Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7504 E. 2023/9313 K. – Asıl Ve Birleşe
Konu: Asıl Ve Birleşen) Rücuan Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7504
- Karar No
- 2023/9313
- Karar Tarihi
- Konu
- Asıl Ve Birleşen) Rücuan Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/248 E., 2022/361 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2011/708 E., 2019/534 K. Taraflar arasındaki (asıl ve birleşen) rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kurum vekili, asıl ve birleşen dava ile müvekkil kurum sigortalılarından 4801200210204 sigorta sicil numaralı ..., 31.05.2008 tarihinde davalılardan ... Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. 'ne ait iş yerinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, sigortalıların hak sahiplerine bağlanan gelir ve ödenen cenaze masraflarının yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, davacı kurumca ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/708 E. Sayılı dosyası ile birleştirme talepli ikame olunan işbu davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, zira davaya konu iş kazasında vefat eden işçi ... müvekkil şirket işçisi olmadığını, Mahkememizin 2011/708 Esas sayılı dosya davalısı ... Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. İşçisi olduğunu, müvekkil şirketin olayda üçüncü kişi korumunda olduğunu, üçüncü kişinin SGK rücu alacağından sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayandığını, davacı tarafça delil olarak gösterilen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/59 E.2010/438 Karar sayılı dosyada da müvekkil şirketin ve çalışanlarının kusursuzluğunun belirlenmiş olduğu, müvekkil şirketin bu davada sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyan etmiştir. Asıl dosyada davalı ... vekili, davacı tarafın açmış olduğu davanın bir alacak davası olduğunu, talep edilebilecek miktar belli ise 6100 sayılı Kanun gereğince kısmi davanın açılamayacağını, davanın ve dava dilekçesinin bu sebeple usulden reddini, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın müvekkilinden talep edebileceği (ne asaleten ne de rücuan) hiç bir alacağının söz konusu olmadığını, müvekkilinin kusurlu dahi olmadığını, ... 2. İş Mahkemesinde açılan 2009/384 esas nolu dosyasında bilirkişi heyeti tarafından verilen 10.04.2011 tarihli raporda da tespit edildiğini ve kusursuz oluşunun gerekçelerini belirtildiğini, müvekkilinin kusursuz olmasına rağmen müvekkilinden tazminat istenmesinin söz konusu olmayacağını beyan etmiştir. Davalılar ... Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti., ..., ... vekili, davacı kurum huzurunda açılan iş bu davada hem ... Müh.San.ve Tic.Ltd. Şti'ne tüzel kişilik olarak hem de şirket yetkilileri ... ve ...'e gerçek kişi olarak dava açıldığını, açılmış olan davanın SSK Kanunu 26 ncı maddeye dayanan bir rücu davası olduğunu ve kusur sorumluluğuna dayandığını, hem tüzel kişiye hem de yetkili organları olan gerçek kişilere aynı anda husumet yöneltilemeyeceğini, bu yönü ile davalıların iki defa dava edildiğini, ... ve ... hakkında husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, olaya neden olan araca ilişkin olarak yeterli inceleme ve muayenenin yapılmadan kullandırılması nedeni ile asli kusurlu olduğu tespiti yapıldığını, bu tespite katılmanın mümkün olmadığını, zira olaya konu aracın muayenesinin ve incelemesini yapma sorumluluğunun müvekkillerinde olmadığını, şirket adına işlerinden yürütülmesinden, sevk ve idaresinden sorumlu olacak yetkili mühendisler bulunduğunu, müvekkillere kusur atfedilmesinin en önemli gerekçesinin yetkili mühendisin olaydan bir gün önce istifası olduğu göz önüne alındığında bu durumun açıklığa kavuşturulmasını, yetkili mühendis Hacı ...'in 30.05.2008 tarihinde gece saat 23:00 civarında istifa dilekçesini şirkete faksladığını, 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde öngörülen sorumluluğun, istihdam edenin sorumluluğuna dayandırılmasının mümkün olmadığını, 26/2 nci maddede öngörülen sorumluluğun kendine özgü olduğunu, ...m.55.maddesi bu tür uyuşmazlıklarda işveren yönünden uygulanamayacağını, iş bu davada ancak Mühendis Hacı ...'in kusurlu davranışının iddia edilebileceği, müvekkillerine atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, personel kusurundan dolayı işbu davada müvekkil şirket hakkında kusursuz sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağını, yasal mevzuata aykırı mesnetsiz davanın reddini talep ve beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "30.