Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9120 E. 2024/7544 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9120
Karar No
2024/7544
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1343 E., 2022/551 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/85 E., 2019/724 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı ... Gemi İnş. San. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... Gemi İnş. San. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı Daersan şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... Gemi İnş.San.A.Ş. adına Av. ... ile davacı asil ... ve adına ve diğer davacılar adlarına Av. ... ile Av. ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verimişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; davacı müvekkili ...'nin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl dava dosyasında davacı kazalı ... için iş göremezlikten kaynaklı 438.207,32 TL, bakıcı giderinden kaynaklı 289.813,61 TL maddi tazminat ile 650.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, birleşen dava dosyasında davacı kazalı ... için 1.150.000,00 TL iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat, 750.000,00 TL bakıcı giderinden kaynaklı maddi tazminat, davacı çocuklar Nur ve Kardelen için 60.000,00’er TL manevi tazminat, davacılar anne Resmiye ve baba Zeki için 50.000,00’er TL manevi tazminat, kardeş ... için 30.000,00 TL manevi tazminat, tedavi ve medikal masraflar için 20.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacı kazalının sürekli iş göremezliğine neden iş kazasının oluşumunda davacı sigortalının %20, davalı alt işveren Pozitif şirketinin %40, davalı asıl işveren ... şirketinin %40 oranında kusurlu oldukları, kaza nedeniyle davacı kazalının %100 sürekli iş göremez ve başkasının bakımına muhtaç kalacak şekilde yaralandığı, iş göremezlik zararının alınan 2019 tarihli hesap raporunda 1.372.662,44 TL olarak, bakıcı giderinin ise 685.446,60 TL olarak belirlendiği, bu tutarların hükme esas alındığı ne var ki bakıcı giderinden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçeleri ile asıl dava dosyasında iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin kabulüne, 10.000,00 TL geçici ödemenin mahsubu ile davacı kazalı lehine 428.207,32 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ödenmesine, asıl dava dosyasındaki bakıcı gideri talebininin kabulü ile davacı kazalı lehine 289.813,61 TL bakıcı gideri ödenmesine, yine asıl dava dosyasında kazalı lehine 150.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasında kazalı lehine 934.455,12 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 188.999,01 TL bakıcı gideri ödenmesine, davacı çocuklar lehine 50.000,00’er TL manevi, davacılar anne ve baba lehine 30.000,00’er TL manevi, davacı kardeş lehine 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, bakıcı giderlerinden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, hakkaniyet indirimi yapılmaması gerektiğini, birleşen davada bakıcı giderinin 189.999,01 TL olup sehven 1.000,00 TL eksik hükmedildiğini, 2020 yılında asgari ücrette meydana gelen artışın hüküm tarihine kadar ki artışların da eklenmesi ile bilirkişiden ek rapor alınması gerektiğini, buna göre maddi tazminat hesabı ve bakıcı gideri hesabının eksik olduğunu, davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu, davacı kazalı ...'a %20 kusur izafe edilmesini kabul etmediklerini, vekalet ücretlerine ilişkin hükümlerin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, kendilerine atfedilecek kusur bulunmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıların tümünün birleşen ek davadaki maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, davacılar lehine hükmedilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, mahkemece indirim yapılması gerektiğini, birleşen davada diğer davalı Pozitif Denizcilik firmasının kendisini vekille temsil ettirmediğini, lehine vekalet ücreti verilemeyeceğini, birleşen davada sadece davalı ... lehine vekalet ücreti verilebileceğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline verilen %20 kusuru kabul etmediklerini, davalı ... şirketinin temyizinin süresinde olmadığını, önceki itirazlarını tekrar ettiklerini, Mahkemece hükme esas alınan 08.07.2019 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişinin müvekkilinin maddi zararını eksik hesapladığını, Mahkemece yapılan %30 hakkaniyet indiriminin çok fazla olduğunu, kabul etmediklerini, Mahkemenin birleşen dava dosyasındaki bakıcı gideri hakkında hüküm kurarken bakıcı giderini sehven 1.000,00 TL eksik hüküm altına aldığını, asgari ücret kamu düzeninden olduğundan kararın bozulması halinde asgari ücrette meydana gelen tüm artışların eklenmesi suretiyle hesap raporu alınması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, kabul ve red vekalet ücretleri ile ilgili hükümlerin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, olayda müvekkilinin iş hukuku bakımından sorumluluğu olmadığıbı, davalılar arasında anahtar teslim iş