Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9696 E. 2024/5931 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9696
Karar No
2024/5931
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1006 E., 2022/350 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/403 E., 2019/315 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 06.07.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve %31,5 oranında işgöremez durumda kaldığını, kazanın davalı işverenin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile ödenmesini istemiş; 06.03.2019 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 271.983,28 TL olarak arttırmış, başvuru harcı yatırmak suretiyle de 32.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş kazasının meydana gelmesinde işverenin kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen iş kazasında davalı işverenin, işyerinde bulunan makinaların iş güvenliği açısından kurallara uygun ve güvenli bir şekilde kullanımını sağlamadığı, kazanın meydana geliş şeklinden, kazazede işçinin elinin sıkıştığı tehlikeli bölge olarak nitelendirilebilecek, hareketli elemanların yani hareket tamburunun bulunduğu sistem bölümünde, tehlikeli bölgeye uzuvların yanaşmasını engelleyecek bir teknik düzenlemenin yeterli olarak oluşturulmadığı, hareketli ve tehlikeli kısımlara ulaşma imkanını ortadan kaldıracak teknik tedbirleri yeterince sağlamadığı, bant kaymasını engelleyecek teknik düzenlemeleri zamanda uygulamadığı gibi; diğer yandan, güvenli çalışma ve bakım talimatlarının oluşturulmadığı ve uygulanmadığı gerekçesiyle kazanın oluşumunda işverenin kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davacının hayatının kalan kısmına mevcut şekli ile yapacağı olumsuz etki boyutunun ağırlığı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumları, tahakkuk ettirilecek faiz miktarına göre olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacının olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, 26.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İBK.kararında kabul edilen ilkeler doğrultusunda manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle, maddi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile "271.983,28TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.08.2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; manevi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile 32.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.08.2013 tarihinden işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine "karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili , kusur raporuna yaptıkları itirazlar gözetilmeden, müvekkili şirkete %90 oranında kusur izafe edilmesinin,ayrıca davacının yanlış tespit edilen ücreti üzerinden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının da fahiş olup aynı zamanda haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 12.08.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunun raporu ile maluliyet oranının %31,2 olarak tespit edildiği, kazanın oluşumundaki kusur oranının belirlenmesi açısından konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bu raporda ise kazanın meydana gelmesinde işverenin %90 oranında, davacı işçinin ise %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, SGK tarafından aynı iş kazası ile ilgili olarak davalı şirkete karşı Gebze 2. İş Mahkemesinin 2016/1043 Esas sayılı dosyası ile rücuen alacak davası açıldığı, anılan dosyada kazanın oluşumundan davalı işveren şirketin %90 oranında, sigortalı işçinin ise %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği rapor esas alınarak verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.04.2021 tarih ve 2020/863 Esas, 2021/5499 Karar sayılı ilamı ile kararın onandığı, ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin rapora itibar edilerek bu raporun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusur durumunun tespitine ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, maddi tazminat miktarının tespiti açısından düzenlenen bilirkişi raporunda hesaplamalara esas alınan unsurların, Yargıtay içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olup davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında davacı için takdir edilen manevi tazminatın yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davalıya atfedilecek hiçbir kusur olmamasına rağmen, hatalı rapor dayanak yapılarak, şirketin kusuru oluğundan bahisle, davacının yine hatalı hesaplanan maddi zararının davalı aleyhine hüküm altına alınmasının, davalı şirkete %90 oranında kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, yapılan hesaplamalara da itiraz ettiğini, davacının yanlış tespit edilen ücreti üzerinden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararın da manevi tazminat yönünden kesin karar verilmesi ve aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek temyiz etmiştir. Davalı vekili manevi tazminat yönünden temyiz talebinin kesin olduğu gerekçesiyle temyiz başvuru dilekçesinin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin 27.04.2022 tarihli Ek Kararına karşı temyiz yoluna başvurmamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51, 52, 54, 55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce de ileri sürüldüğü, işbu sebeplerin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun değerlendirildiği, böylelikle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9696, K. 2024/5931, T. 27.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9696-e-2024-5931-k-9298e1ab10df