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dosyası içeriğinin incelenmesinden ... ... karayolu üzeri ... Meslek Yüksek Okulu civarı TR 55 elektrik trafosunun kenarındaki 14 metre yüksekliğindeki beton direkte ... tipi O.G kablosunun kablo başının patlamış olması ve bu arızanın onarımının yapılması için 31.05.2008 günü saat 11:10 sıralarında ... belediyesi itfaiyesine ait ... plaka sayılı merdivenli itfaiye aracının yardımı ile ... Mühendislik San.ve Tic. Ltd. Şti. çalışanları ... T.C kimlik numaralı ... ve ... merdivenli itfaiye aracının yerinden sökülüp aracın sepeti içerisine alındıktan sonra itfaiye aracının merdiveninin tekrar aşağıya indirilmesi kısmında sepet içerisinde bulunan ... ve ... ile birlikte kırılan merdiven ve sepetin yere düşerek ... ve ... 'in yaralanmaları olaydan sonra ... 'un vefat etmesi şeklinde meydana geldiğini, dava dosyası içeriği belgeler incelenmiş, olayın meydana geliş şekli raporun II.bölümü olay başlığı altında anlatılmış, olayın meydana gelişi ile ilgili tespit edilen bazı hususların raporun III. bölümü tespit edilen hususlar başlığı altında , olayın meydana gelişindeki bazı nedenler ile sorumluluklar ve değerlendirme raporun IV. bölümü olayın incelenmesi ve sorumluluklar ve değerlendirme başlığı altında olduğunu, yapılan inceleme sonucunda meydana gelen olayda raporun IV. bölümü olayın incelenmesi ve sorumluluk başlığı altında belirtilen sorumlulukları yerine getirmeye asıl işveren konumundaki ... Elektrik Dağıtım A.Ş 'nin, alt işveren konumundaki ... Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti 'nin ve olay sırasında kullanılmakta olan itfaiye aracının sahibi konumunda olan ... Belediyesi Başkanlığının kusurlu oldukları kanaatine varıldığını, olayın meydana gelişinde 1-Raporun IV.bölümünün 1 inci maddesinde belirtilen hususlar nedeniyle alt işveren konumunda olan ... Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti 'nin %40 oranında kusurlu olduğu (bu kusurun ayrı ayrı %1 lik kısımlarının ceza mahkemesince haklarında cezalandırılmasına hüküm verilmiş ve hüküm kesinleşmiş olan ...'e ve ...'e ait olacağı), 2-Raporun IV.bölümünün 2 inci maddesinde belirtilen belirtilen hususlar nedeniyle asıl işveren korumunda olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş'nin %10 oranında kusurlu olduğu, 3-Raporun IV.bölümünün 3 ncü maddesinde belirtilen hususlar nedeniyle olayın meydana geldiği ... plaka sayılı merdivenli itfaiye aracının sahibi olan ... Belediyesi Başkanlığının %50 oranında kusurlu olduğu kanaatinde bulunulduğu bildirilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, mahkememiz dosyasında alınan kusur raporu, hesap raporu ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi ile Kurum sigortalısı ...'un çalışmakta iken 31.05.2008 tarihinde davalılardan ... Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. 'ne ait iş yerinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği, sigortalıların hak sahiplerine 126.670,56 TL peşin sermaye değerli gelir bağışlandığı, 247,43 TL cenaze yardımı yapılması nedeni ile kurumun zararının oluştuğu, dava konusu kazada ... Mühendislik San. Ve Tic. Ltd. Şti 'nin %40 oranında kusurlu olduğu (bu kusurun ayrı ayrı %1 lik kısımlarının ceza mahkemesince haklarında cezalandırılmasına hüküm verilmiş ve hüküm kesinleşmiş olan ...'e ve ... 'e ait olacağı), asıl işveren korumunda olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş'nin %10 oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı merdivenli itfaiye aracının sahibi olan ... Belediyesi Başkanlığının %50 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Kazanın meydana geldiği tarih nazara alınarak davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ve Yargıtay kararlarında Kurum'un rücû hakkının, Kanun'dan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olduğunun belirtilmesi karşısında davalıların %100 kusur oranından müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilerek mahkememize ait bu dosya ile birleşen mahkememizin 2015/528 Esas sayılı dava dosyası birlikte değerlendirildiği" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar ... Müh. San. Ve Tic. Ltd. Şti., ..., ... vekili istinaf dilekçesi ile; davacı kurum tarafından hem ... Müh.San.ve Tic.Ltd.