ilişkisi ve süreksiz iş söz konusu olduğunu, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığından iş hukuku anlamında müvekkilinin sorumlu tutulmasının da söz konusu olamayacağını, müvekkili yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, hem Mahkeme hem de İstinaf Mahkemesi tarafından müvekkili şirketin asıl işveren olarak tespit edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, kazanın davacının ağır kusurundan kaynaklandığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kabule göre de davacılar lehine hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, davacının ağır ve bağışlanamaz kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi, aksi halde yüksek miktarda indirim yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli celsede kısa kararını açıkladığı ve sonrasında 03.03.2020 e-imza tarihli bir gerekçeli karar yazdığı bu gerekçeli kararda; Asıl dava dosyası yönünden vekalet ücretlerini "12-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 13/1 inci maddesine göre hesaplanan (maddi tazmin"at için) 53.451,05 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılar verilmesine, 13-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 10/1 inci maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 18.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 14-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 10/2-3 üncü maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 18.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine, Birleşen dava dosyası yönünden vekalet ücretlerini 11-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 13/1 inci maddesine göre hesaplanan 72.120,89 TL (maddi tazminat) vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine, 12-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 13/1 inci maddesine göre hesaplanan 45.545,59 TL (maddi tazminat) vekalet ücretinin davacı ...' dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine, 13-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 13/1. maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 20.100,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren ... dışındaki davacılara verilmesine, 14-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 10/2-3.maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 11.200,00-TL vekalet ücretinin ... dışındaki davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine," şeklinde belirlediği, ancak Mahkemenin ertesi gün 04.03.2020 e-imza tarihli bir gerekçeli karar daha yazdığı ve UYAP’a Ek Karar olarak kaydettiği, bu gerekçeli kararda ise her şey birebir aynı gibi dursa da Mahkemenin sonraki bu gerekçeli kararında vekalet ücretlerinin tutarlarının tamamını değiştirdiği gibi birleşen dava dosyası vekalet ücretlerine ilişkin 11 numaralı bent yönünden ilk yazdığı gerekçeli kararında vekalet ücretinin davacılara verilmesine karar verilmişken, sonraki yazdığı gerekçeli kararında bu vekalet ücretinin davacı kazalı ...’ye verilmesine karar verdiği ve asıl dava dosyası yönünden vekalet ücretlerini "12-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.' nin 13/1 inci maddesine göre hesaplanan (maddi tazminat için) 43.070,84 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılar verilmesine, 13-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.'nin 10/1 inci maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 14.750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 14-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.'nin 10/2-3 üncü maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 14.750,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine, Birleşen dava dosyası yönünden vekalet ücretlerini 11-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.'nin 13/1 inci maddesine göre hesaplanan 62.753,62 TL (maddi tazminat) vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacı ...' a verilmesine, 12-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.'nin 13/1 inci maddesine göre hesaplanan 36.746,48 TL (maddi tazminat) vekalet ücretinin davacı ...' dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine, 13-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.'nin 13/1 inci maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 16.350,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren ... dışındaki davacılara verilmesine, 14-Karar tarihindeki A.A.