Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6888 E. 2024/140 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6888
- Karar No
- 2024/140
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2165 E., 2023/565 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 57. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/17 E., 2022/489 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı ... Grup İnşaat A.Ş. vekili ve davalı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davacının istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 19.12.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş. adına Av. ... ile davacı adına Av. ..., davalı ... Grup İnşaat A.Ş. adına Av.....ve davalı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş. adına Av. .... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; 17.10.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, iş kazasının meydana gelişinde davalıların kusur olduklarından bahisle asıl ve birleşen dava dosyalarını açarak 823.894,68 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş. vekili ile davalı ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçelerinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlar, davalı ... Grup İnşaat A.Ş. usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle birinci birleşen dava dosyasının davalısı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş. yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, asıl dava dosyası ve ikinci birleşen dava dosyasının davalıları ... şirketi ve ... şirketi yönünden taleple bağlı kalınmak kaydıyla davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, ... Grup İnş. A.Ş. vekili, davalı ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının az olduğunu, davalı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, red vekalet ücreti ile ilgili hüküm kurulurken hata yapıldığını, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında tereddüt bulunduğunu, davalılardan ... Grup İnşaat A.Ş.'den asıl dava davalısı olarak bahsedilmekle yetinilmesi ile hükmün icrasında tereddüt oluştuğunu, davacıya verilen kusuru kabul etmediklerini, gerek müvekkili davacıya atfedilen kusur oranı gerekse de davalı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş.'nin kusur durumuna ilişkin hatalı tespitler içeren kusura ilişkin Bilirkişi Raporlarını kabul etmediklerini, söz konusu kusur raporları esas alınarak tanzim edilen ve yerel mahkeme ilamına dayanak kılınan 07.03.2022 tarihli Aktüer Bilirkişi Ek Raporu kapsamında yapılan hesaplama ve hesaplamaya esas alınan verilere (maluliyet oranı, hesaplamaya esas gelir, asgari ücret oranı, agi ve sair) de kabulleri olmayıp, istinaf incelemesi kapsamında veya istinaf kararı sonrası yerel mahkeme dosyası kapsamında yeniden aktüer hesaplaması yapılması halinde maluliyet, kusur ve asgari ücrete ilişkin değişikliklere ilişkin tüm haklarının saklı tutulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, husumet itirazları dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporlarında müvekkilinden ikinci asıl işveren olarak bahsedilmişse de, müvekkili ile ... Grup ile arasında sözleşmesel bir ilişkisi olmadığı gibi sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden birlikte sorumlu olmalarının da söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın müvekkil şirket yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini, gerekçe ile hüküm fıkrasının çeliştiğini, müvekkili şirket tarafından inşaatta gözetim ve denetim yükümlülüğünün eksiksiz yerine getirildiğini, ... Grup İnşaat A.Ş'nin asıl işvereni ... Grup'la yapılan 12.02.2015 tarihli Sözleşme'ye bakıldığında ödenecek tazminatlardan yüklenicinin sorumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, tazminattan davacı işçinin çalıştığı şirket ... Grup İnşaat ile dava dışı ... Grup İnşaat'ın sorumlu olduğunu, davayı kabul etmemek üzere haksız ve fahiş manevi tazminat talebi bulunduğunu belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Grup şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, meydana gelen iş kazasında müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu mevcut olmadığını, fakat müvekkili şirketin %40 oranında kusurlu olduğundan bahisle tazminata hükmedildiğini, meydana gelen olayda müvekkilinin tüm tedbirleri aldığını, tüm eğitimlerinin tam ve eksiksiz olarak verildiğini, meydana gelen iş kazasında asıl sorumlunun üst işverenler olduğunu, mahkemenin kusur oranları nispetinde tazminata hükmetmek yerine; müşterek ve müteselsil olarak tazminatın tümünden müvekkili şirketi sorumlu tuttuğunu, gerekçeli kararda müvekkili hakkında herhangi bir sorumluluğun varlığı ya da yokluğu konusunda da şüphe mevcut olduğunu, mahkeme ilamında müvekkili şirketin adının hüküm kısmında geçmediğini, kararın açık ve sarih olmadığını, çelişkiler bulunduğunu, mahkeme kararının bu yönüyle de bozulması gerektiğini, delillerin sadece