Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8831 E. 2023/11987 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8831
- Karar No
- 2023/11987
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/519 E., 2023/209 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden 1 yıl süreyle faydalandırılmama ve bu nedenle davalı Kuruma ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü, I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin 4734 sayılı Kamu İhale mevzuatı kapsamında Muğla İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve bağlı birimlerin 01.01.2010 - 31.12.2010 dönemine ait temizlik işi ihalesini aldığını ve hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, işin 4 8790 01 01 1122726 048 07 10 sicil numaralı işyeri ile yerine getirildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 81/ı fıkrasına eklenen 15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı Kanun gereği Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcu bulunmayan özel sektör işverenlerinin çalıştırdıkları sigortalılar için ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesinin 5 puanlık kısmının hazine tarafından karşılanmasına ilişkin teşvik uygulandığını, ayrıca muaccel sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme zammı borçları bulunmakla birlikte sözkonusu borç çeşitli kanunlar gereği yapılandırılmış veya 6183 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi uyarınca tecil ve taksitlendirilmiş olması ve yapılandırma değerlendirme işlemlerinin devam ediyor olması kaydıyla sözkonusu indirimden yararlanabileceğinin öngörüldüğünü, müvekkilinin, hazine teşvikinden yararlanmak için yasanın aradığı tüm şartlara sahip olmakla birlikte bu yasal imkanı fark etmeyerek 2010 yılına ait hazine teşvik payı oranındaki prim tutarı olan 15.242.83 TL'yi davalı Kuruma yanlış ve haksız yere ödediğini, sigorta primlerini ödeme yükümlülüğünün ihale makamına değil işi yerine getiren şirkete ait olması nedeniyle hazinenin teşvikinden de şirketin yararlanması gerektiğini, bu konuda onanmış kararlar bulunduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin geçmemesi nedeniyle yanlış veya yersiz alınan primlerin yasal faizi ile birlikte geri verilmesi gerektiğini, bu nedenle 18.04.2013 tarihinde Kurumun tahakkuk ve tahsilat servisine ihtar gönderildiğini, Kurumun 05.07.2013 tarihli yazısı ile taleplerini reddettiğini belirterek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalı Kuruma yanlış ve yersiz ödenen 2010/Ocak-Aralık, 2011/Ocak, Şubat dönemlerine istinaden ödenen % 5 prim toplamı 15.242,83 TL prim alacağının, yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren kanuni faizi ile birlikte davalı Kurumdan geri alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili 22.01.2014 tarihli cevap dilekçesinde, davanın, işyeri dosyasının bulunduğu Milas Sosyal Güvenlik Merkezinin bulunduğu Milas Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde açılması gerektiğini, Milas Sosyal Güvenlik Merkezinde 4 8790 01 01 1122726 048 07 10 sicil numaralı dosyada işlem gören özel bakım hizmetleri işi işyeri için davacı tarafın 18.04.2013 tarihinde Kuruma başvurarak ödemiş oldukları % 5 puanlık indirimin iadesini talep ettiklerini, Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 04.04.2013 tarih ve 2013/9 e-postasında yer alan bilgi uyarınca, ilgili dönemlerde istihkaklardan hazine teşviki kapsamında 5 puanlık kesinti yapılıp yapılmadığının ihale makamından sorulduğunu, ihale makamı olan Muğla İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün 10.06.2013 tarihli yazısı ile ilgili dönemlerde % 5 puanlık kesinti yapılmadığını bildirdiğini, gelen cevabi yazı uyarınca davacı tarafın talebinin reddedildiğini, 4734 sayılı Kamu İhale Tebliğinde yer alan hüküm uyarınca Hazine tarafından karşılanan prim tutarının, idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesileceğini, Kurumun 2009/139 sayılı genelgesinde, beş puanlık prim indiriminden yararlanan ihale konusu işyerleri ile ilgili yapılacak işlemlerin düzenlendiğini, buna göre, ihale ile iş üstlenen işverenlerin beş puanlık prim indiriminden yararlanmaları halinde, idarelerce yapılacak hakediş ödemeleri sırasında, hazinece karşılanmış olan prim tutarlarının ilgililerin hakedişlerinden kesildiğini,diğer taraftan, ihale konusu işi üstlenen bazı işverenlerin prim tutarları ödedikten ve hakediş ile teminatlarını aldıktan sonra, verdikleri aylık prim ve hizmet belgelerini iptal ve yerine asıl nitelikte belge düzenleyerek kuruma verdiklerini ve geriye yönelik olarak sözedilen indirimden yararlanmak istediklerini, bu durumlarda sözkonusu belgelerin işleme alınıp alınmayacağı hususunda ilgili idareye sorularak, beş puanlık indirimden yararlandırılıp yararlandırılmayacağının alınan cevaba göre değerlendirileceğini,davacının hakedişinden ihale makamından beş puanlık indirim kesintisi yapılmaması nedeniyle indirimden yararlanmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bilirkişinin raporunda belirtilen belgelerin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nden istenmesi ve dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii edilmesi üzerine düzenlenen 17.11.2014 tarihli raporunda 2010/1-12.aylar için fazla ödenen toplam 15.242,83.TL'nin 5510 sayılı Kanun'un 89/3 fıkrası uyarınca primlerin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yasal faizi ile birlikte geri verilmesinin istenebileceğine yönelik düzenlenen raporun denetime elverişli, somut olaya ve yasalara uygun olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, 2010/1-12.aylar için fazla ödenen toplam 15.242,83.TL'nin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davalı ... vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.