Ü.T.'nin 10/2-3 üncü maddesine göre hesaplanan (manevi tazminat için) hesaplanan 9.150,00 TL vekalet ücretinin ... dışındaki davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine," şekline belirlediği, Mahkemece aynı tarihli (04.03.2019) bir tutanak tuttulduğu, bu tutanakta “Mahkememizin 2013/85 Esas, 2019/724 Karar sayılı dava dosyasının gerekçeli kararı yazılması aşamasında, gerekçeli karar şablonu tamamlanmadan sehven onaylandığından, gerekçeli karar şablonuna Mahkememizce ulaşım engellenmiş olup, ek karar şablonundan gerekçeli karar evrakı düzenlenmiş olup, iş bu tutanak imza altına alınmıştır.” şeklinde açıklamalar yazıldığı ve taraflara ikinci yazılan gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı, Mahkemece bir adet kök, iki tane de buna ek hesap raporu alındığı, tüm hesap raporlarının iki seçenekli olarak düzenlendiği, ilk seçenekte işyeri kayıtlarındaki ücret üzerinden (1,016 katı+yemek), ikinci seçenekte tanık beyanlarındaki ücrete göre (2,281 katı+yemek) hesaplama yapıldığı, yine tüm hesap raporlarının davacı kazalının %100 sürekli iş göremezlik oranına göre hesaplama yaptığı, İlk Derece Mahkemesince son aldığı 08.07.2019 tarihli ikinci ek hesap raporunun tanık beyanlarında geçen ücrete göre hesaplama yapan ikinci ihtimaline itibar edildiği, 30.04.2012 tarihli kök hesap raporunun ilk ihtimalinde (1,016 katı+yemek) davacı kazalının iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının 121.700,05 TL olarak, ikinci ihtimalinde (2,281 katı+yemek) davacı kazalının iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının 438.207,32 TL olarak, bakıcı giderinin 289.813,61 TL olarak belirlendiği, bu kök hesap raporunun davacı kazalı vekiline 22.05.2012 tarihli celsede elden tebliğ edildiği, davacı vekilinin aynı celsede "İnceleyip beyanda bulunalım, davamızı da ıslah edeceğiz" şekinde beyanda bulunduğu, ancak davacı vekili bir itiraz dilekçesi sunmadığı gibi takip eden 03.07.2012 tarihli celsede davalı ... şirketi vekilinin hesap raporuna itirazına karşı “…itirazların süresinde yapılmadığı araştırılsın, davalılar tarafından verilen cevap dilekçelerini inceleyip beyanda bulunmak ve davamızı ıslah etmek için süre talep ediyorum ..." şeklinde beyanda bulunduğu ve devamında 17.10.2012 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini bu kök hesap raporunun ikinci ihtimaline göre iş göremezlik zararı 438.207,32 TL, bakıcı gideri 289.813,61 TL olacak şekilde ıslah ettiği, yine davacılar vekilinin 06.06.2013 tarihli celsede “…Maluliyet oranı SGK yetkili sağlık kurulunca belirlenmiştir. Müvekkilimizin maluliyetinde hiçbir değişme söz konusu değildir. Dosya karar aşamasına gelmiştir. Biz bu itirazları kabul etmiyoruz. Dosyanın bir an önce karara çıkartılmasını talep ediyoruz. İtirazlar davayı uzatmaya yöneliktir. Adli yardım istemimiz bulunmaktadır.” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasına göre destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Anayasa Mahkemesinin 25.12.2019 tarih, 2019/34 Esas, 2019/97 Karar sayılı kararında açılandığı üzere Türk Borçlar Kanunu'nun Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hesaplanan tazminat,…” ibaresi ile ifade edilen, kuralın gerekçesinde de belirtildiği üzere Kanun’un 49 ila 52 nci maddeler hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanan tazminattır. Ayrıca Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Somut olayda mahkemece aynı dava dosyasında gerekçeli kararın yazılması aşamasında, gerekçeli karar şablonu tamamlanmadan sehven onaylandığından bahisle birbirine aykırı hüküm fıkraları içeren iki farklı gerekçeli karar yazılması yerinde görülmemiştir. Kabul ve uygulamaya göre de davacılar vekilinin 30.04.2012 tarihli kök hesap raporuna yönelik süresinde ileri sürülmüş bir itirazı bulunmadığı halde davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak aşılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi bakıcı giderine ilişkin olarak belirlenen maddi tazminattan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesinin ilk fıkrasının üçüncü cümlesi hükmüne açıkça aykırı olacak ve haksız fiil faili lehine ve fakat bakıma muhtaç sigortalının aile bireyleri aleyhine sonuç yaratacak şekilde aile içi bakım dayanışması gerekçe gösterilerek hakkaniyet indirimi yapılması ve davacı kazalı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın az takdir edilmesi hatalıdır. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş aynı dava dosyası yönünden birbirine aykırı fıkralar içeren iki farklı gerekçeli karar yazılamayacağını, 30.04.2012 tarihli kök hesap raporu yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, ne var ki bu usuli kazanılmış haktan ancak temyiz yoluna başvuran davalı ... şirketinin yaralanabileceğini, diğer davalının yararlanmasının mümkün olmadığını, davacı kazalı lehine hesaplanan bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, açıklanan usuli kazanılmış hak da dikkate alındığında davalı ... şirketinin sorumluluğu 289.813,61 TL ile sınırlı olmak üzere davacı lehine 685.446,60 TL bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiğini, davacı kazalı lehine hüküm altına alınan 150.000,00 TL manevi manevi tazminatın az olduğu gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 5.Davacılar Avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma Avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalı ... Gemi İnş. San. A.Ş. Avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma Avukatlık parasının davacılara yükletimesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9120, K. 2024/7544, T. 02.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9120-e-2024-7544-k-1f944d4cb2ce