Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7849 E. 2023/12855 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7849
- Karar No
- 2023/12855
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3187 E., 2023/161 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/295 E., 2022/10 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan usulden reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ... ve ... ile fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, davalı siyasi parti genel başkanlığına ait Erdemli İlçe Başkanlığı işyerinde 01.12.2002-11.09.2014 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden çalıştığını ancak sigorta bildiriminin yapılmadığını belirterek 01.12.2002-11.09.2014 tarihleri arasında davalı işverenler nezdinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, her ilçe başkanlığının ayrı bir SGK kaydının olduğunu, davalı siyasi parti genel merkezinin davacı işçiyi çalıştırmadığı gibi ilçe başkanlığına işçi çalıştırılmasına dair izin vermediğini yada işçi çalıştırılmasını kabul etmediğini, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, davalının merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olmakla yetki itirazında bulunduklarını, davacı asilin davalı işyerinde çalışıp çalışmadığının tespiti gerektiğini, çalışmıyorsa davanın reddi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya içerisinde mevcut SGK belgelerinin ve tüm dosya kapsamının tetkikinden; davalı işyerinin 21.06.2010 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davacıya ödenen dönem bordrolarının mevcut olduğu, bordrolara göre davacının 21.06.2010 tarihinden itibaren davalı işyerinde SGK kaydının başlatıldığı, ayrılış bildirgesinin verilmediği ancak son bordronun 11günlük olduğu, bu itibarla davacının iş akdinin 11.09.2014 tarihinde sona erdiği, davacının 01.12.2002 ila 11.06.2014 tarihleri arasındaki çalışmasının tespitini istediği, davalı siyasi parti ilçe teşkilatı karar defterinin 15.04.2006 tarih ve 16 sıra no ile davacının kadın kolları yöneitmine girdiği, tanık beyanlarının davacının 2002 yılında çalışmaya başladığı yönünde olduğu, davacının 01.12.2002 ila 11.09.2014 tarihleri arasında davalı siyasi partinin Erdemli İlçe teşkilatında kesintisiz olarak çalıştığı, 21.06.2010 ila 11.09.2014 tarihleri arasındaki dönemin Kuruma bildirildiği ancak 01.12.2002 ila 20.06.2010 arası dönemin bildirilmediği, bu bakımdan 2002 yılından 30 gün, 2003 dahil 2010 başına kadar her yıl 360 gün ve 2010 yılından 200 gün çalışmasının Kuruma bildirilmesi gerektiği" gerekçesiyle; "1-Davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan usulden reddine,
2-2002-2004 yılları arasında ... Erdemli İlçe Başkanı olarak görev yapan ... yönünden 01.12.2002-31.12.2004 dönemine ilişkin açılan davanın kabulüne ve 2004-2012 yılları arasında ... Erdemli İlçe Başkanı olarak görev yapan ... yönünden 01.01.2005-20.06.2010 dönemine ilişkin açılan davanın kabulüne, davacının ... Erdemli İlçe Başkanlığı unvanlı işyerinde 01.12.2002-20.06.2010 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden davalılar nezdinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin 21.06.2010 ile 11.09.2014 tarihleri arasındaki çalışmasının Kuruma bildirildiği anlaşılmakla reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının davalının yanında 01.12.2002 ile 11.09.2014 tarihleri arasında çalıştığını, davalı işverence iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacının hukuki değerlendirmenin eksik ve yanılgılı yapıldığını, hukuki temelleri olmayan, yalnızca davalı taraf itirazları dikkate alınarak ve dosyadaki somut bilgiler göz ardı edilerek, yasal değişiklik tarihi ile davaya konu hizmet tarihleri dikkate alınmadan ve davalı ... Genel Merkezi tarafından davadan önce kuruma bildirilmiş olan primler de dikkate alınmadan karar verildiğini, yasal düzenlemeden önce gerçekleşmiş olan çalışmalardan davalı parti genel merkezinin sorumlu olduğu, kaldı ki davadan önce bir kısım hizmetlerin yine genel merkez tarafından kuruma bildirildiği dikkate alınarak haksız ve hukuksuz mahkeme kararının ortadan kaldırılmasının gerektiğini, tüm bu sebeplerden dolayı yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: davacının dahili davalılar olan müvekkillerinin yanında 01.12.2002 tarihinde işe başladığını, hal böyle olunca 01.12.2002 ile 11.09.2014 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti hususunda açtığı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hizmet akdi unsurları yönünden hiçbir araştırmanın yapılmadığını, eksik incelemeye dayalı bu kararın bozulmasının gerektiğini, ... dönemin ilçe başkanları olan ... ve ...'ın, davacı ... ile yapmış olduğu ne yazılı nede sözlü bir iş sözleşmesinin bulunmadığını, kaldı ki ... ve ...'ın işveren sıfatlarının da bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi, İş Kanunu esas alınarak yapılmış bir iş sözleşmesinin bulunmadığını, talimat aldığı, ücret ödemeyi taahhüt eden bir kimsenin olmadığını, tüm bu koşullar altında kendi hür iradesiyle parti teşkilatının içerisinde bulunduğu, partiye ait çalışmalara diğer partililer gibi katkı sağladığı, parti içi tüm çalışmasının bundan ibaret olduğunu, aksini ispat etmeye yarayacak davacının tanıklarının beyanları dışında bir delilin de mevcut olmadığını, davacının iddia ettiği gibi bir çalışma olması durumunda davacının büro elemanı olarak ... Erdemli İlçe Başkanlığı adına ifa ettiği iş görme edimini, parti ilçe teşkilatı ile birlikte parti genel merkezine karşı yerine getirdiğini, yapılan işlerden dahili davalıların elde etmiş olduğu bir menfaat veya gelirin söz konusu olmadığını, açıklanan sebeplerle siyasi parti açısından husumet yokluğu sebebiyle usulen reddedilmesi hukuka ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının büro elemanı olarak çalıştığını beyan ettiğini, dahili davalıların bu pozisyonda çalışacak bir