sıralanmakla yetinildiğini, ancak gerekçe ve dayanakların açıkça anlatılmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... şirketi ve ... şirketinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davacının istinaf isteminin birinci birleşen dava dosyasının davalısı Otoyol şirketinin de hüküm altına alınan tazminatlardan asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerektiği ve davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğu noktalarından kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, tüm davalılar sorumlu olacak şekilde davacının maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, davacı lehine 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, davacı verilen kusuru kabul etmediklerini, davalı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş.'nin kusur durumuna ilişkin hatalı tespitler içeren bilirkişi kusur raporlarını kabul etmediklerini, söz konusu kusur raporları esas alınarak tanzim edilen ve yerel mahkeme ilamına dayanak kılınan 07.03.2022 tarihli hesap raporu kapsamında yapılan hesaplama ve hesaplamaya esas alınan verileri etmediklerini, temyiz incelemesi neticesinde yerel mahkeme dosyası kapsamında yeniden hesap raporu alınması halinde maluliyet, kusur ve asgari ücrete ilişkin değişikliklere ilişkin tüm haklarının saklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Grup şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, mahkeme gerekçesinde, ceza yargılamasındaki tespitlere değinildiğini ancak bunlara itibar edilmediğini, ceza yargılaması neticesinde davacının asli kusurlu olduğunun ifade edildiğini, kusur raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, SGK tarafından ödenen bedellerin maddi tazminat hesabından dışlanması gerektiğini, müteselsil sorumluluk öngörülmesinin doğru olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, mahkemenin SGK tarafından yapılan ödemelerle ilgili, Ceza yargılamasında alınan rapor ile ilgili, çelişki bulunan üç raporla ilgili, kusur oranlarına rağmen neden müteselsil ilişki kurulduğu ile ilgili, tarafların ileri sürdüğü iddialarla ilgili olarak gerekçe sunmaktan sarfınazar ettiğini ve tarafların gerekçeli karar haklarını zedelediğini, müvekkili şirkete yapılan tebligatların usulsüz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Otoyol Yatırım şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı müvekkil şirket ile davalı şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olmadığını, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, müvekkili ile arasında hiçbir hukuki veya ticari bağ bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... İnşaat şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı ile müvekkil arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının işvereninin ... Grup İnşaat Taah. Tic. Ltd. Şti'nin taşeronu olan davalı ... Grup şirketi olduğunu, Kurum ödemelerinin tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin mevzuat uyarınca gözetim ve denetim yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini, dava dılı ... şirketi ile yapılan sözleşme gereğince tazminatlardan ... şirketinin sorumlu olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, red vekalet ücretinin hatalı tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesi aşamasında 17.01.2022 tarihli kök hesap raporu alındığı raporda davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik dönemi toplamı zararı 893.532,25 TL olarak belirlendiği, sonrasında alınan 07.03.2022 tarihli ek hesap raporunda ihtimalli hesaplama yapıldığı ilk ihtimalde davacının maddi zararının 829.023,76 TL olarak, diğer ihtimalde ise 823.894,68 TL olarak olarak belirlendiği yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin maddi tazminat istemini 823.894,68 TL'ye arttırdığı, temyiz incelemesine konu bölge adliye mahkemesi kararında davacının maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak kaydıyla maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği ne var ki karar ilamının gerekçe kısmında yukarıda açıklanıp da davacının maddi tazminat talebinin üstünde hesaplama yapan bilirkişi hesap raporlarından hangisine, hangi nedenle itibar edildiği, davacının maddi zararının Bölge Adliye Mahkemesince ne miktarda kabul edilip de maddi tazminatın taleple bağlı kalınmak üzere kabul edildiğine dair herhangi bir gerekçe bulunmadığı anlaşılmaktadır. Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi'nce davacının maddi tazminat istemi yönünden davacının maddi tazminat talebinin üstünde hesaplama yapan bilirkişi hesap raporlarından hangisine, hangi nedenle itibar edildiği, davacının maddi zararının Bölge Adliye Mahkemesi'nce ne miktarda kabul edilip de maddi tazminatın taleple bağlı kalınmak üzere kabul edildiğine dair herhangi bir gerekçe oluşturulmaksızın sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalılar avukatları yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.