Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7047 E. 2024/9630 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7047
Karar No
2024/9630
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/400 E., 2022/2521 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazarcık 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/336 E., 2020/486 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.08.2015 tarihinde davalı ...'ın emir ve talimatı ile ... 'a ait evin dış cephe boyasını yaptığı sırada elektrik akımına kapılması sonucu 6.5 metre yükseklikten düşerek yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminata ilişkin talebini 116.765,87 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının ... ile anlaşarak kendi ekipmanı ve kardeşi ile beraber ... 'un evini boyarken elektrik çarpması sonucu yaralandığını, müvekkilinin sadece ... 'a boya malzemesi satmış olduğunu, kazanın tamamen davacının kendi kusuru ile gerçekleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK tarafından tanzim edilen müfettiş raporu ile kazanın iş kazası sayılmasına karar verildiği, davalı ...'in işveren sıfatı ile kazanın oluşumunda %90 ve kazazede işçi davacı ...'nın ise %10 oranında kusurlu oldukları yönünde kanaat bildirildiği Mahkemece kusur durumunun tespiti için İnşaat Mühendisi-Makine Mühendisi ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlarından oluşan 3 kişilik heyetten alınan 08.01.2020 tarihli kusur raporunda davalı işverenin %90 oranında, kazazede ...'nın %10 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, davacı işçi ...'nın, olay günü dava dışı yapı sahibi ... 'un evinin 2.katını boyadığı sırada elektriğe kapılarak, 5-6 m yükseklikten aşağı düşerek yaralandığı, olay günü itibariyle davalı işveren tarafından sigortasının yapılmadığı, yapı sahibi olan ... ...'un, evinin boyasını yaptırmak için ... ile anlaştığı, ...'ın aynı zamanda perakende boya satışı işi yaptığı, her ne kadar olayın iş kazası olmadığı, ...'in sadece aracı olduğu, işveren sıfatının bulunmadığı davalı tarafça savunulmuş ise de yapı sahibinin, tanıkların ifadesi ile denetmen raporundan davalı tarafın işveren sıfatına haiz olduğunun anlaşıldığını, davalıya ve davacıya izafe edilen kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının maddi zararının tespiti için alınan 23.10.2020 tarihli raporda, gerçek zararın 116.765,87-TL olduğunun tespit edildiği, davacının kaza tarihi itibariyle 23 yaşında olması, kaza nedeniyle %15 oranında malul kalması, kazanın oluşumunda asli kusurlu olmaması, kaza nedeniyle psikolojik olarak yıpranmış ve acı çekmiş olması nedeniyle davacı yararına mülga B.K.47 md.si ve 1966 tarih, 7/7 S.Y.İ.B.K. şartları oluştuğu kanaatiyle, tarafların mali içtimai durumu, paranın alım gücü, olayın meydana geliş şekli, olay tarihindeki rayiçler, kusur durumu, manevi tazminatın niteliği dikkate alınarak manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle ,"116.765,87-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.08.2015 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.08.2015 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkili ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin inşaat ve boya malzemeleri satan bir esnaf olduğunu, sadece davacı ile evini boyatmak isteyen dava dışı ... ...'u tanıştırdığını, davacının boya işi yapan serbest piyasada çalışan bir işçi olduğunu, müvekkili ile arasında geçici ya da sürekli bir iş ilişkisi bulunmadığını, iş kazasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, manevi tazminattan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı gibi manevi tazminat miktarının da fahiş belirlendiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek tanık beyanları, gerek yapı sahibi ... ...'un anlatımları gerekse SGK tahkikat raporu içeriğine göre davalının işveren sıfatına haiz olduğu ve olayın iş kazası olduğunun anlaşıldığı, kaza tarihinde davacının sigortalı olarak çalıştırılmamasının sonuca etkili olmadığı gibi kazadan sonra düzenlenen SGK müfettiş raporu üzerine davalıya ait 1058089 nolu işyerinden 22.08.2015 tarihi itibariyle işe giriş ve aynı tarihte işten çıkış bildirgesi verilerek davacının sigortalı gösterildiğinin SGK kayıtlarından anlaşıldığı, SGK müfettiş raporu ile davalı ...'in işveren sıfatı ile kazanın oluşumunda %90 ve kazazede işçi davacı ...'nın ise %10 oranında kusurlu oldukları yönünde kanaat bildirildiği; Mahkemece inşaat ve makine mühendisi iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunda da aynı yönde kanaat bildirildiği, olay ile ilgili Pazarcık Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/333 Esas- 2017/573 Karar sayılı dosyasında sanık ...'in ...'ya karşı taksirle yaralamaya neden olma suçu sabit görülerek mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz üzerine kesinleştiği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda da eldeki dosya davalısı sanığın asli kusurlu eldeki dosya davacısı işçinin ise tali kusurlu olduğunun belirlendiği, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporları arasında çelişki olmadığı gibi davalının da işveren sıfatına haiz olarak % 90 kusurlu olduğu, somut olayın özellikleri, kaza tarihi, kesinleşen maluliyet oranı, tarafların kusur durumu ve istinafa gelenin sıfatı gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davacı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin inşaat ve boya malzemeleri satan bir esnaf olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, iş kazasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacıya ait ücret araştırması yapılmadan dosyanın hesap bilirkişisine verildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7047, K. 2024/9630, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7047-e-2024-9630-k-c4c4dae649d9