Şti.’ne tüzel kişilik olarak hem de şirket yetkilileri ... ve ...’e gerçek kişi olarak dava açıldığını, açılmış olan dava, SSK Kanun'u 26 ncı maddeye dayanan bir rücu davası olup kusur sorumluluğuna dayandığını, hem tüzel kişiye hem de yetkili organları olan gerçek kişilere aynı anda husumet yöneltilemeyeceğini, bu yönü ile müvekkil şirket hem tüzel kişi olarak hem de yetkili organları gerçek kişiler nedeni ile iki defa dava edildiğini, davalılar ... ve ... hakkında husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki ... ve ...'e %1 oranında kusur atfedildiğini, dosyaya sunulan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususta objektif ve denetlenmeye uygun bir tespit bulunmadığını, müvekkillerin %1 gibi bir kusur ile nasıl kazanın meydana gelmesine etki etmiş olabileceğinin anlaşılmaz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçilerin iş, araç sepeti içerisinde oldukları sırada emniyet kemeri ve baret kullanmalarının sağlanması gerektiği bu gereklilik yerine getirilmediği için müvekkil şirkete kusur verildiğini bu değerlendirmeye katılmadıklarını, ceza dosyasına sundukları ve ... 2. İş Mahkemesince dinlenen tanık beyanları da müteveffanın baretini kullanmadan çalışma yaptığını doğruladığını, oysa ki müteveffa olay esnasında baretini takmış olsa idi büyük bir ihtimalle yaralı olarak kurtulma şansına sahip olabileceğini, zira baret bu tip kazalarda kafatasına gelebilecek muhtemel zararlara karşı işçiyi koruma amaçlı olduğunu, ölüm nedeni olarak baş bölgesine alınan darbe sebebi ile kafatası kırılması (Lineer fraktül) ve boyun kırılması gösterildiği düşünüldüğünde baretin önemi daha iyi anlaşıldığını, ancak müteveffa bu tedbire başvurmayarak kazanın sonucunu kendi aleyhine son derece ağırlaştırdığını, müşterek ve müteselsil sorumluluk kurulmasının Kanun'a aykırı olduğunu, ayrıca faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, faize hükmedilebilmesi için davalıların usulüne uygun bir şekilde temerrüte düşürülmesi gerektiğini, bu nedenle faiz başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak müvekkilleri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile; ... Belediyesinin hak ve borçlarının ... Büyükşehir Belediyesine devredildiğini, buna ilişkin ... Valiliğinin 06.02.2018 tarihli yazısının dosya içerisinde olduğunu, hal böyle iken sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, mahkeme ilamında ...'ın ilişkili kişi olarak gösterildiğini, oysa ki davalı olması gerektiğini, müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuş iken dayanak raporda %10 ...'ın sorumluluğu söz konusu iken bu durumun karışıklığa neden olacağını, davanın kısmi olarak açılamayacağını, usulden reddi gerektiğini, açılan davanın haksız olduğunu, davacının müvekkil kurumdan alacağının olmadığını, olayda hayatını kaybeden ...'un yakınları tarafından ... 2. İş Mahkemesinde açılan 2009/384 esas nolu dosyada yer alan 10.04.2011 tarihli raporda tüm gerekçeleri de belirtilerek müvekkili ...'na herhangi bir kusur atfedilmediğini, çünkü kurum dayanışması adına hiçbir kira ve başkaca bir beklenti olmaksızın verilen hizmet aracının sepetine birden fazla kişinin bindirilerek ve kablo bobinlerinin yüklenerek tamirat işlerinin gerçekleştirilmesi, bunun sonucunda ağır yükün kaldırılmayarak sepetin kırılması sonucu ölümlü iş kazasının yaşanmasında müvekkili kuruma atfedilecek bir kusur olmadığını, olayın sorumlularının ... ve taşeron firma ... Mühendislik olduğunu, bu raporun dikkate alınmamasının kabul edilemez olduğunu, karara dayanak raporda ise kamu kurumu olan müvekkilin kurumsal kimliği ön plana çıkarılarak sorumlu tutulduğunu, alacağın kusur oranında talep edileceğini, müteselsilen sorumluluğa gidilemeyeceğini, ayrıca davalıların temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle faiz başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemece verilen kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından 2011/708 esas sayılı dava hakkında hüküm