasının belirlediği biçimde eylemli olarak çalışması gerektiği, bu durumun, özellikle ...'nın 6 ncı maddesinde ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde vurgulandığı, bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının" araştırılmasının gerektiği belirtilerek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2018/99 E., 2019/710 K. sayılı kararı ile "Davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile 1-Davacının 60099 sicil numaralı davalı ... Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinde 01.08.1987 tarihinden 01.10.1987 tarihine kadar kesintisiz çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle, Mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, usul ve kanuna aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 gün, 2021/56 E. - 2022/343 K. sayılı kararı ile "... Dosyada mevcut belge ve kayıtların tetkikinde; davacının davalı işveren nezdinde 01.08.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, bu bildirgenin kurum kayıtlarına 04.11.1987 tarihinde intikal ettiği işyerinin 01.07.1987 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 31.03.1988'de kanun kapsamından çıkarıldığı davacının 15.11.1964 doğumlu olduğu belirlenmiş, ..., ... kamu tanığı ..., kamu tanığı ..., kamu tanığı ..., kamu tanığı ... dinlenildiği tespit edilmiştir. Somut olayda; davacı hakkında 01.08.1987 tarihinde davalı şirket tarafından işe giriş bildirgesi verildiği, davacının iddia ettiği döneme ilişkin vergi kaydı veya başkaca iş yerinde çalışmasının bulunmadığı, dinlenen tanıkların davacının 1987 yılında davalı iş yerinde çalışmaya başladığını teyit ettikleri, tanıkların vermiş olduğu ifadelerin işe giriş tarihini doğruladığı, dinlenen tanıklardan bordro tanığı ...'ın davacı ile 1,5- 2 ay süre birlikte çalıştıklarını beyan ettiği, diğer ...' ın ise davacı ile birlikte çalışmadığı ancak davacının 4-5 ay davalı iş yerinde çalıştığını beyan ettiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince komşu işyeri çalışanı olan davacı tanığının beyanlarına değil, bordro tanığının beyanlarına itibar edilerek davacının 01.08.1987-01.10.1987 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmeti bulunduğuna dair verilen kararın yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği, HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, davalı SGKB vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 13.10.2022 gün, 2022/7791 E., 2022/12471 K. kararında; "... Somut olayda; davalı şirketin tüzel kişiliğinin tümüyle ortadan kalktığının anlaşılmasına göre, açılan davada husumetin kendisine yöneltilebilmesi için yukarıda açıklandığı üzere davalı ... Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.ne tasfiye memuru atanması hususunda davacıya önel verilerek atanacak tasfiye memuru davaya dahil edildikten ve sunulacak deliller toplandıktan sonra varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. " gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkememizce verilen önceki kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2022 tarih ve 2022/7791 Esas 2022/12471 Karar sayılı ilamıyla taraf teşkili bakımından bozulduğu ve davalı şirkete tasfiye memuru atanması için süre verilmesi gerektiğine işaret edildiği, mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama davacı vekiline bu konuda süre verildiği, davacı vekili tarafından Osmaniye 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/285 Esas sayılı dosyasında davalı şirkete tasfiye memuru atanması için dava açıldığı, açılan davanın reddine karar verildiği ve davanın reddine dair bu hükmün davacı yanca istinaf edilmediği ve ilgili kararın istinaf edilmeksizin 17.01.2024 tarihinde kesinleştiği, tüm bu hususlar ve bozma ilamı birlikte değerlendirildiğinde davalı yan bakımından 6100 sayılı HMK 114 üncü maddesinde sayılan dava şartlarından taraf ehliyeti şartının sağlanmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, verilen hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (... Kuru-... Arslan-Ejder ..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. 2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalı şirketin 29.07.2013 tarihinde terkin edildiği, Osmaniye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 10.10.2023 gün ve E.2022/484 sayılı kararla şirketin ihyasına karar verildiği, şirkete tasfiye memuru atanması için aynı Mahkeme'de açılan E. 2023/285 sayılı dosyasında ise Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi uyarınca ihyasına karar verilen şirketin tasfiyeye tabi tutulmasına gerek olmadığı, tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 09.11.2023 tarihinde kesinleştiği; Mahkemece, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde Ticaret Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı uyarınca tasfiye memuru atanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Osmaniye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 10.10.2023 gün ve E.2022/484 sayılı kararla şirketin ihyasına karar verilmek suretiyle yeniden varlık kazandığı, ihya kararının içeriğine göre de tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı belirtildiğine göre Mahkemece, tüzel kişiliği devam eden şirkete usulüne uygun tebligat yapılıp taraf teşkili sağlanarak karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10290, K. 2024/12884, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-10290-e-2024-12884-k-b189219df08b