Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9152 E. 2023/9557 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9152
Karar No
2023/9557
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/149 E., 2023/286 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili; davacının 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerini yapılandırarak yaşlılık aylığına yetecek kadar hizmetinin bulunmasına rağmen Kurumca tahsis talebinin reddine karar verildiğini beyanla, davacıya tahsis talep tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili; davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığı, kanun gereği de Kurum işleminin yerinde olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2018 tarih ve 2018/92 E. - 2018/460 K. sayılı ilamı ile davacı adına prim kesintisine dayalı sigortalılığının başladığı 01.04.1996 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığını destekleyici ziraat odası, birlik, kooperatif ve tapu kaydı bulunmadığı, bu nedenle davacının prim kesintisine istinaden 01.04.1996 tarihinde başlayan sigortalığının 31.12.1996 tarihinde sonlandırılmasının yerinde olduğu, 01.01.1997-15.11.2012 tarihleri arasında herhangi bir prim kesintisi ve ürün teslimi bulunmayan davacının sigortalılık koşulları oluşmaması nedeniyle bu dönemde Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasının mümkün olmadığı, sigortalılık niteliği bulunmayan döneme ilişkin primlerin sonradan geçmişe yönelik olarak ödenmiş olmasının da davacıya sigortalılık hakkı kazandırmayacağı gerekçeleriyle; “davanın reddine” karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.07.2019 tarih ve 2018/4442 E. - 2019/1771 K. sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 22.03.2021 tarih ve 2020/3967 E. - 2021/3736 K. sayılı kararında; Dosya kapsamından; davacının, ... Koll. Şti.’ne teslim ettiği ürün karşılığında 1996/Mart ayında yapılan tevkifata istinaden tescilinin geriye dönük olarak yapılmasını talep ettiği ve bunun üzerine davacının 01.04.1996 tarihinde tescilinin başlatılığı, davacının 13.10.2014 tarihli dilekçesiyle geçici 17 nci madde kapsamında durdurulan sürelerin Geçici 60 ıncı maddeye göre ihyasını, ve 6552 sayılı Kanun'a göre de borçlarının yapılandırılmasını talep ettiği, Kurumca kabul edilen bu başvurulara istinaden 31.10.2014 ve devamında yatırılan paraların Kurum hesabına intikal ettiği, davacının 02.10.2017 tarihli tahsis başvurusu üzerine ise 01.01.1997 – 16.11.2012 arasında tarımsal faaliyeti olmadığı gerekçesiyle hizmetlerinin iptaliyle tahsis başvurusunun reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ancak Mahkemece davacının 01.01.1997–16.11.2012 tarihleri arasında tarımsal faaliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de bu dönemde davacının tarımsal faaliyetine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamıştır, hususlarına işaret edilerek bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kabulüne, davacının, 01.04.1996 - 31.12.2005, 01.01.2006 - 18.04.2012 ve 01.10.2013 - 02.10.2017 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olduğu ve bu sürenin 4/b hizmet olarak kabulüne, davacının, 02.10.2017 tarihli tahsis talebinde istinaden 01.11.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlaması gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; ziraat odasına 31.12.2008 tarihinde kayıt olan davacının yeniden sigortalılığının 16.11.2012 tarihinde yeniden yapıldığını, 03.12.2012 tarihli muafiyet belgesine istinaden aynı tarihte sigortalılığı sonlandırıldığını, Kurumca davacının tescil ve sigortalama işlemlerinin yasal hükümler çerçevesinde yapıldığını, dolayısıyla açılmış bulunan davanın mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi yapıldığında kabul edilebilir yanı olmadığını bu nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddi belirterek hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9, ve 10 uncu maddeleri. 2-2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun'un 3 üncü maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7 nci maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasının 5 inci bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6 ncı maddenin (ı) bendinde ise Kamu idarelerinde ve Kanun'un ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir. Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ–Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2010 gün ve 2010/10-380 Esas - 2010/420 Karar numaralı ilamında da açıklandığı üzere, kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyete dayalı olarak yetiştirilen ürünlerin teslimi sırasında ürün bedelleri üzerinden tevkifat (prim kesintisi) yapılması durumunda zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün tevkifat tarihini izleyen aybaşından itibaren başlatılarak ait olduğu yılın sonuna kadar ve devam eden yıllarda tevkifatlar var ise devam eden en son yılın sonuna kadar davacının sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmiş ise prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu aranmaktadır. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.(05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. ... ’e ..., ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). 2-Eldeki davada ise, davacının, ... Koll. Şti.’ne teslim ettiği ürün karşılığında 1996/Mart ayında yapılan tevkifata istinaden tescilinin geriye dönük olarak yapılmasını talep ettiği ve bunun üzerine davacının 01.04.1996 tarihinde tescilinin başlatılığı, davacının 13.10.2014 tarihli dilekçesiyle Geçici 17 nci madde kapsamında durdurulan sürelerin geçici 60 ncı maddeye göre ihyasını, ve 6552 sayılı Kanun'a göre de borçlarının yapılandırılmasını talep ettiği, Kurumca kabul edilen bu başvurulara istinaden 31.10.2014 ve devamında yatırılan paraların kurum hesabına intikal ettiği, davacının 02.10.2017 tarihli tahsis başvurusu üzerine ise 01.01.1997 – 16.11.2012 arasında tarımsal faaliyeti olmadığı gerekçesiyle hizmetlerinin iptaliyle tahsis başvurusunun reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ancak Mahkemece davacının 01.01.1997–16.11.2012 tarihleri arasında tarımsal faaliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de bu dönemde davacının tarımsal faaliyetine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 Karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece; 1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli, 2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı, 3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun'un "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun'un 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar. 5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli, 6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalı, bu suretle yapılacak araştırma sonucunda davacının tarımsal faaliyeti tespit edilemediği ve ürün teslimine dair müstahsil makbuzları ve tevkifatlara ulaşılamadığı takdirde 1996/Mart tarihli tevkifat gözetilerek sadece bu süreler bakımından davacı sigortalı sayılmalı, davacının tarımsal faaliyetine ilişkin tespitler yapılması halinde de ilgili süreler diğer hizmetleriyle birleştirilerek tahsis de bu kapsamda irdelenmelidir. VII. KARAR Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9152, K. 2023/9557, T. 11.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9152-e-2023-9557-k-e455bb018c18