kurulduğunu, birleşen 2015/528 esas sayılı dava dosyası hakkında hüküm kurulmadığını, oysa müvekkil şirket 2011/708 esas sayılı dava dosyasının değil, yalnızca birleştirilen 2015/528 esas sayılı dava dosyasının davalısı olduğunu, oysa yerleşik yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere asıl dava ve birleşen dava dosyası yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmasının zorunlu olduğunu, bu yönde davacının talebi üzerine verilen tavzih kararının da hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirkete karşı kısmi dava olarak açılan 2015/528 esas sayılı dava dosyası kapsamında zamanaşımı yönünden itirazlarının ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, bununla birlikte zamanaşımı itirazları değerlendirilmediği gibi gerekçeli kararda zamanaşımı itirazlarının neden kabul edilmediğine ilişkin açıklama dahi bulunmadığını, gerek dava açılma tarihi gerekse ıslah tarihi itibari ile davacının bir kısım alacaklarının zamanaşımına uğradığını, dava konusu üzücü kazanın, diğer davalılardan ... Belediyesi'nin ağır kusuru neticesinde gerçekleştiğini, bu anlamada 6098 sayılı Borçlar Kanunu uyarınca üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesen sebeplerden olduğundan müvekkil şirkete kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, kazazede işçi kendisine teslim edilen baret ve kemeri takmadığı halde işçiye kusur izafe edilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı şirket arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyadaki kayıt ve belgelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettiş raporunda, kusur oranı belirtilmeden davaya konu iş kazasında davalı işveren şirketin ve itfaiye aracının sahibi ... Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yargılama sırasında alınan 20.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda davalı alt işveren şirketin %40 oranında,(şirket ortağı ve müdürü ... %5 oranında, şirket ortağı ...'in %5 oranında), birleşen davalı asıl işveren ...'ın %10 oranında, davalı belediyenin %50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece alınan rapor ile müfettiş raporu, 2009/384 Esas sayılı dosyada alınan kusur raporu, ceza dosyasında alınan kusur raporu arasında çelişkinin giderilmesi için alınan 30.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda davalı alt işveren şirketin %40 oranında,( bu kusurun ayrı ayrı %1 lik kısımlarının ceza yargılaması sonucu cezalandırılmalarına karar verilen ... ve ...'e ait olacağı), birleşen davalı asıl işveren ...'ın %10 oranında, kazanın meydana geldiği merdivenli itfaiye aracı sahibi davalı belediyenin % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece son alınan kusur raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Aynı iş kazası nedeniyle ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/359 Esas sayılı dosyası üzerinden sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu 27.12.2010 tarih 2010/438 sayılı karar ile; sanık ...'nun; kusurunun bulunduğu saptanamadığından beraatine, diğer sanıklar ..., ..., ..., ... 'in sabit olan dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu bir kişinin ölümü ile bir kişinin de yaralanmasına neden olmak suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş, sanıkların cezalarının 5237 sayılı TCK nun 51 inci maddesi gereğince takdiren ertelenmesine karar verilmiştir. Verilen karar Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2013/5741- 2013/9062 EK sayılı ilamı ile; Sanıklar ... ile ... yönünden hüküm fıkrasının (6.) bendindeki “bir yıl” ibaresinin “1 yıl 8 ay” şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, isteme uygun olarak düzeltilerek onanmasına; ... Belediyesinde Fen İşleri müdürü olan sanık ...'