Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7520 E. 2024/12253 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7520
- Karar No
- 2024/12253
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/369 E., 2023/555 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/51 E., 2022/264 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 25.09.2002 başlangıç tarihli belirsiz süreli sürekli iş sözleşmesiyle davalı işverenliğin lastik kaplama iş yerinde lastik kaplama ustası olarak en son aylık net 1.350,00 TL ücretle çalıştığını, işverenliğin İşçi Sağlığı İş Güvenliği Tüzüğü Kurallarına aykırı davranışına koşut iş yerinde bulunan yük asansörüyle giriş kattan bir üst kata lastik taşırken asansörün halatının kopması sonucu yaklaşık 10 metre yüksekten yere çakılarak sağ ayak bileğinin eklem bölgesinden patladığını, iyileştirme dosyasında belirtilen düzeyde iş göremez duruma geldiğini belirterek iş kazası biçiminde oluşan haksız eylemden ötürü çoğa ilişkin istekle dava hakkını saklı tutarak 6100 sayılı Kanun'un 107/1. maddesi uyarınca açılan belirsiz alacak davasına bağlı olarak maddi zararlarının saptanmasıyla, 100.000,00 TL manevi ödenceler toplamı 100.001,00 TL'nin olay tarihi 27.7.2009 yürütülecek yasal faizle davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hamit Yıldırım vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacının asgari ücretle çalıştığını, asansörü kullanmaması hususunda uyarıldığını, herkes öğle tatilinde iken saat 12.30'da öğle paydosunda kendisine verilen talimatlara aykırı şekilde hareket ettiğini, olayın iş kazası niteliğinde olmadığını, davacının tüm tedavi giderlerinin kurumca karşılandığını, davacının kendi düşüncesizliği ve ihmali yüzünden yaralandığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "..davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi ile, 294.947,74 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 18.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." kararı verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine... " karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: hesap raporu alındıktan sonra asgari ücretin değiştiğini, güncel asgari ücrete göre yeniden rapor alınması gerektiğini, tazminata esas ücret hesabında sosyal yardımlar ve ücretin eki niteliğindeki sürekli ve düzenli ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, %10 artırım %10 indirim yapılmasının matematiksel olarak birbirini etkisizleştirdiğini, ATK 3. İhtisas Kurulu'nca davacının iş göremezlik oranının hatalı belirlendiğini, manevi tazminatın düşük belirlendiğini ayrıca reddedilen manevi tazminat yönünden davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiş ve temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının ücretinin asgari ücretin 1,1 kat fazlası belirlenmiş olmasının hatalı olduğunu, ücretin asgari ücret olduğunu, maddi zarar hesabında işleyecek devre hesabında hatalı olarak yıl be yıl %10'luk iskonto çarpanları ile peşin ödeme değerleri hesaplandığını, hesaplamalarda %5 oranında uygulanması gerekeceğinden %10 çarpan uygulanmasının fahiş maddi zarar hesabına neden olduğunu, davacının geçirmiş olduğu kaza nedeni ile maluliyet oranının %14,2 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalıya yükletilen kusur oranının da hukuka aykırı olduğunu, ifa amaçlı yapılan ödemelerin denkleştirme suretiyle mahsup edilmediğini, kazadan sonra davacı işçiye geçici iş göremezlik ücreti aldığı dönem dahil olmak üzere 18 ay boyunca periyodik olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 48. maddesi gereği mahsup işlemi yapılmadan davalı tarafından maaş ödemeleri yapıldığını, davacının maddi zararının oluşmaması için raporlu olduğu yaklaşık 18 aylık dönemde maaşının tam olarak ödendiğini, davacının evlenecek olması nedeni ile evinin tüm beyaz eşyalarını o dönem davacının aldığını, davacının evinin tadilatı için gerekli inşaat malzemelerinin davacı tarafından alındığını, bu ödemelerin de nihai maddi zarar hesabından denkleştirilerek mahsup edilmesi gerektiğini, HMK madde 31 gereği davanın aydınlatılması bakımından davacı asilin davetiye ile isticvap edilmesini talebinin reddedildiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. B.1.Davacı vekilinin manevi tazminat yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, davacı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden davacı vekilin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B.2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; mahkemece 07.07.2022 tarihli hesap raporuna davacı vekili tarafından süresinde itiraz edildiği ve Temmuz 2022 yılına ait günce asgari ücret miktarının da belirlendiği ve yeni verilere göre yeniden rapor alınmasını talep ettiği ancak mahkemece davacının itirazı dikkate alınmadan 07.07.2022 tarihli hesap raporuna göre karar verildiği, ancak tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması gerekmekte olup bunun nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun gerçek belli iken varsayıma gidilemez ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarihli ve 1991/9-102 Esas, 1991/267 Karar ile 17.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-595 Esas, 2022/639 Karar sayılı kararlarında da belirtilmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş davacının, maddi tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınması gerektiği dikkate alınarak hesaplama yaptırılarak sonucuna göre karar vermesi gerekmektedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olup İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 3. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 4.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.