Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/732 E. 2023/908 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/732
Karar No
2023/908
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/20 E., 2022/188 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 01.10.1994-01.10.2008 tarihleri arasında kalan dönemde davacının 2926 sayılı Kanun kapsamındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davanında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sayılan Pamuk İplik Dokuma ve Yağ Sanayi İşletmeleri verdiği 26.09.1994 tarih ve 5783 numaralı müstahsil makbuzu ile kütlü pamuk üretiminden dolayı sigortalı olmak için Kuruma müracaat ettiğini, kurumun talebini reddettiğini, müvekkilinin yıllardan beri kendi nam ve hesabına çiftçilik yaptığını, üretmiş olduğu ürünleri satarken ürünlerin bedelinden kesilen Bağ-Kur kesintilerine ilişkin belgelerin bir kısmı müvekkilimin Kurum nezdinde ki dosyasında mevcut olduğunu, ayrıca müvekkilinin tarafından ödenen Sigorta primleri kurum nezdinde ki dosyada mevcut olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin müstahsil makbuzuna istinaden kesintinin yapıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili 24.05.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının kuruma başvurmadığından bahisle Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmeden açılmış olup, 6100 sayılı Kanunun 115 inci maddesi hükmü gereği davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini ayrıca davanın zamanaşımın 10 yıl olduğunu, davacının 26.09.1994 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti talebinin zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 05.02.2020 tarihli ve 2018/80 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile, yapılan yargılama, dinlenen tanık beyanları, SGK kaydı, Çiftçi Kayıt Belgesi davacıya ait müstahsil makbuzlarının incelenmesi neticesinde Davacının 24.02.2015 tarih ve 1046640 sayı ve 20.04.2015 tarih ve 6086129 sayılı dilekçeler ile davalı kuruma başvurduğu yapılan başvurunun reddedilmiş olduğu 26.09.1994 tarih ve 5783 numaralı müstahsil makbuzuna istinaden 26.09.1994 ve 29.10.1994 tarihli müstahsil makbuzları ile ürün teslimi yaptığı sabit olup, davalı kurumca davacının satmış olduğu üründen yapılan müstahsil kesintisine istinaden davalı kurum tarafından 26.09.1994 tarihi itibariyle, davacının sattığı ürün bedelinden kesintinin yapıldığı kesintinin yapıldığı ayı takip eden aydan itibaren(01.10.1994) Bağ-Kur sigortalısı olarak sigortalılılğının tespitine, davacının Bağ-Kur sigortalısı olarak tescilinin 01.10.2008 tarihli olduğu, davacının 01.10.1994-01.10.2008 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiğinden davacı 18548081252 T.C kimlik numaralı ...'ın 01.10.1994-01.10.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2018/80 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK Başkanlığı vekili, davacının sigortalılığının eksik araştırmaya dayalı olarak kabulüne dair karar verildiğini, davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerin yerinde ve usulüne uygun olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kalıdırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/2928 Esas, 2021/670 Karar sayılı ilamı ile ".... “Pamuk İplik Dokuma ve Yağ Sanayi İşletmeleri A.Ş.” adına düzenlenen 24.10.1994 ve 26.09.1994 tarihli müstahsil makbuzlarında stopaj, SSDF, kesilen borsa resmi, Bağ-Kur kesintilerinin yapılmış olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2020/2928 Esas, 2021/670 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma ilamında "... Eldeki davada, 20.09.1994 tarihli tevkifatı bulunan davacı hakkında tevkifata esas müstahsil makbuzuna konu tevkifatın varlığı ve sıhhati konusunda bir niza bulunmadığına göre, tescile esas alınmasının mümkün olduğu gözetilmek suretiyle 01.10.1994-31.12.1994 tarihleri arasında kalan dönemde tarımsal faaliyetin varlığı belirgin ve bu döneme ilişkin kabul yerinde ise de, 01.01.1995 tarihinden sonraki dönem bakımından yapılan araştırma ve irdeleme karar vermeye yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, 01.01.1995 tarihinden sonraki dönem bakımından tarımsal faaliyetin varlığı üzerinde durulmalı ve davacının 