ın belediyeye ait olan itfaiye aracının bakımlarını yaptırması gerekliliği belediye faaliyeti kapsamında bulunup, sanığın yargılamaya konu eylemi görevi kapsamında gerçekleştirmesi karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 223/8 inci maddesi uyarınca durma kararı verilerek, sanık hakkında 4483 sayılı Kanun gereğince soruşturma izni talep edilmesinden sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi nedeni ile bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında İTÜ elektrik İTÜ Elektrik Mühendisliği öğretim görevlilerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin 31.08.2010 tarihli bilirkişi raporunda; sanıklardan ...'in olayın meydana geldiği yerdeki itfaiye aracının sevk ve idaresinden sorumlu olduğu, işi gereği araçlardaki tüm teknik donanım ve ne tür arızaların meydana geldiğini ve gelebileceğini bildiği, iş kazalarını önceden önlemek için gerekli muayenenin yaptırılması ve muayenesi olmayan araçların göreve çıkmasına izin verilmemesi gerektiği halde buna uygun davranmadığı bu nedenle de olayın meydana gelişinde asli kusurlu olduğu; ... Belediyesi fen işleri müdürü ...'ın aracın sevk ve idaresinden doğrudan sorumlu olmadığını belirtmesine rağmen görevi gereği belediyeye ait tüm araçların muayenesinin yaptırılmasını ve takibini makamının yetkisini kullanarak sağlamak zorunda olduğundan olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu; dosyadaki bilgiler ışığında ... ... işletme şefi ...'nun sözleşme gereği arıza yerinde yapılacak olan bakım ve onarıma etki etmesinin mümkün olmadığı, olaydaki olayla ilgisinin ... Mühendislik şirketinin talebi doğrultusunda kurumlar arasındaki yardımlaşma gereği ... İtfaiye Şefliğinden araç talebinde bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde illiyet bağı olmadığı, bu nedenle kusurlu olmadığı; ... Mühendislik Şirketi ortakları ... ve ...'in olay günü itfaiyeden sağlanan aracın sağlıklı çalışıp çalışmadığını garanti altına aldıktan sonra kullanılması gerektiği halde çalışmasına izin verdikleri bu nedenle her iki sanığın da olayda asli kusurlu oldukları belirtilmiştir. ... 2. İş Mahkemesinin 2009/384 Esas sayılı dosyası ile kazazede ...'un yakınları tarafından davalılar ... Mühendislik, ... Belediyesi ve ... aleyhine açılan maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda meydana gelen kazada müteveffanın kusurunun bulunmadığı, davalı ... Mühendislik'in %40, ...'ın %10 ve ... Belediyesi'nin %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosyada alınan 25.04.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda; ... Mühendislik San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin %70 oranında, ...'ın %30 oranında kusurlu oldukları, ...'nın kusursuz, davacılar murisi ...'un kusursuz olduğu, 31.01.2012 tarihli raporda; ... Belediyesi'nin %50 oranında, ... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti.'nin %40 oranında, ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu, 13.05.2015 tarihli raporda; ... Belediyesi'nin %50 oranında (... Belediyesinin kusuru içinde olmak üzere Fen İşleri Müdürü ...'ın %1 oranında, İtfaiye Çavuşu ...'in %1 oranında), ... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti.'nin %40 oranında (... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti.'nin kusuru içinde olmak üzere şirket ortakları ...'in %1 oranında, ...'in %1 oranında), ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. UYAP karar arama sorgulamasında Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarih 2019/1704 - 2019/5272 EK sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Davacı Kurum, 31.05.2008 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir, ödenen cenaze yardımından oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiş olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 10 uncu, 26 ncı maddeleridir. 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/359-2010/438 EK sayılı dosyası, ... 2. İş Mahkemesinin 2009/384 Esas sayılı tazminat dosyası ve yargılama sırasında alınan tüm raporlarda kazazede sigortalıya kusur izafe edilmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan kusur oranlarının olayın oluş şekline uygun olup hüküm vermeye elverişli olduğu anlaşıldığından kusura yönelik istinaf başvuruları yerinde değildir. ... A.Ş.'ye ait bakım ve onarım işlerini üstlenen davalı ... Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin işçisi olarak çalışmakta iken sigortalı ...'un geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği anlaşılmakla birleşen davalı asıl işveren ...'ın husumete yönelik istinafı yerinde değildir. 