elemana ihtiyaçlarının olmadığını, ...'un, mali müşavir olup ve kendi bürosunda sigortalı olarak çalışan üç elemanının olduğunu, ayrıca Mali müşavirlerin kendi meslekleri dışında bir iş yapmalarının da mümkün olmadığını, davacının, dahili davalıların emir ve talimatları adına onlara bağımlı bir şekilde, belirli bir ücret karşılığında bir çalışmasının olmadığını, tanık beyanlarında da anlatıldığı üzere kendisinin partinin kadın kollarında görev alan ... aracılığıyla partisel faaliyetlerine ve çalışmalarına katıldığını, herhangi bir iş sözleşmesi kapsamında değil siyasi parti üyesi olarak, siyasi çalışmalara katılmak maksadıyla ... bünyesine dahil olduğunu, tüm bu sebeplerden dolayı yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel Mahkeme tarafından hizmet akdi unsurları yönünden hiçbir araştırma yapılmadığını, Mahkemece bu yolda hiçbir araştırma yapmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verilişinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...6736 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ile yapılan düzenleme ile ... merkez karar ve yönetim kurulunca hizmet sözleşmesinin yapılmasına yönelik, önceden yazılı yetki verilmediği veya sonradan bir verilen bir onay da söz konusu olmadığından, genel merkeze husumet yöneltilmesinin mümkün bulunmadığı, 6736 sayılı Kanun'un 12 nci maddesiyle, husumete yönelik olarak yapılan düzenlemenin dava konusu olayda uygulanmasının yerinde olduğu, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 71 inci maddesine sorumluluğun sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacağından, Mahkemece ... Genel Merkezi hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi yerindedir.
Davacının, hizmet tespiti talebine yönelik olarak, davacı tanıkları, komşu işyeri tanıkları ve ilçe teşkilatında görev yapan kişilerin tanık olarak verdikleri beyanları ile davacının 2002 yılından itibaren ... İlçe Teşkilatına ait işyerinde sekreter olarak çalıştığının sübut bulduğu, SGK tarafından yapılan tahkikatta davacının 21.06.2010 - 11.09.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının kabul edilerek davacının çalışmalarının tescil edildiği, tanıkların davacının sekreter olarak çalıştığına ilişkin beyanları, davacıya ücret verildiğine ilişkin düzenlenen bordrolar, fer'i müdahil Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda tespit edilen hususlar ve davacının çalıştığı süre birlikte değerlendirildiğinde davacının çalışmasının hizmet akdine dayalı olduğu, davacının gönüllülük esasına dayalı olarak çalıştığı iddiasının ispat edilemediği, bu nedenle davacının Kuruma bildirilmeyen sürelerde çalıştığının tespitine, kuruma bildirilen sürelerin tespitinde hukuki yararı bulunmadığından reddine yönelik mahkeme hükmünün yerinde olduğu" gerekçesiyle taraf ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ... ve ... ile fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmakta ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunlu bulunmaktadır. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine ait bulunmakta ve buna aktif husumet denilmektedir. Sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi de o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hak sahibi ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun belirlenmesi, bunun neticesinde, dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler, o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, Mahkemece dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116 ncı maddesinde (HUMK. 187 m.) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, mahkemece, gerekse, Yargıtayca tarafların bu yönde bir savunmalarının olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden nazara alınır.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Mali Sorumluluk başlıklı 71 inci maddesine 03.08.2016 tarih ve 6736 sayılı Kanun'un 12 inci maddesiyle, ekleme yapılmış, buna göre maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “parti teşkilat kademelerinin yaptıkları” ibaresinden sonra “hizmet sözleşmeleri de dâhil her türlü” ibaresi eklenmiştir. Yapılan bu eklemeyle birlikte siyasi partilerin tüzüklerine göre merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilmediği veya sonradan bir kararla onaylanmadığı takdirde, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları hizmet sözleşmeleri de dâhil her türlü sözleşme ve giriştikleri yükümlülüklerden dolayı, parti tüzelkişiliği hiçbir suretle sorumlu tutulamayacaktır. Sorumluluk sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacaktır.
2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanun'un 6 ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Anılan Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Ancak söz konusu Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
3.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
4. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3. Değerlendirme Eldeki dava, davacının,davalı siyasi parti genel başkanlığına ait Erdemli İlçe Başkanlığı işyerinde 01.12.2002-11.09.2014 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan usulden reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup Mahkemece, davalı ... Genel Merkezi yönünden verilen usulden red kararı yerinde ise de diğer davalılar yönünden davanın kabulüne dair verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, Mahkemece yapılan araştırma yeterli olmayıp davacının davalı Parti ilçe teşkilatındaki çalışmalarının belirlenmesi için o dönem teşkilatta görevli kişiler tespit edilerek dinlenilmeli, davacı tanığı Akca Mehmet Akçaoğlu'nun beyanında belirttiği ara vermenin olup olmadığı araştırılmalı, ara verme durumu varsa hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılmalı ve davacının çalışmaları hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulup deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.