13.10.2003 tarihi itibari ile ve sonrasında pazarcı esnafı olarak faaliyet gösterdiği dikkate alınarak, talebe konu dönemde varsa diğer Kurum ve kuruşlardan tevkifat araştırması yapılmak suretiyle, tevkifat veya prim ödemelerinin bulunup bulunmadığı hususlarının yapılan açıklamalar çerçevesinde irdelenmesi ve sonucuna göre sigortalılık üzerinde durularak bir karar verilmesi gereklidir." denilerek, bozma kararı verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Her ne kadar davacının belirli dönemlerde pazarcı esnafı olarak geçimini sağlamış ise de Hassa ilçesi küçük bir ilçe olup ilçenin örf ve adeti uyarınca tarım arazisi olup da tarım işi ile uğraşan kişiler ürettikleri ürünlerin bir kısmını ilçe pazarlarında yahut ilçe de yer alan manavlarda satarak geçim sağladığından davacının sırf pazar esnafı olması nedeniyle tarım ile iştigal etmediğini söylemek yörenin örf ve adeti ile hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu nedenle davacının üzerine kayıtlı olan birden fazla tarım arazisinin olması, tanık beyanlarına göre davacının çiftçilik yapması, ÇKS kaydı ile Çiftçilik belgesinin olması davacının esnaflığın yanında tarım ile uğraşan bir kimsenin olduğunu da kanıtlar niteliktedir. Davacının 24.02.2015 tarih ve 1046640 sayı ve 20.04.2015 tarih ve 6086129 sayılı dilekçeler ile davalı kuruma başvurduğu yapılan başvurunun reddedilmiş olduğu 26.09.1994 tarih ve 5783 numaralı müstahsil makbuzuna istinaden 26.09.1994 ve 29.10.1994 tarihli müstahsil makbuzları ile ürün teslimi yaptığı sabit olup, davalı kurumca davacının satmış olduğu üründen yapılan müstahsil kesintisine istinaden davalı kurum tarafından 26.09.1994 tarihi itibariyle, davacının sattığı ürün bedelinden kesintinin yapıldığı kesintinin yapıldığı ayı takip eden aydan itibaren (01.10.1994) Bağ-Kun sigortalısı olarak sigortalılığının tespitine, davacının Bağ-Kur sigortalısı olarak tescilinin 01.10.2008 tarihli olduğu, davacının 01.10.1994-01.10.2008 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiğinden davacı 18548081252 T.C kimlik numaralı ...'ın 01.10.1994-01.10.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının talebine konu olan 01.10.1994-01.10.2008 tarihleri arasında kalan dönemde 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı kabul edilip edilmeyeceğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7 inci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10 uncu maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ilk fıkrasının (b) bendidir. 2.2926 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. 3.Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir. 4.Anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. 5.Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır. 6.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece; A-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli, B-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı, C-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, D-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun" Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11 uncu maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11 uncu maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar. E-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli, F-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. 7.Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır. 3. Değerlendirme Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası yapılan araştırma neticesinde; 01.10.1994-31.12.1994 tarihleri arasında kalan dönemde tarımsal faaliyetin varlığı belirgin ve bu döneme ilişkin kabul yerinde ise de, dosyadaki bilgi, belge ve tanık anlatımlarına göre kesintisiz olarak tarım faaliyetinin sürdüğünün kanıtlanamaması nedeniyle tevkifat/prim ödemesi olmayan 01.01.1995-.01.10.2008 tarihleri arasındaki döneme yönelik olarak sigortalılığın devam ettiğinin kabulü mümkün değildir. Bu bakımdan mahkemece bu dönem yönünden davanın reddine dair karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki gerekçeler ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/732, K. 2023/908, T. 07.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-732-e-2023-908-k-c0b8bc0b1829