506 sayılı Kanunun 26/1 nci maddesinde, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir davranışı sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin sermaye değerleri toplamının Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiş, bu tür rücu davaları yönünden 506 sayılı Kanunda zamanaşımına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Diğer taraftan 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesinde, bu Kanunda başka suretle hüküm bulunmadığı takdirde her davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu bildirilmiş olup sigortalı ile işveren arasındaki hukuksal ilişki hizmet akdine dayandığından, işverence anılan sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle sigortalı zarara uğratıldığından, 818 sayılı Kanunda ayrık bir hüküm bulunmadığından zamanaşımı konusunda işveren ve işveren vekili bakımından 125. maddede öngörülen 10 yıllık süre geçerlidir. Zamanaşımının başlangıcı, zararın Kurumun yetkili organınca öğrenildiği tarih olup zararı öğrenme olgusu, gelirler yönünden Kurumun yetkili organının onay günü, giderler için sarf ve ödeme tarihleri itibarıyla gerçekleşmektedir. Bu kapsamda 31.05.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonrasında yapılan ödemelere ilişkin zamanaşımı süresi, 21.10.2011 dava tarihi, 07.10.2015 birleşen dava tarihi, 22.12.2015 ıslah tarihi itibari ile dolmadığından birleşen davalı asıl işveren ... vekilinin borcun zamanaşımına uğradığına ilişkin savunması da isabetli değildir. Ayrıca hak sahiplerine bağlanan gelir yönünden onay ve cenaze gideri yönünden ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu açıklamalar altında tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre" davalılar vekillerinin yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ... Müh. San. Ve Tic. Ltd. Şti., ..., ... vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Balkanlığı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Elekt. Dağıt. A.Ş. Vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 31.05.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ile ödenen cenaze masrafının rücuan tazmini istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunu'nun 26 ncı maddesidir. 2. İlgili Hukuk 1)506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile davalının Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. Kusur raporlarının, 506 sayılı Kanun'un 26 ncı, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenlepr, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 2) Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, I. Cilt, s. 1159) HMK. 119 uncu maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davanın, hasımda değil temsilcide yanılma sonucu hatalı açılması halinde husumetten reddedilmeyip gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124 üncü maddesi ile, “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada, 31.05.2008 günü sigortalının ölümüyle sonuçlanan kazada, kazalının davalı ... Mühendislik Ltd. Şti'nin işçisi olduğu ve olay günü elektrik arızasının giderilmesi işi için görevlendirildiği, ... Belediyesine ait itfaiye aracının sepet kısmının içine binerek direğin üst kısmına merdiven ile yükseltildiği, arızalı kablo sökülüp aracın sepetine alındıktan sonra itfaiye aracının merdiveni aşağı indirilirken merdivenin araç üzerinde bağlantısının olduğu yerden kırılarak yere düştüğü ve sepet içindeki sigortalının öldüğü, alınan bilirkişi raporunda davalıların %100 kusurlu olduğunun tespiti üzerine Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de verilen karar husumet noktasında eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmuştur. Somut olayda, ölüme sebebiyet veren olayda ... Belediyesi'ne ait itfaiye aracının kullanıldığı, bu nedenle Belediye'nin sorumlu olduğu gerekçesiyle dava açıldığı, bu olaydan sonra ... Belediyesi'nin bir kısım hizmetlerinin 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na devredildiği anlaşıldığından, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen İtfaiye bölümünün devredilip devredilmediği hususu araştırılarak ... Büyükşehir Belediyesi'ne devri halinde adı geçen Büyükşehir Belediyesi'nin hak alanını ilgilendirmesi nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124 üncü maddesi gereği husumet yöneltilerek usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının Sair Hususlar İncelenmeksizin BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.