İlk bozma kararında; Uyuşmazlık, ihale konusu iş nedeniyle Kuruma yapılan bildirim ve prim ödemesi esnasında 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendi kapsamında %5 oranındaki prim teşvikinden yararlanamayan davacı işverenin, bu hakka sahip olup olmadığı ve Kuruma yapılan bu ödemenin iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendinde düzenlenen prim teşviği, 5510 sayılı Kanun'a 5763 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olayda 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendindeki düzenlemeye göre aynı kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağından, gerek bu tutarın Hazinece karşılanmaması, gerek işverenin bu tutarı davalı Kuruma ödemiş olması, gerekse de ihale makamınca işveren şirketin hak edişlerinden, sigorta primi işveren hissesinin, %5 puanlık muafiyet indirimi yapılmadan tümüyle kesilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen Hazine olacaktır. Bu durumda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekir. Hal böyle olunca mahkemece, davanın pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeni ile reddi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir, denilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece 1 inci Bozmaya Karşı Direnilmesine dair Verilen Karar Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği kararı ile davanın kabulüne yönelik Mahkememizce verilen 19.11.2014 tarihli kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2015/3087 Esas, 2015/22160 Karar sayılı ilamı ile " 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendindeki düzenlemeye göre aynı kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağından, gerek bu tutarın Hazinece karşılanmaması, gerek işverenin bu tutarı davalı Kuruma ödemiş olması, gerekse de ihale makamınca işveren şirketin hak edişlerinden, sigorta primi işveren hissesinin, %5 puanlık muafiyet indirimi yapılmadan tümüyle kesilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen hazine olacaktır. Bu durumda husumetin hazineye yöneltilmesi gerekir."şeklinde bozulmuştur. Tarafların bozma ilamına karşı beyanları alınmış, davacı vekili 29.12.2015 tarihli dilekçesi ile bozma ilamına karşı direnilmesini, davalı vekili uyulmasını talep etmiş olmakla yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden direnilmesine karar verilerek; 2010/1-12. aylar için fazla ödenen toplam 15.242,83 tl'nin kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine yönelik karar verilmiştir. C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar 1. Mahkemenin ikinci kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Hukuk Genel Kurulun kararı ile ihtilaf davacı şirketin almış olduğu ihale sonucu çalıştırdığı işçiler için %5 puanlık teşvik indiriminden yararlanması gerekli iken yararlandırılmaması nedeniyle bu miktarın davalı Kurumca iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmakta olup bu durumda, davacı şirketin %5 puanlık teşvik indirimden yararlanıp yararlanmayacağının belirlenmesi ve bu kapsamda ödenen primlerin iadesine ilişkin davada davalı Kuruma husumet yöneltilmesi isabetli olduğu gibi, bu uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanması nedeniyle ...’nun %5 puanlık teşvik indiriminden yararlanma davasında taraf sıfatı olduğu açıktır. Hukuk Genel Kurulu’nun 05.04.2017 tarihli ve 2016/21-972E., 2017/653 K. sayılı kararı da aynı yöndedir. Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında işveren %5 puanlık teşvik indiriminden yararlandığı takdirde işveren hissesine ait primler Hazinece karşılanacağından ... yanında Hazinenin de taraf sıfatı bulunduğu, bu nedenle direnme kararının değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü dile getirilmiş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca, mahkemenin yukarıda açıklanan hususlara değinen direnme kararı yerindedir. Ne var ki bozma nedenine göre işin esası Özel Dairece incelenmediğinden, davalı ... Başkanlığı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir. Bu nedenle dosyanın özel Daireye gönderilmesine, dair karar verilmiştir. D. Dairenin İkinci Bozma Kararı İkinci bozma kararında; 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalanadırılma ve fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” hükmü ve ikinci fıkrasında ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ... Başkanlığı'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir Kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Denilerek karar ikinci kez bozulmuştur. E. Mahkemece 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Davacı şirket tarafından dava konusu iş nedeniyle hizmet alım sözleşmesi kapsamında kesilen faturalar karşılığında, dava dışı ihale makamının 2010/Şubat-2011/Ocak aylarında toplam 12 adet hakediş düzenlediği, hakediş raporlarında “5510 sayılı Kanundan doğan indirim" gösterilmediği, dava konusu 1122726 048 sicil numaralı (özel sektör) işyerine ait 2010/1, 3-12.aylar yönünden 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı bendinde belirtilen “aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarının yasal süresinde ödenmesi koşulunun gerçekleştiği görülmüştür. Kurum tarafından davaya konu işyerinin başkaca teşvik priminden yararlanmasının olmadığı, davacıya iade yapılmadığı bu kapsamda da mahsuba konu bir işlem olmadığı anlaşılmakla 02.07.2014 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama hükme esas alınmış, yasal şartlar oluştuğundan davacının davasının kabulü ile davacının 1122726.048 sicil sayılı işyeri için 2010/1-12 arasındaki dönemler için %5 teşvik indiriminden yararlandırılması gerektiğinin tespitine, prime esas kazanç tutarı üzerinden yapılan % 5 oranındaki hesaplama sonunda 15.242,83 TL'nin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren iadenin yapılacağı aybaşına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile davacının davalı Kuruma ödediği primlerin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ... Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 üncü fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir. Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davacının anılan maddedeki teşvik koşullarını taşıdığının anlaşılması karşısında sonucu itibari ile bu madde hükümlerine dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir. Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmüne amir olup, mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davalı ... Başkanlığı vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının 2 inci bendinin tamamen silinmesi ile yerine; "2-Prime esas kazanç tutarı üzerinden yapılan % 5 oranındaki hesaplama sonunda 15.242,83 TL'nin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren iadenin yapılacağı aybaşına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.